<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>FKM - Fırat Kültür Merkezi</title>
	<atom:link href="http://www.fkmonline.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fkmonline.net</link>
	<description></description>
	<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:37:56 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yılın en çok seyredilen üçüncü filmi oldu</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/yilin-en-cok-seyredilen-ucuncu-filmi-oldu</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/yilin-en-cok-seyredilen-ucuncu-filmi-oldu#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:37:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3940</guid>
		<description><![CDATA[
 
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;da geçen yıllarını anlatan animasyon filmi &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221;, &#8216;Eyyvah Eyvah 2&#8242; ve &#8216;Aşk Tesadüfleri Sever&#8217; filmlerinin ardından 2011 yılının en çok seyredilen 3. filmi oldu.


Film, 8 haftada 2 milyon 200 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3941" title="barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/barla.jpg" alt="barla" width="567" height="315" /></p>
<p> </p>
<div id="news-detail-spot" style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;da geçen yıllarını anlatan animasyon filmi &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221;, &#8216;Eyyvah Eyvah 2&#8242; ve &#8216;Aşk Tesadüfleri Sever&#8217; filmlerinin ardından 2011 yılının en çok seyredilen 3. filmi oldu.</div>
<div id="news-detail-news-text" style="text-align: center;">
<div id="haberMetinDiv">
<p style="text-align: center;">Film, 8 haftada 2 milyon 200 bin kişi tarafından izlendi. &#8216;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8217;, Türkiye&#8217;nin uzun metrajlı ilk animasyon filmi özelliğini taşıyor. Elde edilen rakamın büyük bir başarı olduğunu anlatan yapımcı Fatih Gök, &#8220;Bu, her filme nasip olmayan bir seyirci sayısıdır. Anadolu insanı, Bediüzzaman Said Nursi&#8217;ye sahip çıktı. Onu tanımaya, anlamaya çalıştı. Bizim çabamıza destek verdi.&#8221; dedi. <span id="more-3940"></span>Film, Avrupa ülkelerinde gösterime girdi. Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Fransa, Danimarka ve İngiltere gibi ülkelerde, 65 kadar salonda gösterilen film, yakında Kürtçe, İngilizce ve Arapça dublajlı olarak bu dillerin konuşulduğu yerlerde de vizyona girecek. Gördüğü ilgi sebebiyle 3 hafta olarak öngörülen vizyon süresi uzatılan film, 6 Ocak&#8217;ta gösterimden kalkıyor.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/yilin-en-cok-seyredilen-ucuncu-filmi-oldu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yılın en çok seyredilen üçüncü filmi oldu</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3940-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3940-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:37:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3940-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
 
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;da geçen yıllarını anlatan animasyon filmi &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221;, &#8216;Eyyvah Eyvah 2&#8242; ve &#8216;Aşk Tesadüfleri Sever&#8217; filmlerinin ardından 2011 yılının en çok seyredilen 3. filmi oldu.


Film, 8 haftada 2 milyon 200 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3941" title="barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/barla.jpg" alt="barla" width="567" height="315" /></p>
<p> </p>
<div id="news-detail-spot" style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;da geçen yıllarını anlatan animasyon filmi &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221;, &#8216;Eyyvah Eyvah 2&#8242; ve &#8216;Aşk Tesadüfleri Sever&#8217; filmlerinin ardından 2011 yılının en çok seyredilen 3. filmi oldu.</div>
<div id="news-detail-news-text" style="text-align: center;">
<div id="haberMetinDiv">
<p style="text-align: center;">Film, 8 haftada 2 milyon 200 bin kişi tarafından izlendi. &#8216;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8217;, Türkiye&#8217;nin uzun metrajlı ilk animasyon filmi özelliğini taşıyor. Elde edilen rakamın büyük bir başarı olduğunu anlatan yapımcı Fatih Gök, &#8220;Bu, her filme nasip olmayan bir seyirci sayısıdır. Anadolu insanı, Bediüzzaman Said Nursi&#8217;ye sahip çıktı. Onu tanımaya, anlamaya çalıştı. Bizim çabamıza destek verdi.&#8221; dedi. Film, Avrupa ülkelerinde gösterime girdi. Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Fransa, Danimarka ve İngiltere gibi ülkelerde, 65 kadar salonda gösterilen film, yakında Kürtçe, İngilizce ve Arapça dublajlı olarak bu dillerin konuşulduğu yerlerde de vizyona girecek. Gördüğü ilgi sebebiyle 3 hafta olarak öngörülen vizyon süresi uzatılan film, 6 Ocak&#8217;ta gösterimden kalkıyor.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3940-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yılın en çok seyredilen üçüncü filmi oldu</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3940-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3940-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:37:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3940-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[
 
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;da geçen yıllarını anlatan animasyon filmi &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221;, &#8216;Eyyvah Eyvah 2&#8242; ve &#8216;Aşk Tesadüfleri Sever&#8217; filmlerinin ardından 2011 yılının en çok seyredilen 3. filmi oldu.


Film, 8 haftada 2 milyon 200 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3941" title="barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/barla.jpg" alt="barla" width="630" height="350" /></p>
<p> </p>
<div id="news-detail-spot" style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;da geçen yıllarını anlatan animasyon filmi &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221;, &#8216;Eyyvah Eyvah 2&#8242; ve &#8216;Aşk Tesadüfleri Sever&#8217; filmlerinin ardından 2011 yılının en çok seyredilen 3. filmi oldu.</div>
<div id="news-detail-news-text" style="text-align: center;">
<div id="haberMetinDiv">
<p style="text-align: center;">Film, 8 haftada 2 milyon 200 bin kişi tarafından izlendi. &#8216;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8217;, Türkiye&#8217;nin uzun metrajlı ilk animasyon filmi özelliğini taşıyor. Elde edilen rakamın büyük bir başarı olduğunu anlatan yapımcı Fatih Gök, &#8220;Bu, her filme nasip olmayan bir seyirci sayısıdır. Anadolu insanı, Bediüzzaman Said Nursi&#8217;ye sahip çıktı. Onu tanımaya, anlamaya çalıştı. Bizim çabamıza destek verdi.&#8221; dedi. Film, Avrupa ülkelerinde gösterime girdi. Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Fransa, Danimarka ve İngiltere gibi ülkelerde, 65 kadar salonda gösterilen film, yakında Kürtçe, İngilizce ve Arapça dublajlı olarak bu dillerin konuşulduğu yerlerde de vizyona girecek. Gördüğü ilgi sebebiyle 3 hafta olarak öngörülen vizyon süresi uzatılan film, 6 Ocak&#8217;ta gösterimden kalkıyor.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3940-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>barla</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/yilin-en-cok-seyredilen-ucuncu-filmi-oldu/barla</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/yilin-en-cok-seyredilen-ucuncu-filmi-oldu/barla#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:36:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/barla.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/yilin-en-cok-seyredilen-ucuncu-filmi-oldu/barla/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yılın en çok seyredilen üçüncü filmi oldu</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3940-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3940-revision#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:36:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3940-revision</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3940-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/bir-ulkeyle-birlikte-degisen-resimler</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/bir-ulkeyle-birlikte-degisen-resimler#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:36:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3922</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p>Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.<span id="more-3922"></span></p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/bir-ulkeyle-birlikte-degisen-resimler/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-17</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-17#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:36:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-17</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p>Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-17/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-16</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-16#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-16</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p>Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-16/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-15</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-15#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-15</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.


Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;">Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p>
</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-15/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-14</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-14#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:35:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-14</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.



Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;">Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p>
</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-14/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-13</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-13#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:34:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-13</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.


Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;">Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p>
</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-13/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-12</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-12#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:10:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-12</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.



Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;">
<div>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.</div>
<div id="news-detail-news-text">
<div id="haberMetinDiv">
<p>Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p></div>
</div>
</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-12/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-11</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-11#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-11</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.



Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;">
<div>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.</div>
<div id="news-detail-news-text">
<div id="haberMetinDiv">
<p>Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p></div>
</div>
</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-11/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-10</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-10#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:09:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-10</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.



Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;"></address>
<address style="text-align: center;">
<div id="news-detail-spot">Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Sergiye yıl boyunca eğitim programları da eşlik edecek.</div>
<div id="news-detail-news-text">
<div id="haberMetinDiv">
<p>Resimlerin değişmez sanılan ruhundaki hareketi görebilmek için o durağan anın öncesini, sonrasını tahayyül etmeye çalışırız. Ressamlar için o anın bir başlangıç noktası vardır ama o imgenin &#8217;sonsuzluğunu&#8217; çizen somut bir çerçevesi yoktur muhtemelen. Asırlar boyunca seyahat edebilen resimler varlık sebeplerini ve sürelerini biraz da bakanın değişen algısına borçludur. Yazar, eleştirmen John Berger, &#8220;Yüz ya da beş yüz yaşında olsun bütün bitmiş resimler izleyicinin şu an tuvalde görmekte olduğu şey hakkında yapılmış, geçmişten devralınan kehanetlerdir.&#8221; der. Öyledir zira resim sanatı izleyenin hayal gücüyle yaşar.</p>
<p>Geleneksel teşhir tercihiyle geçmişin Paris salonlarını anımsatan sergi salonunda, resimlerin derinliklerindeki hikâyelerle kaybolduğumda, o kehanetleri muhayyilemde canlandırmaya çalışıyordum. Cazip olan, onları hayranlıkla izleyenlerle birlikte zamansız bir hayat sürmeleriydi. Hüseyin Zekai Paşa&#8217;nın 1897 tarihli &#8216;Yıldız Parkı&#8217; resminde gördüğüm boğaz, orman ışığı, gölgeleri ve kontrastlarıyla döneminin ruhunu yansıtıyordu. Halil Paşa&#8217;nın 1898 tarihli &#8216;Şakayıklar ve Kadın&#8217; isimli çalışmasındaki kadının, şakayıkların mahzun canlılığı, &#8216;Pembeli Kadın&#8217; portresinin ürperten bakışları, izleyeni o resimlerin yapıldığı ana götürüyordu. Hoca Ali Rıza&#8217;nın çam fıstıklarının altında soluklanmak, geleceğe o andan bakmayı da mümkün kılıyordu. Nazmi Ziya Güran&#8217;ın &#8216;Şezlongda Pembeli Kadın&#8217;ı, İbrahim Çallı&#8217;nın &#8216;Hamak&#8217;ta Uzanmış Kadın&#8217;ı, meşhur &#8216;Manolyalı Natürmort&#8217;u, Şevket Dağ&#8217;ın &#8216;Meyveler ve Çiçekler&#8217;i, &#8216;Ayasofya&#8217;sı, Süleyman Seyyid&#8217;in &#8216;Elmalı Natürmort&#8217;u, hepsi, her an onlara hayranlıkla, merakla bakanlarla birlikte çoğalıyor, adeta yenileniyordu. Sonra zaman usulca kendi yatağında akmaya başladı ve bizler de onların değişen ruhuna hayal gücümüzle eşlik ettik.</p>
<p>Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nde &#8216;Bir Ülke Değişirken-Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi&#8217; başlığıyla açılan sergi, modernleşme sürecinde resim sanatının değişen veçhelerini farklı dönemlerden seçilmiş 100 eserle gösteriyor. Aslında hedeflediği yıl boyunca sergiye eşlik eden eğitim programları, atölye çalışmaları ve rehberlik turlarıyla bu toprakların geç keşfedip hemen iştiyakla sahiplendiği resim sanatı üzerinden, bir ülkenin toplumsal, sosyal ve ekonomik dönüşümünü de anlatmak.</p>
<p>Harita Çiziminden Resim Sanatına</p>
<p>En başından itibaren sırayla farklı salonlarda izlediğim bu yolculukta, beni en çok resmin henüz halkla buluşmadığı dönemde, sadece saray çevresinden yüksek sınıfa mensup insanların evinde sergilenen kadın portreleri, vaktiyle yemiş denilen natürmortlar, manzaralar etkiledi. Ne de olsa &#8216;Müstakiller&#8217; diye adlandırılan Cumhuriyet&#8217;in ilk sanatçı grubunun ve sonraki kuşağın resimlerine aşinaydık. Halbuki Osmanlı&#8217;da resim sanatının ilk kez askeri eğitim veren okullarda harita çizimi gibi amaçlar doğrultusunda başladığını ve bu sanata ilgi duyan asker gençlerin yeteneklerini keşfediş öyküsünü, dikenli maceralarını o kadar iyi bilmiyorduk. Sarayın sanattaki gelişmeleri itinayla desteklediğini, Osman Hamdi Bey&#8217;in, Şeker Ahmet Paşa&#8217;nın ve Süleyman Seyyid Bey&#8217;in devlet olanaklarıyla Paris&#8217;e eğitime gönderildiğini, 1883&#8242;te Sanayi-i Nefise Mektebi açıldıktan sonra İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi gençlerin Avrupa&#8217;da eğitim alma şansına sahip olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek &#8216;Batılılaşma&#8217; sürecinde neler yaşadıklarını anlamak, bakışı da etkiliyor.</p>
<p>Türk izlenimcileri olarak da adlandırılan 1914 isimli grupta, Paris&#8217;te Juilan Akademisi&#8217;nde burslarla ve kendi imkânlarıyla okuyan gençlerin Türk resminde kadın portresi, manzara ve natürmort gibi türlerin yaygınlaşmasında oynadıkları rolü idrak etmek önemli. Her daim bize söylendiği gibi, resim sanatında -en azından yetenek ve yorum hususunda- Batı&#8217;dan o kadar da geri kalmış olmadığımızı da söylüyor bu resimler çünkü. 18. yy&#8217;dan itibaren minyatür sanatının resim sanatına doğru kayışını tarihsel gerçekleri ve iyi örnekleriyle izlemek geçmişi merak eden yeni kuşakların ilgisini çekecektir. Mesela Sultan Abdülmecid&#8217;in İstanbul&#8217;un muhtelif camilerinde levhaları bulunan bir hattat olduğu bilgisini, Ferik Ahmet Paşa&#8217;ya Batılı anlamda portresini yaptıran devlet adamı kimliğini, Halife Abdülmecid Efendi&#8217;nin &#8216;Hanzade Sultan Portresi&#8217;yle buluşturarak izlemek dönemin sanatıyla yeni tanışacak olanlara farklı bir boyut ve derinlik kazandıracaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez sergilenecek olan Osman Hamdi Bey imzalı &#8216;Naile Hanım&#8217; portresi, Halil Paşa&#8217;nın 1889&#8242;da sergilenen ve Bronz madalya ile ödüllendirilen &#8216;Madam X&#8217; adlı eserin ödül belgesiyle sunulması önemli ve çarpıcı lakin ben en çok İzzet Ziya&#8217;nın 1917 tarihli &#8216;Deniz Kıyısındaki Kız&#8217; tablosunun önünde kaldım. Ziya, Sanayi-i Nefise&#8217;yi birincilikte bitirmiş 1903&#8242;te. Paris&#8217;teki eğitiminden bitirip Zonaro&#8217;dan sonra saray ressamı olarak da çalışmış. Giderseniz, dirseklerini kayaya yaslamış kırmızı şemsiyeli, beyaz elbiseli kadının melankolik bakışlarının dalgalarla nasıl buluştuğuna bakın isterseniz. O anın öncesini, sonrasını, yapılış hikâyesini bir düşünün. Ya da oradan usulca Hüseyin Avni Lifij&#8217;in masmavi &#8216;Türbe&#8217;sine doğru çevirin yönünüzü. Resim sanatının hayatınızdaki karşılığını en çıplak haliyle göreceksiniz.</p></div>
</div>
</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-10/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-9</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-9#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:09:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-9</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<address style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-9/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-8</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-8#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:08:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-8</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-8/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-7</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-7#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-7</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-7/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-6</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-6#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:08:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-6</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-6/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-5</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-5#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:08:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-5</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-5/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-4</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-4#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:07:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-4</guid>
		<description><![CDATA[
Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, Şehzade Abdülmecid Efendi ve İzzet Ziya gibi Türk resim sanatının ustalarına ait eserler, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi&#8217;nin bir salonunda sürekli sergilenecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-4/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:06:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="567" height="315" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:06:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3923" title="karpuz" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg" alt="karpuz" width="630" height="350" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>karpuz</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/bir-ulkeyle-birlikte-degisen-resimler/karpuz</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/bir-ulkeyle-birlikte-degisen-resimler/karpuz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/12/karpuz.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/bir-ulkeyle-birlikte-degisen-resimler/karpuz/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkeyle birlikte değişen resimler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3922-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3922-revision#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 13:05:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3922-revision</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3922-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>http://www.fkmiletisimakademisi.com/</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/2680-revision-5</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/2680-revision-5#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:55:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/2680-revision-5</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/2680-revision-5/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>http://www.fkmiletisimakademisi.com/</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/2680-autosave</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/2680-autosave#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/2680-autosave</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/2680-autosave/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SESLENDİRME ve DUBLAJ OKULU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/2680-revision-4</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/2680-revision-4#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:51:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/2680-revision-4</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/2680-revision-4/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SESLENDİRME ve DUBLAJ OKULU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/2680-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/2680-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/2680-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[http://www.fkmiletisimakademisi.com/
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>http://www.fkmiletisimakademisi.com/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/2680-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>KURUMSAL</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/2556-autosave</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/2556-autosave#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/2556-autosave</guid>
		<description><![CDATA[FIRAT KÜLTÜR MERKEZİ
KURUMSAL İNTERNET SİTEMİZ İÇİN TIKLAYINIZ
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><a title="FKM KURUMSAL" href="http://fkmonline.net/kurumsal" target="_blank">FIRAT KÜLTÜR MERKEZİ</a></h2>
<h2 style="text-align: center;"><a title="FKM KURUMSAL" href="http://fkmonline.net/kurumsal" target="_blank">KURUMSAL İNTERNET SİTEMİZ İÇİN TIKLAYINIZ</a></h2>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/2556-autosave/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>740 yıllık Medrese&#8217;deki mimari sır!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/740-yillik-medresedeki-mimari-sir</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/740-yillik-medresedeki-mimari-sir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 11:28:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3914</guid>
		<description><![CDATA[SİVAS&#8217;ta Selçuklular döneminde yaptırılan çifte minareli medresenin restore edilen eyvan bölümünddeki hücre duvarlarının küfi yazı ile &#8216;Allah&#8217; lafzını oluşturduğu belirlendi. 
740 yıl önce inşaa edilen yapıdaki bu ayrıntı dikkat çekti.
Selçuklu Devleti&#8217;nin önemli eserlerinin bulunduğu Sivas&#8217;ta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3915" title="206493_medrese" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/206493_medrese.jpg" alt="206493_medrese" width="333" height="248" />SİVAS&#8217;ta Selçuklular döneminde yaptırılan çifte minareli medresenin restore edilen eyvan bölümünddeki hücre duvarlarının küfi yazı ile &#8216;Allah&#8217; lafzını oluşturduğu belirlendi. <span id="more-3914"></span></p>
<p>740 yıl önce inşaa edilen yapıdaki bu ayrıntı dikkat çekti.</p>
<p>Selçuklu Devleti&#8217;nin önemli eserlerinin bulunduğu Sivas&#8217;ta 4 yıl önce restorasyon çalışmalarına başlanan Çifte Minareli Medrese&#8217;nin harebe kısmındaki eyvan bölümü de yeniden canlandırıldı. 1271 yılında Vezir Sahip Şemsettin Mehmed Cüveyni tarafından medresenin harabe halindeki eyvan bölümünde aslına uygun çalışma yapıldı. Çay bahçesi olarak kullanılmak üzere gerçekleştirilen çalışmalar sürürken, Vakıflar Bölge Müdürlüğü sanat tarihçisi Sedat Şahin, binanın hücre duvarlarındaki sırrı keşfetti. Yapılan incelemede eyvan bölümündeki hücre duvarlarının küfi yazı ile &#8216;Allah&#8217; kelimesini oluşturduğu tespit edildi. Vali Ali Kolat&#8217;ta restorasyon çalışmaları süren eserleri incelerken, hücre duvarlarında ortaya çıkan bu ayrıntıyla ilgili olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü Sanat Eserleri Şube Müdürü Osman Ayhan&#8217;dan bilgiler aldı. Bu ayrıntının restorasyon sürerken tespit edildiği öğrenilirken, medresenin minarelerinin alt kısımlarında yer alan mavi renkli şekillerde de &#8216;Allah&#8217; yazısına rastlandığı, bu şekillerin de temeldekiyle aynı olduğu ifade edildi. Eserin kitabesinde böyle bir bilginin bulunmadığı, bugüne kadar da bu ayrıntının fark edilmediği öğrenildi.Sivaskent merkezinde Osmanlı döneminde yapılan Kale Camisi ile Selçuklu eserlerinden Buruciye ve Şifaiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Gökmedrese&#8217;deki restorasyon çalışmaları devam ediyor. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla bir çoğu kent meydanında bulunan eserler yeniden turizm etkinliklerine açılacak.</p>
<p>ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE</p>
<p>1243&#8242;deki Sivas-Suşehri Köse Dağı&#8217;nda Selçuklular ile Moğollar arasında yapılan Köse Dağı Savaşı&#8217;ndan sonra Anadolu ve Sivas&#8217;ta başlayan Moğol hakimiyeti sonrasında Sivas&#8217;ta bulunan İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılan Çifte Minareli Medrese, halk arasında Dar&#8217;ül Hadis olarak da bilinir. Açık avlulu 4 eyvanlı ve iki katlı olan medrese dikdörtgen planlıdır. Minareler dışındaki medrese bölümünün harap olması nedeniyle 1882 yılında Sivas Valisi Sırrı Paşa tarafından ön cephesi hariç yıkılmıştır. 1886 yılında ana eyvanahastaneyaptırılmıştır. Bu yapı daha sonraları Askeri Rüştiye olarak kullanılmıştır. 1914 yılından 1960 yılına kadar da İsmet Paşa ve Numune İlkokulu olarak hizmet vermiştir. 1960 yılından sonra bina Sivas Valisi Mehmet Varinli tarafından yıktırılmış, çevre düzenlemesi yaptırılarak bu günkü halini almıştır. Yapıldığı dönemde Vezir Şemseddin Medresesi olarak da bilinen Çifte Minareli Medrese&#8217;de İslam Hukuku dersleri okutulmuştur.</p>
<p>DHA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/740-yillik-medresedeki-mimari-sir/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>206493_medrese</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/740-yillik-medresedeki-mimari-sir/206493_medrese</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/740-yillik-medresedeki-mimari-sir/206493_medrese#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 11:27:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/206493_medrese.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/740-yillik-medresedeki-mimari-sir/206493_medrese/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>740 yıllık Medrese&#8217;deki mimari sır!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3914-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3914-revision#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 11:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3914-revision</guid>
		<description><![CDATA[SİVAS&#8217;ta Selçuklular döneminde yaptırılan çifte minareli medresenin restore edilen eyvan bölümünddeki hücre duvarlarının küfi yazı ile &#8216;Allah&#8217; lafzını oluşturduğu belirlendi.
740 yıl önce inşaa edilen yapıdaki bu ayrıntı dikkat çekti.
Selçuklu Devleti&#8217;nin önemli eserlerinin bulunduğu Sivas&#8217;ta 4 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SİVAS&#8217;ta Selçuklular döneminde yaptırılan çifte minareli medresenin restore edilen eyvan bölümünddeki hücre duvarlarının küfi yazı ile &#8216;Allah&#8217; lafzını oluşturduğu belirlendi.</p>
<p>740 yıl önce inşaa edilen yapıdaki bu ayrıntı dikkat çekti.</p>
<p>Selçuklu Devleti&#8217;nin önemli eserlerinin bulunduğu Sivas&#8217;ta 4 yıl önce restorasyon çalışmalarına başlanan Çifte Minareli Medrese&#8217;nin harebe kısmındaki eyvan bölümü de yeniden canlandırıldı. 1271 yılında Vezir Sahip Şemsettin Mehmed Cüveyni tarafından medresenin harabe halindeki eyvan bölümünde aslına uygun çalışma yapıldı. Çay bahçesi olarak kullanılmak üzere gerçekleştirilen çalışmalar sürürken, Vakıflar Bölge Müdürlüğü sanat tarihçisi Sedat Şahin, binanın hücre duvarlarındaki sırrı keşfetti. Yapılan incelemede eyvan bölümündeki hücre duvarlarının küfi yazı ile &#8216;Allah&#8217; kelimesini oluşturduğu tespit edildi. Vali Ali Kolat&#8217;ta restorasyon çalışmaları süren eserleri incelerken, hücre duvarlarında ortaya çıkan bu ayrıntıyla ilgili olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü Sanat Eserleri Şube Müdürü Osman Ayhan&#8217;dan bilgiler aldı. Bu ayrıntının restorasyon sürerken tespit edildiği öğrenilirken, medresenin minarelerinin alt kısımlarında yer alan mavi renkli şekillerde de &#8216;Allah&#8217; yazısına rastlandığı, bu şekillerin de temeldekiyle aynı olduğu ifade edildi. Eserin kitabesinde böyle bir bilginin bulunmadığı, bugüne kadar da bu ayrıntının fark edilmediği öğrenildi.Sivaskent merkezinde Osmanlı döneminde yapılan Kale Camisi ile Selçuklu eserlerinden Buruciye ve Şifaiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Gökmedrese&#8217;deki restorasyon çalışmaları devam ediyor. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla bir çoğu kent meydanında bulunan eserler yeniden turizm etkinliklerine açılacak.</p>
<p>ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE</p>
<p>1243&#8242;deki Sivas-Suşehri Köse Dağı&#8217;nda Selçuklular ile Moğollar arasında yapılan Köse Dağı Savaşı&#8217;ndan sonra Anadolu ve Sivas&#8217;ta başlayan Moğol hakimiyeti sonrasında Sivas&#8217;ta bulunan İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılan Çifte Minareli Medrese, halk arasında Dar&#8217;ül Hadis olarak da bilinir. Açık avlulu 4 eyvanlı ve iki katlı olan medrese dikdörtgen planlıdır. Minareler dışındaki medrese bölümünün harap olması nedeniyle 1882 yılında Sivas Valisi Sırrı Paşa tarafından ön cephesi hariç yıkılmıştır. 1886 yılında ana eyvanahastaneyaptırılmıştır. Bu yapı daha sonraları Askeri Rüştiye olarak kullanılmıştır. 1914 yılından 1960 yılına kadar da İsmet Paşa ve Numune İlkokulu olarak hizmet vermiştir. 1960 yılından sonra bina Sivas Valisi Mehmet Varinli tarafından yıktırılmış, çevre düzenlemesi yaptırılarak bu günkü halini almıştır. Yapıldığı dönemde Vezir Şemseddin Medresesi olarak da bilinen Çifte Minareli Medrese&#8217;de İslam Hukuku dersleri okutulmuştur.</p>
<p>DHA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3914-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye din eğitimi tecrübesini Rusya ile paylaştı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/turkiye-din-egitimi-tecrubesini-rusya-ile-paylasti</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/turkiye-din-egitimi-tecrubesini-rusya-ile-paylasti#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 11:26:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3911</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve Moskova İslam Üniversitesi tarafından başkent Moskova&#8217;da 4. Teoloji Konferansı düzenlendi.
Konferansta gençlere en iyi şekilde dini eğitimin verilmesi, okullarda din dersinin yangınlaştırılması ve din dersi hocalarının tam donanımlı eğitimi ile ilgili ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3912" title="diyanet" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/diyanet.jpg" alt="diyanet" width="296" height="220" />Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve Moskova İslam Üniversitesi tarafından başkent Moskova&#8217;da 4. Teoloji Konferansı düzenlendi.<span id="more-3911"></span></p>
<p>Konferansta gençlere en iyi şekilde dini eğitimin verilmesi, okullarda din dersinin yangınlaştırılması ve din dersi hocalarının tam donanımlı eğitimi ile ilgili konular ele alındı.</p>
<p>Golden Ring Oteli&#8217;nde düzenlenen konferansa; Türkiye, Suudi Arabistan, Arnavutluk ve Rusya&#8217;nın çeşitli bölgelerden gelen din adamları ve akademisyenler katıldı. Katılımcılar, Rusya&#8217;da ve dünyada Müslüman gençlere verilen eğitimin tecrübelerini paylaştı. Katılımcılar okullarda özellikte gençlere sağlıklı ve günümüz şartlarına uygun dini eğitim verilmesi konusuna vurgu yaptı.</p>
<p>Ayrıca İslam dinini, kültürünü ve tarihini en iyi şekilde bilen ve eğitimde uygulayacak öğretmenlerin yetiştirilmesi üzerinde duran akademisyenler, mezhep, din ve ırk çatışmalarının en çok gençler arasında yaşandığına dikkat çekti ve eğitim yoluyla bu sorunun aşılabileceğine vurgu yapıldı. Katılımcılar konferansta, Rusya&#8217;da din eğitimin daha verimli hale gelmesi ve yaygınlaşması ile ilgili düşüncelerini de aktardı.</p>
<p>Konferansa Türkiye&#8217;den gelenSivasCumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Yaşar Aşıkoğlu, gençliğin eğitiminde dini bilginin önemi ve yeri ile ilgili bir konuşma yaptı. Aşıkoğlu, &#8220;İnsanların düşünce ve yaşayışlarını etkileyen ve şekillendiren inançlar ve değerlerin etkisiyle oluşan kültür okulda eğitim yoluyla yeni yetişen genç nesillere kazandırılmak durumundadır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Öğretim görevlilerin eğitilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Aşıkoğlu, &#8220;Dini bilgi ihtiyaçtır, doğru bilgiyle karşılanmazsa yozlaşır okul dışında farklı kaynaklardan karşılanmaya çalışılır.&#8221; hatırlatmasında bulundu.</p>
<p>Din eğitiminin psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları da değerlendiren Aşıkoğlu, &#8220;İslam dini her inananın okumak, öğrenmek ve gelişmekle yükümlü olduğunu söyler. Din eğitimi matematik, fizik kadar önemlidir. Gençler, toplumun ihtiyaçlarını dikkate alarak uygun müfredat programıyla dini bilgileri almalılar.&#8221; dedi. Aşıkoğlu bu konuda Türkiye&#8217;nin tecrübelerinden faydalanmak istendiğin de her zaman paylaşılmaya hazır olduklarını dile getirdi.</p>
<p>Konferansa katılan TürkiyeDiyanetVakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı Mazhar Bilgin ise yaptığı açıklamasında bilim adamlarının daha çok eğitime vurgu yaptıklarını ifade etti. Bilgin, &#8220;Gençlerin gelecekteki beklentileri ve dini eğitim verilmesi üzerinde duruldu. Yuvarlak masa etrafından grup çalışmalarıyla toplantıya devam ediliyor.&#8221; dedi. Bilgin,TürkiyeDiyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın bu konuda katkılarını devam ettireceğini sözlerine ekledi.<br />
(CİHAN)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/turkiye-din-egitimi-tecrubesini-rusya-ile-paylasti/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>diyanet</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/turkiye-din-egitimi-tecrubesini-rusya-ile-paylasti/diyanet</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/turkiye-din-egitimi-tecrubesini-rusya-ile-paylasti/diyanet#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 11:26:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/diyanet.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/turkiye-din-egitimi-tecrubesini-rusya-ile-paylasti/diyanet/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye din eğitimi tecrübesini Rusya ile paylaştı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3911-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3911-revision#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 11:25:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3911-revision</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3911-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-10</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-10#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-10</guid>
		<description><![CDATA[
Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı
Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.
Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-full wp-image-3894" title="178570_fethullah-gulen" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/178570_fethullah-gulen.jpg" alt="178570_fethullah-gulen" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</p>
<p style="text-align: center;">Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.<span id="more-3910"></span></p>
<p style="text-align: center;">Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, yokluğa mahkum ettiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın, kibirlilerden çok çektiğini anlattı.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlilerin, içinde bulunmadıkları zaman, çok önemli ve hayati hizmetlere lanet okuyacak kadar dengeyi kaybedebileceklerini vurguluyor.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlileri bahtısız olarak tanımladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&amp;embeddedplayer=v1">Videoyu İzlemek İçin Tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-10/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/fkm%e2%80%99de-ogretmenler-gunu-coskusu</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/fkm%e2%80%99de-ogretmenler-gunu-coskusu#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3902</guid>
		<description><![CDATA[
ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;"><img class="aligncenter size-large wp-image-3903" title="dsc_1000" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000-1024x425.jpg" alt="dsc_1000" width="531" height="221" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;">ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi.<span id="more-3902"></span> Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit geçirdiler. Sonrasında büyük salonda, Anafen Dershanesi bünyesindeki 15. Yılını doldurmuş öğretmenlere hediye ve plaketlerini sunmak içi ödül töreni düzenlendi. Plaketlerini alan emektar öğretmenler, duygu dolu anlar yaşadılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="mso-tab-count: 15;">                                                                                                                                                                                </span><span style="mso-tab-count: 5;">                                                           </span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="line-height: 115%; font-size: 14pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;">Fırat Kültür Merkezi FKM</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/fkm%e2%80%99de-ogretmenler-gunu-coskusu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3902-revision-6</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3902-revision-6#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3902-revision-6</guid>
		<description><![CDATA[
ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;"><img class="aligncenter size-large wp-image-3903" title="dsc_1000" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000-1024x425.jpg" alt="dsc_1000" width="531" height="221" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;">ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi.<span id="more-3917"></span> Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit geçirdiler. Sonrasında büyük salonda, Anafen Dershanesi bünyesindeki 15. Yılını doldurmuş öğretmenlere hediye ve plaketlerini sunmak içi ödül töreni düzenlendi. Plaketlerini alan emektar öğretmenler, duygu dolu anlar yaşadılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="mso-tab-count: 15;">                                                                                                                                                                                </span><span style="mso-tab-count: 5;">                                                           </span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="line-height: 115%; font-size: 14pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;">Fırat Kültür Merkezi FKM</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3902-revision-6/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3902-revision-5</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3902-revision-5#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3902-revision-5</guid>
		<description><![CDATA[
ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;"><img class="aligncenter size-large wp-image-3903" title="dsc_1000" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000-1024x425.jpg" alt="dsc_1000" width="531" height="221" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;">ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit geçirdiler. Sonrasında büyük salonda, Anafen Dershanesi bünyesindeki 15. Yılını doldurmuş öğretmenlere hediye ve plaketlerini sunmak içi ödül töreni düzenlendi. Plaketlerini alan emektar öğretmenler, duygu dolu anlar yaşadılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="mso-tab-count: 15;">                                                                                                                                                                                </span><span style="mso-tab-count: 5;">                                                           </span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="line-height: 115%; font-size: 14pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;">Fırat Kültür Merkezi FKM</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3902-revision-5/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3902-revision-4</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3902-revision-4#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:26:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3902-revision-4</guid>
		<description><![CDATA[
ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;"><img class="aligncenter size-large wp-image-3903" title="dsc_1000" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000-1024x425.jpg" alt="dsc_1000" width="664" height="276" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;">ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit geçirdiler. Sonrasında büyük salonda, Anafen Dershanesi bünyesindeki 15. Yılını doldurmuş öğretmenlere hediye ve plaketlerini sunmak içi ödül töreni düzenlendi. Plaketlerini alan emektar öğretmenler, duygu dolu anlar yaşadılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="mso-tab-count: 15;">                                                                                                                                                                                </span><span style="mso-tab-count: 5;">                                                           </span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="line-height: 115%; font-size: 14pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;">Fırat Kültür Merkezi FKM</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3902-revision-4/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3902-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3902-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:26:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3902-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;"><img class="aligncenter size-large wp-image-3903" title="dsc_1000" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000-1024x425.jpg" alt="dsc_1000" width="830" height="345" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;">ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit geçirdiler. Sonrasında büyük salonda, Anafen Dershanesi bünyesindeki 15. Yılını doldurmuş öğretmenlere hediye ve plaketlerini sunmak içi ödül töreni düzenlendi. Plaketlerini alan emektar öğretmenler, duygu dolu anlar yaşadılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="mso-tab-count: 15;">                                                                                                                                                                                </span><span style="mso-tab-count: 5;">                                                           </span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="line-height: 115%; font-size: 14pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;">Fırat Kültür Merkezi FKM</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3902-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3902-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3902-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:25:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3902-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[
ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;"><img class="aligncenter size-large wp-image-3903" title="dsc_1000" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000-1024x425.jpg" alt="dsc_1000" width="922" height="383" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="font-family: Calibri;">ANAFEN DERSANESİ, güçlü kadrosu ve öğretmenleriyle birlikte öğretmenler günü için bugün (23 Kasım’da) Fırat Kültür Merkezi’nde anlamlı bir kutlama gerçekleştirdi. Kutlama öncesinde fuaye salonundaki kokteylde bir araya gelen, geleceğin nesillerinin ellerinde olduğu öğretmenler, meslektaşlarıyla hoş vakit geçirdiler. Sonrasında büyük salonda, Anafen Dersanesi bünyesindeki 15. Yılını doldurmuş öğretmenlere hediye ve plaketlerini sunmak içi ödül töreni düzenlendi. Plaketlerini alan emektar öğretmenler, duygu dolu anlar yaşadılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"><span style="mso-tab-count: 15;">                                                                                                                                                                                </span><span style="mso-tab-count: 5;">                                                           </span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="line-height: 115%; font-size: 14pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt;">Fırat Kültür Merkezi FKM</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3902-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>dsc_1000</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/fkm%e2%80%99de-ogretmenler-gunu-coskusu/dsc_1000</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/fkm%e2%80%99de-ogretmenler-gunu-coskusu/dsc_1000#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/dsc_1000.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/fkm%e2%80%99de-ogretmenler-gunu-coskusu/dsc_1000/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3902-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3902-revision#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 12:23:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3902-revision</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3902-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/07</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/07#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:40:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3887</guid>
		<description><![CDATA[
Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı
Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.
Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-full wp-image-3894" title="178570_fethullah-gulen" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/178570_fethullah-gulen.jpg" alt="178570_fethullah-gulen" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</p>
<p style="text-align: center;">Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.<span id="more-3887"></span></p>
<p style="text-align: center;">Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, yokluğa mahkum ettiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın, kibirlilerden çok çektiğini anlattı.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlilerin, içinde bulunmadıkları zaman, çok önemli ve hayati hizmetlere lanet okuyacak kadar dengeyi kaybedebileceklerini vurguluyor.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlileri bahtısız olarak tanımladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&amp;embeddedplayer=v1">Videoyu İzlemek İçin Tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/07/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ebeveynler bu hatayı yapmayın!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/ebeveynler-bu-hatayi-yapmayin</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/ebeveynler-bu-hatayi-yapmayin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:32:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3898</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Adam mısın sen? Erkek olsaydın da yapsaydın&#8230;&#8221; diyen kadınlar, &#8220;Ömrümü yedin! Sen ne biçim kadınsın?&#8221; diyen kocalar&#8230; Tartışmalarda söylenen sözler eşler arasındaki sevgi ve saygıyı da yıkar gider. Sözler adeta birer kurşuna döner aşkı öldürür.
Tartışmalar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3899" title="206038_aile" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/206038_aile.jpg" alt="206038_aile" width="333" height="248" />&#8220;Adam mısın sen? Erkek olsaydın da yapsaydın&#8230;&#8221; diyen kadınlar, &#8220;Ömrümü yedin! Sen ne biçim kadınsın?&#8221; diyen kocalar&#8230; Tartışmalarda söylenen sözler eşler arasındaki sevgi ve saygıyı da yıkar gider. Sözler adeta birer kurşuna döner aşkı öldürür.<span id="more-3898"></span></p>
<p>Tartışmalar ve kavgalar, evliliğin tuzu biberidir. Dozunda olduğu sürece, evliliğe renk ve heyecan katar. Ancak o esnada bazı iletişim hataları yapılıyor ki kavga daha da büyüyor. Eski defterler açılıyor, suçlamalarda bulunuluyor, sorun hâkimiyet ve baskı ile çözülmeye çalışılıyor. Ne var ki o andaki kızgınlık ve öfke ile çoğu zaman ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor. Öyle kelimeler sarf ediliyor ki adeta &#8220;bu söz kavgada bile söylenmez&#8221; dedirtecek türden. &#8216;Beğenmiyorsan kapı orada. Çık git!&#8217;, &#8216;Seninle evlenmekle hata ettim&#8217;, &#8216;Kadın olsaydın annemi idare ederdin&#8217;, &#8216;Sen ne işe yararsın ki!&#8217; &#8216;Şikâyetten başka bir şey bilmezsin zaten&#8217;, &#8216;Ömrümü yedin!&#8217;, &#8216;Annem demişti, bununla evlenilmez diye&#8230;&#8217;, &#8216;Senin için saçımı süpürge ettim.&#8217;, &#8216;Adam mısın sen?&#8217;, &#8216;Erkek olsaydın da yapsaydın&#8217;, &#8216;Bıktım senin ilgisizliğinden!&#8217;</p>
<p>Evlilik ve aile danışmanı psikolog Filiz Bayraktar, tartışmada eşlerin birbirini rencide edecek, onur kırıcı sözleri asla sarf etmemesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Bayraktar, evlilikte tartışma sırasında yapılan en büyük yanlışın eşin meziyetlerinin görmezden gelinip, hatalarının abartılması olduğunu belirtiyor. Kavgada çoğu zaman asıl konudan uzaklaşıldığını ifade eden Bayraktar, eşlerin, durumu hâkimiyet kurma şekline dönüştürdüğünü söylüyor. İki tarafın da genellikle birbirini dinlemediğini aktaran Bayraktar, &#8220;Olay kişileştirilir, aşırı tepki verilir. Kişi, o yaşa gelinceye kadarki öğrendikleri, algıladıkları, düşündükleri tartışma kalıplarının doğru olduğunu savunarak eşinin her söylediğini yanlış görür ve kavga gittikçe büyür, şiddetlenir.&#8221; diyor. Bayraktar, tartışmaya ayrıca bağırma, küfürlü ve ağır sözlerin dâhil edilmesi halinde saygının da yitirileceğini belirtiyor. Onur kırıcı söz ve davranışların kişide yaralar açtığını aktaran Bayraktar, &#8220;Saygı biterse sevgi de biter.&#8221; ifadesini kullanıyor.</p>
<p>Kadınlar eski defterleri açıyor erkekler İSE dinlemiyor</p>
<p>Kadın ve erkekler, tartışma esnasında farklı konuları gün yüzüne çıkarıyor. Psikolog Bayraktar&#8217;a göre kadınlar, en küçük kavgada dahi eşinin ailesi ile olan ilişkisi ve kayınvalidesi ile anlaşmazlıklarından bahsediyor. Eşinin kendisini anlamadığını önemsemediğini dile getiriyor. &#8216;Sen zaten sorumsuzsun, hiçbir şeyle ilgilenmiyorsun&#8217; ifadeleri ile eşinin konuşmasına fırsat vermeden suçlamalarda bulunuyor. Özellikle de &#8216;eski defterleri&#8217; karıştırması kadını haklı olsa dahi haksız duruma düşürüyor. Erkekler ise kadınların aksine konuşmak istemiyor ve dinlemiyor. Sorunu hâkimiyet ve baskı ile çözmeye çalışıyor. Eşini itaatsiz olarak suçluyor, başka kadınlarla kıyaslıyor.</p>
<p>Eşinizle yaptığınız tartışmayı savaşa çevirmeyin</p>
<p>Önce dinleyin. İtirazın ne olduğunu anlayın ve sakince cevap verin. Bağırarak konuşmayın.</p>
<p>Sorunu açık ve net bir şekilde anlatın. Hasıraltına itilmeden çözüme gidin. Aksi takdirde biriken bu sorunlar yanardağ gibi beklenmedik bir zamanda patlayabilir.</p>
<p>Topluluk önünde tartışmayın, eleştirmeyin. Hakaret etmeyin ya da hakarete hakaretle cevap vermeyin. Asla vurmayın, itmeyin, şiddet gösterilerinden sakının.</p>
<p>Eşler birbirini sonuna kadar dinlemeli. Eleştirmeden fikirlerinizi söyleyin.</p>
<p>Doğru çözümü bulmak için ortak karar vermeye ve saygı çerçevesi içinde tartışmayı sonlandırmaya çalışın.</p>
<p>Yapıcı eleştirilerde bulunun, yıkıcı eleştirilerden uzak kalın. Amaç birlikteliği bozmak değil, daha iyi bir paylaşıma götürmek olmalı. Tartışmanın bedeli, eşi kaybetmek pahasına kazanmak değildir.</p>
<p>Eşinizi başkaları ile kıyaslamayın.</p>
<p>Çözüme ulaşılmışken eşe söylenecek herhangi bir &#8217;sen de şöyle yapmalıydın&#8217; gibi ifadeler, yeni bir sorunu beraberinde getirir. Sevgiyi gösterecek bir davranışta bulunmak veya sevgi sözcükleri tartışmayı bitirecektir.</p>
<p>En küçük tartışma veya kavgayı çevrenizle özellikle de anne-babanızla paylaşmayın, anlatmayın. Eşler kavga esnasında yaşanılanları unutur, ancak anne-babada bir önyargı oluşabilir.</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr">www.zaman.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/ebeveynler-bu-hatayi-yapmayin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ebeveynler bu hatayı yapmayın!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3898-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3898-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:32:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3898-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Adam mısın sen? Erkek olsaydın da yapsaydın&#8230;&#8221; diyen kadınlar, &#8220;Ömrümü yedin! Sen ne biçim kadınsın?&#8221; diyen kocalar&#8230; Tartışmalarda söylenen sözler eşler arasındaki sevgi ve saygıyı da yıkar gider. Sözler adeta birer kurşuna döner aşkı öldürür.
Tartışmalar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3899" title="206038_aile" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/206038_aile.jpg" alt="206038_aile" width="333" height="248" />&#8220;Adam mısın sen? Erkek olsaydın da yapsaydın&#8230;&#8221; diyen kadınlar, &#8220;Ömrümü yedin! Sen ne biçim kadınsın?&#8221; diyen kocalar&#8230; Tartışmalarda söylenen sözler eşler arasındaki sevgi ve saygıyı da yıkar gider. Sözler adeta birer kurşuna döner aşkı öldürür.<span id="more-3901"></span></p>
<p>Tartışmalar ve kavgalar, evliliğin tuzu biberidir. Dozunda olduğu sürece, evliliğe renk ve heyecan katar. Ancak o esnada bazı iletişim hataları yapılıyor ki kavga daha da büyüyor. Eski defterler açılıyor, suçlamalarda bulunuluyor, sorun hâkimiyet ve baskı ile çözülmeye çalışılıyor. Ne var ki o andaki kızgınlık ve öfke ile çoğu zaman ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor. Öyle kelimeler sarf ediliyor ki adeta &#8220;bu söz kavgada bile söylenmez&#8221; dedirtecek türden. &#8216;Beğenmiyorsan kapı orada. Çık git!&#8217;, &#8216;Seninle evlenmekle hata ettim&#8217;, &#8216;Kadın olsaydın annemi idare ederdin&#8217;, &#8216;Sen ne işe yararsın ki!&#8217; &#8216;Şikâyetten başka bir şey bilmezsin zaten&#8217;, &#8216;Ömrümü yedin!&#8217;, &#8216;Annem demişti, bununla evlenilmez diye&#8230;&#8217;, &#8216;Senin için saçımı süpürge ettim.&#8217;, &#8216;Adam mısın sen?&#8217;, &#8216;Erkek olsaydın da yapsaydın&#8217;, &#8216;Bıktım senin ilgisizliğinden!&#8217;</p>
<p>Evlilik ve aile danışmanı psikolog Filiz Bayraktar, tartışmada eşlerin birbirini rencide edecek, onur kırıcı sözleri asla sarf etmemesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Bayraktar, evlilikte tartışma sırasında yapılan en büyük yanlışın eşin meziyetlerinin görmezden gelinip, hatalarının abartılması olduğunu belirtiyor. Kavgada çoğu zaman asıl konudan uzaklaşıldığını ifade eden Bayraktar, eşlerin, durumu hâkimiyet kurma şekline dönüştürdüğünü söylüyor. İki tarafın da genellikle birbirini dinlemediğini aktaran Bayraktar, &#8220;Olay kişileştirilir, aşırı tepki verilir. Kişi, o yaşa gelinceye kadarki öğrendikleri, algıladıkları, düşündükleri tartışma kalıplarının doğru olduğunu savunarak eşinin her söylediğini yanlış görür ve kavga gittikçe büyür, şiddetlenir.&#8221; diyor. Bayraktar, tartışmaya ayrıca bağırma, küfürlü ve ağır sözlerin dâhil edilmesi halinde saygının da yitirileceğini belirtiyor. Onur kırıcı söz ve davranışların kişide yaralar açtığını aktaran Bayraktar, &#8220;Saygı biterse sevgi de biter.&#8221; ifadesini kullanıyor.</p>
<p>Kadınlar eski defterleri açıyor erkekler İSE dinlemiyor</p>
<p>Kadın ve erkekler, tartışma esnasında farklı konuları gün yüzüne çıkarıyor. Psikolog Bayraktar&#8217;a göre kadınlar, en küçük kavgada dahi eşinin ailesi ile olan ilişkisi ve kayınvalidesi ile anlaşmazlıklarından bahsediyor. Eşinin kendisini anlamadığını önemsemediğini dile getiriyor. &#8216;Sen zaten sorumsuzsun, hiçbir şeyle ilgilenmiyorsun&#8217; ifadeleri ile eşinin konuşmasına fırsat vermeden suçlamalarda bulunuyor. Özellikle de &#8216;eski defterleri&#8217; karıştırması kadını haklı olsa dahi haksız duruma düşürüyor. Erkekler ise kadınların aksine konuşmak istemiyor ve dinlemiyor. Sorunu hâkimiyet ve baskı ile çözmeye çalışıyor. Eşini itaatsiz olarak suçluyor, başka kadınlarla kıyaslıyor.</p>
<p>Eşinizle yaptığınız tartışmayı savaşa çevirmeyin</p>
<p>Önce dinleyin. İtirazın ne olduğunu anlayın ve sakince cevap verin. Bağırarak konuşmayın.</p>
<p>Sorunu açık ve net bir şekilde anlatın. Hasıraltına itilmeden çözüme gidin. Aksi takdirde biriken bu sorunlar yanardağ gibi beklenmedik bir zamanda patlayabilir.</p>
<p>Topluluk önünde tartışmayın, eleştirmeyin. Hakaret etmeyin ya da hakarete hakaretle cevap vermeyin. Asla vurmayın, itmeyin, şiddet gösterilerinden sakının.</p>
<p>Eşler birbirini sonuna kadar dinlemeli. Eleştirmeden fikirlerinizi söyleyin.</p>
<p>Doğru çözümü bulmak için ortak karar vermeye ve saygı çerçevesi içinde tartışmayı sonlandırmaya çalışın.</p>
<p>Yapıcı eleştirilerde bulunun, yıkıcı eleştirilerden uzak kalın. Amaç birlikteliği bozmak değil, daha iyi bir paylaşıma götürmek olmalı. Tartışmanın bedeli, eşi kaybetmek pahasına kazanmak değildir.</p>
<p>Eşinizi başkaları ile kıyaslamayın.</p>
<p>Çözüme ulaşılmışken eşe söylenecek herhangi bir &#8217;sen de şöyle yapmalıydın&#8217; gibi ifadeler, yeni bir sorunu beraberinde getirir. Sevgiyi gösterecek bir davranışta bulunmak veya sevgi sözcükleri tartışmayı bitirecektir.</p>
<p>En küçük tartışma veya kavgayı çevrenizle özellikle de anne-babanızla paylaşmayın, anlatmayın. Eşler kavga esnasında yaşanılanları unutur, ancak anne-babada bir önyargı oluşabilir.</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr">www.zaman.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3898-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>206038_aile</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/ebeveynler-bu-hatayi-yapmayin/206038_aile</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/ebeveynler-bu-hatayi-yapmayin/206038_aile#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:31:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/206038_aile.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/ebeveynler-bu-hatayi-yapmayin/206038_aile/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ebeveynler bu hatayı yapmayın!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3898-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3898-revision#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:31:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3898-revision</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Adam mısın sen? Erkek olsaydın da yapsaydın&#8230;&#8221; diyen kadınlar, &#8220;Ömrümü yedin! Sen ne biçim kadınsın?&#8221; diyen kocalar&#8230; Tartışmalarda söylenen sözler eşler arasındaki sevgi ve saygıyı da yıkar gider. Sözler adeta birer kurşuna döner aşkı öldürür.
Tartışmalar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Adam mısın sen? Erkek olsaydın da yapsaydın&#8230;&#8221; diyen kadınlar, &#8220;Ömrümü yedin! Sen ne biçim kadınsın?&#8221; diyen kocalar&#8230; Tartışmalarda söylenen sözler eşler arasındaki sevgi ve saygıyı da yıkar gider. Sözler adeta birer kurşuna döner aşkı öldürür.<span id="more-3900"></span></p>
<p>Tartışmalar ve kavgalar, evliliğin tuzu biberidir. Dozunda olduğu sürece, evliliğe renk ve heyecan katar. Ancak o esnada bazı iletişim hataları yapılıyor ki kavga daha da büyüyor. Eski defterler açılıyor, suçlamalarda bulunuluyor, sorun hâkimiyet ve baskı ile çözülmeye çalışılıyor. Ne var ki o andaki kızgınlık ve öfke ile çoğu zaman ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor. Öyle kelimeler sarf ediliyor ki adeta &#8220;bu söz kavgada bile söylenmez&#8221; dedirtecek türden. &#8216;Beğenmiyorsan kapı orada. Çık git!&#8217;, &#8216;Seninle evlenmekle hata ettim&#8217;, &#8216;Kadın olsaydın annemi idare ederdin&#8217;, &#8216;Sen ne işe yararsın ki!&#8217; &#8216;Şikâyetten başka bir şey bilmezsin zaten&#8217;, &#8216;Ömrümü yedin!&#8217;, &#8216;Annem demişti, bununla evlenilmez diye&#8230;&#8217;, &#8216;Senin için saçımı süpürge ettim.&#8217;, &#8216;Adam mısın sen?&#8217;, &#8216;Erkek olsaydın da yapsaydın&#8217;, &#8216;Bıktım senin ilgisizliğinden!&#8217;</p>
<p>Evlilik ve aile danışmanı psikolog Filiz Bayraktar, tartışmada eşlerin birbirini rencide edecek, onur kırıcı sözleri asla sarf etmemesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Bayraktar, evlilikte tartışma sırasında yapılan en büyük yanlışın eşin meziyetlerinin görmezden gelinip, hatalarının abartılması olduğunu belirtiyor. Kavgada çoğu zaman asıl konudan uzaklaşıldığını ifade eden Bayraktar, eşlerin, durumu hâkimiyet kurma şekline dönüştürdüğünü söylüyor. İki tarafın da genellikle birbirini dinlemediğini aktaran Bayraktar, &#8220;Olay kişileştirilir, aşırı tepki verilir. Kişi, o yaşa gelinceye kadarki öğrendikleri, algıladıkları, düşündükleri tartışma kalıplarının doğru olduğunu savunarak eşinin her söylediğini yanlış görür ve kavga gittikçe büyür, şiddetlenir.&#8221; diyor. Bayraktar, tartışmaya ayrıca bağırma, küfürlü ve ağır sözlerin dâhil edilmesi halinde saygının da yitirileceğini belirtiyor. Onur kırıcı söz ve davranışların kişide yaralar açtığını aktaran Bayraktar, &#8220;Saygı biterse sevgi de biter.&#8221; ifadesini kullanıyor.</p>
<p>Kadınlar eski defterleri açıyor erkekler İSE dinlemiyor</p>
<p>Kadın ve erkekler, tartışma esnasında farklı konuları gün yüzüne çıkarıyor. Psikolog Bayraktar&#8217;a göre kadınlar, en küçük kavgada dahi eşinin ailesi ile olan ilişkisi ve kayınvalidesi ile anlaşmazlıklarından bahsediyor. Eşinin kendisini anlamadığını önemsemediğini dile getiriyor. &#8216;Sen zaten sorumsuzsun, hiçbir şeyle ilgilenmiyorsun&#8217; ifadeleri ile eşinin konuşmasına fırsat vermeden suçlamalarda bulunuyor. Özellikle de &#8216;eski defterleri&#8217; karıştırması kadını haklı olsa dahi haksız duruma düşürüyor. Erkekler ise kadınların aksine konuşmak istemiyor ve dinlemiyor. Sorunu hâkimiyet ve baskı ile çözmeye çalışıyor. Eşini itaatsiz olarak suçluyor, başka kadınlarla kıyaslıyor.</p>
<p>Eşinizle yaptığınız tartışmayı savaşa çevirmeyin</p>
<p>Önce dinleyin. İtirazın ne olduğunu anlayın ve sakince cevap verin. Bağırarak konuşmayın.</p>
<p>Sorunu açık ve net bir şekilde anlatın. Hasıraltına itilmeden çözüme gidin. Aksi takdirde biriken bu sorunlar yanardağ gibi beklenmedik bir zamanda patlayabilir.</p>
<p>Topluluk önünde tartışmayın, eleştirmeyin. Hakaret etmeyin ya da hakarete hakaretle cevap vermeyin. Asla vurmayın, itmeyin, şiddet gösterilerinden sakının.</p>
<p>Eşler birbirini sonuna kadar dinlemeli. Eleştirmeden fikirlerinizi söyleyin.</p>
<p>Doğru çözümü bulmak için ortak karar vermeye ve saygı çerçevesi içinde tartışmayı sonlandırmaya çalışın.</p>
<p>Yapıcı eleştirilerde bulunun, yıkıcı eleştirilerden uzak kalın. Amaç birlikteliği bozmak değil, daha iyi bir paylaşıma götürmek olmalı. Tartışmanın bedeli, eşi kaybetmek pahasına kazanmak değildir.</p>
<p>Eşinizi başkaları ile kıyaslamayın.</p>
<p>Çözüme ulaşılmışken eşe söylenecek herhangi bir &#8217;sen de şöyle yapmalıydın&#8217; gibi ifadeler, yeni bir sorunu beraberinde getirir. Sevgiyi gösterecek bir davranışta bulunmak veya sevgi sözcükleri tartışmayı bitirecektir.</p>
<p>En küçük tartışma veya kavgayı çevrenizle özellikle de anne-babanızla paylaşmayın, anlatmayın. Eşler kavga esnasında yaşanılanları unutur, ancak anne-babada bir önyargı oluşabilir.</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr">www.zaman.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3898-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-9</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-9#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-9</guid>
		<description><![CDATA[
Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı
Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.
Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-full wp-image-3894" title="178570_fethullah-gulen" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/178570_fethullah-gulen.jpg" alt="178570_fethullah-gulen" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</p>
<p style="text-align: center;">Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.<span id="more-3909"></span></p>
<p style="text-align: center;">Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, yokluğa mahkum ettiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın, kibirlilerden çok çektiğini anlattı.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlilerin, içinde bulunmadıkları zaman, çok önemli ve hayati hizmetlere lanet okuyacak kadar dengeyi kaybedebileceklerini vurguluyor.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlileri bahtısız olarak tanımladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&amp;embeddedplayer=v1">Videoyu İzlemek İçin Tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-9/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-8</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-8#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:24:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-8</guid>
		<description><![CDATA[
Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı
Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.
Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-full wp-image-3894" title="178570_fethullah-gulen" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/178570_fethullah-gulen.jpg" alt="178570_fethullah-gulen" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</p>
<p style="text-align: center;">Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.<span id="more-3896"></span></p>
<p style="text-align: center;">Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, yokluğa mahkum ettiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın, kibirlilerden çok çektiğini anlattı.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlilerin, içinde bulunmadıkları zaman, çok önemli ve hayati hizmetlere lanet okuyacak kadar dengeyi kaybedebileceklerini vurguluyor.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlileri bahtısız olarak tanımladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&amp;embeddedplayer=v1">Videoyu İzlemek İçin Tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-8/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>178570_fethullah-gulen</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/07/178570_fethullah-gulen-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/07/178570_fethullah-gulen-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:24:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/178570_fethullah-gulen.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/07/178570_fethullah-gulen-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-7</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-7#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-7</guid>
		<description><![CDATA[Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı
Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.
Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</p>
<p style="text-align: center;">Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.</p>
<p style="text-align: center;">Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, yokluğa mahkum ettiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: center;">Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın, kibirlilerden çok çektiğini anlattı.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlilerin, içinde bulunmadıkları zaman, çok önemli ve hayati hizmetlere lanet okuyacak kadar dengeyi kaybedebileceklerini vurguluyor.</p>
<p style="text-align: center;">Hocaefendi, kibirlileri bahtısız olarak tanımladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Videoyu İzlemek İçin Tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-7/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-6</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-6#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-6</guid>
		<description><![CDATA[Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı
Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;	
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.
Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hocaefendi&#8217;den &#8216;Kibir&#8217; uyarısı</p>
<p>Kibir&#8230; Bir çeşit cinnet ve ruhi rahatsızlık&#8230;	</p>
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, &#8220;Kibir&#8221; başlıklı yazısında çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Gülen önce &#8220;kibirli insanı&#8221; tarif etti.</p>
<p>Gülen, kibirli insanın, mukaddeslere saygısızlık gösterenleri affettiği halde, kendisini övmeyenleri hiçliğe, yokluğa mahkum ettiğini vurguladı.</p>
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, insanlığın, kibirlilerden çok çektiğini anlattı.</p>
<p>Hocaefendi, kibirlilerin, içinde bulunmadıkları zaman, çok önemli ve hayati hizmetlere lanet okuyacak kadar dengeyi kaybedebileceklerini vurguluyor.</p>
<p><a href=" <iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0" allowfullscreen="true">
<p><a rel="nofollow" href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe>&#8220;></p>
<p>Hocaefendi, kibirlileri bahtısız olarak tanımladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-6/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-5</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-5#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:20:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-5</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="            <iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe>&#8220;><iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-5/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-4</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-4#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:19:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-4</guid>
		<description><![CDATA[
Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-4/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:19:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[            
Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>            <iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:18:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[            
Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>            <iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>07</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3887-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3887-revision#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 10:18:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3887-revision</guid>
		<description><![CDATA[            
Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>            <iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=105325" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/fethullah-gulen-hocaefendiden-kibir-uyarisi/9716-Bolum/105325/&#038;embeddedplayer=v1">Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;den &#8221;kibir&#8221; uyarısı</a></p>
<p></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3887-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihi yanlış düzeltildi</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/tarihi-yanlis-duzeltildi</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/tarihi-yanlis-duzeltildi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:49:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3866</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar 1460 ya da 1461&#8242;e kadar devam ettiği sanılan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin sanılandan daha uzun ömürlü olduğu yönünde yeni bilgiler ortaya çıktı.

Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3867" title="205639_candarogullari" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/205639_candarogullari.jpg" alt="205639_candarogullari" width="333" height="248" />Bugüne kadar 1460 ya da 1461&#8242;e kadar devam ettiği sanılan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin sanılandan daha uzun ömürlü olduğu yönünde yeni bilgiler ortaya çıktı.<br />
<span id="more-3866"></span></p>
<p>Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet Gök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1292-1461 yılları arasında kurulduğu ve Kuzey Anadolu&#8217;da bölgesinde hüküm sürdüğü bilinen Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin, en uzun ömürlü Anadolu beyliklerden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Esas olarak bir deniz beyliği olan Candaroğulları&#8217;nın gemi sanayi, madencilik, bakır işletmeciliği ve top döküm sanayi başta olmak üzere çeşitli alanlarda Osmanlı sanayisi ve devlet teşkilatının güçlenmesinde önemli katkıları olduğunu ifade eden Gök, ansiklopedi ve benzeri birçok tarihi kaynakta bu beyliğin 1460-1461 yıllarında savaş olmadan Osmanlı hakimiyetini kabul ettiği bilgisinin yer aldığını bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Gök, Candaroğulları Kasım Bey&#8217;in bir beratı üzerinde derinlemesine yaptığı inceleme ve tahlillerde Beyliğin 1462 yılı veya daha sonrasında Osmanlı&#8217;ya bağlandığını belirlediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Candaroğlu Kasım Bey&#8217;inAnkaranahiyesi civarında 3 adet vakıf köyün Yunus Çelebi&#8217;ye tekrar verildiğinin tasdikiyle ilgili bu mülkname veya beratı İsmail Hakkı Uzunçarşılı&#8217;nın &#8216;Anadolu Beylikleri&#8217; adlı kitabında yer almaktadır. Ancak burada beratla ilgili diplomatik bir tahlile girilmemiş ve beyliğin ömrü ile ilgili herhangi bir hususa dikkat çekilmemiştir. 3-8 Ekim 2011 tarihleri arasında Kastamonu-Sinop-Çankırı illerinde yapılan Kuzey Anadolu`da Beylikler Dönemi Sempozyumu&#8217;da sunduğum tebliğimde özel bir berat türü olan bu mülknameye ilim aleminin dikkatini çekmeye çalıştım. Bu belgeden hareketle o dönemin kaynaklarına başvurdum. Bu araştırmalarıma göre; Candaroğlu Beyliği&#8217;nin, İsfendiyaroğlu Kasım Bey&#8217;in idaresinde ölüm tarihi olan 1464 yılına kadar devam etmiş olabileceğini farkettim. Kasım Bey&#8217;e ait elimizdeki mülkname ve vakfiyeler de bu düşüncemizi desteklemektedir. Kasım Bey o tarihe kadar halen bey unvanlarını kullanan, berat berat yazdıran ve tuğra çeken bir bey konumundadır. Osmanlı diplomatika kurallarına göre; bağımsız olmayan bir beyin tuğra çekmesi ve berat vermesi söz konusu olamaz. Ayrıca mevcut kaynaklarda, beyliğin kuzey bölümünün merkezi olan Sinop&#8217;un Fatih devrinde, 1461 tarihinde fethedildiği de şüpheli bir bilgi olarak kaydedilmektedir.&#8221;</p>
<p>-&#8221;Ortaya çıkan sonuç tarihçiler için büyük önem taşıyor&#8221;-</p>
<p>Candaroğlu Kasım Bey&#8217;e ait özel bir berat çeşidi olan &#8221;mülkname&#8221;nin Candaroğlu Beyliği&#8217;nin ömrünün bilinenlerin aksine en az 2 yıl veya daha uzun olduğunu ve Kasım Bey&#8217;in özel statüsünü ortaya koyduğunu anlatan Gök, bu sonuçların da tarihçiler ve araştırmacılar için büyük önem taşıdığını bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Gök, Fatih Sultan Mehmet&#8217;in, Candaroğulları&#8217;nın denizcilik ve gemi sanayi, madencilik, bakır işletmeciliği ve top döküm ve sanayi gibi alanlarda Osmanlı sanayisinin güçlenmesine, ayrıca divan teşkilatı, ilm-i inşa veya diplomatika alanında Osmanlı bürokrasisine katkıda bulunabilecekleri düşüncesiyle beyliğin en azından özel bir statüde bir müddet daha devam etmesine izin vermiş olabileceği kanaatini taşıdığını dile getirerek, &#8221;Bu nedenle Kasım Bey idaresindeki Çankırı-Kalecik-Ankara-Tosya Bölümü 1464 yılına kadar devam etmiş olmalıdır. Kasım Bey bu tarihte vefat edince toprakları Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak beyliğine dönüştürülüyor. Bu yüzden Candaroğulları Beyliği&#8217;nin tarih sahnesinden çekilişini ve Osmanlı Devleti&#8217;ne kesin olarak bağlanma tarihini bilinenin aksine, 1460 veya 1461 değil, 1464 yılı olarak kabül etmek gerekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/tarihi-yanlis-duzeltildi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihi yanlış düzeltildi</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3866-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3866-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:49:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3866-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar 1460 ya da 1461&#8242;e kadar devam ettiği sanılan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin sanılandan daha uzun ömürlü olduğu yönünde yeni bilgiler ortaya çıktı.

Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3867" title="205639_candarogullari" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/205639_candarogullari.jpg" alt="205639_candarogullari" width="333" height="248" />Bugüne kadar 1460 ya da 1461&#8242;e kadar devam ettiği sanılan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin sanılandan daha uzun ömürlü olduğu yönünde yeni bilgiler ortaya çıktı.<br />
<span id="more-3897"></span></p>
<p>Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet Gök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1292-1461 yılları arasında kurulduğu ve Kuzey Anadolu&#8217;da bölgesinde hüküm sürdüğü bilinen Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin, en uzun ömürlü Anadolu beyliklerden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Esas olarak bir deniz beyliği olan Candaroğulları&#8217;nın gemi sanayi, madencilik, bakır işletmeciliği ve top döküm sanayi başta olmak üzere çeşitli alanlarda Osmanlı sanayisi ve devlet teşkilatının güçlenmesinde önemli katkıları olduğunu ifade eden Gök, ansiklopedi ve benzeri birçok tarihi kaynakta bu beyliğin 1460-1461 yıllarında savaş olmadan Osmanlı hakimiyetini kabul ettiği bilgisinin yer aldığını bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Gök, Candaroğulları Kasım Bey&#8217;in bir beratı üzerinde derinlemesine yaptığı inceleme ve tahlillerde Beyliğin 1462 yılı veya daha sonrasında Osmanlı&#8217;ya bağlandığını belirlediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Candaroğlu Kasım Bey&#8217;inAnkaranahiyesi civarında 3 adet vakıf köyün Yunus Çelebi&#8217;ye tekrar verildiğinin tasdikiyle ilgili bu mülkname veya beratı İsmail Hakkı Uzunçarşılı&#8217;nın &#8216;Anadolu Beylikleri&#8217; adlı kitabında yer almaktadır. Ancak burada beratla ilgili diplomatik bir tahlile girilmemiş ve beyliğin ömrü ile ilgili herhangi bir hususa dikkat çekilmemiştir. 3-8 Ekim 2011 tarihleri arasında Kastamonu-Sinop-Çankırı illerinde yapılan Kuzey Anadolu`da Beylikler Dönemi Sempozyumu&#8217;da sunduğum tebliğimde özel bir berat türü olan bu mülknameye ilim aleminin dikkatini çekmeye çalıştım. Bu belgeden hareketle o dönemin kaynaklarına başvurdum. Bu araştırmalarıma göre; Candaroğlu Beyliği&#8217;nin, İsfendiyaroğlu Kasım Bey&#8217;in idaresinde ölüm tarihi olan 1464 yılına kadar devam etmiş olabileceğini farkettim. Kasım Bey&#8217;e ait elimizdeki mülkname ve vakfiyeler de bu düşüncemizi desteklemektedir. Kasım Bey o tarihe kadar halen bey unvanlarını kullanan, berat berat yazdıran ve tuğra çeken bir bey konumundadır. Osmanlı diplomatika kurallarına göre; bağımsız olmayan bir beyin tuğra çekmesi ve berat vermesi söz konusu olamaz. Ayrıca mevcut kaynaklarda, beyliğin kuzey bölümünün merkezi olan Sinop&#8217;un Fatih devrinde, 1461 tarihinde fethedildiği de şüpheli bir bilgi olarak kaydedilmektedir.&#8221;</p>
<p>-&#8221;Ortaya çıkan sonuç tarihçiler için büyük önem taşıyor&#8221;-</p>
<p>Candaroğlu Kasım Bey&#8217;e ait özel bir berat çeşidi olan &#8221;mülkname&#8221;nin Candaroğlu Beyliği&#8217;nin ömrünün bilinenlerin aksine en az 2 yıl veya daha uzun olduğunu ve Kasım Bey&#8217;in özel statüsünü ortaya koyduğunu anlatan Gök, bu sonuçların da tarihçiler ve araştırmacılar için büyük önem taşıdığını bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Gök, Fatih Sultan Mehmet&#8217;in, Candaroğulları&#8217;nın denizcilik ve gemi sanayi, madencilik, bakır işletmeciliği ve top döküm ve sanayi gibi alanlarda Osmanlı sanayisinin güçlenmesine, ayrıca divan teşkilatı, ilm-i inşa veya diplomatika alanında Osmanlı bürokrasisine katkıda bulunabilecekleri düşüncesiyle beyliğin en azından özel bir statüde bir müddet daha devam etmesine izin vermiş olabileceği kanaatini taşıdığını dile getirerek, &#8221;Bu nedenle Kasım Bey idaresindeki Çankırı-Kalecik-Ankara-Tosya Bölümü 1464 yılına kadar devam etmiş olmalıdır. Kasım Bey bu tarihte vefat edince toprakları Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak beyliğine dönüştürülüyor. Bu yüzden Candaroğulları Beyliği&#8217;nin tarih sahnesinden çekilişini ve Osmanlı Devleti&#8217;ne kesin olarak bağlanma tarihini bilinenin aksine, 1460 veya 1461 değil, 1464 yılı olarak kabül etmek gerekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3866-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihi yanlış düzeltildi</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3866-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3866-revision#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:49:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3866-revision</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar 1460 ya da 1461&#8242;e kadar devam ettiği sanılan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin sanılandan daha uzun ömürlü olduğu yönünde yeni bilgiler ortaya çıktı.
Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3867" title="205639_candarogullari" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/205639_candarogullari.jpg" alt="205639_candarogullari" width="333" height="248" />Bugüne kadar 1460 ya da 1461&#8242;e kadar devam ettiği sanılan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin sanılandan daha uzun ömürlü olduğu yönünde yeni bilgiler ortaya çıktı.</p>
<p>Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet Gök, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1292-1461 yılları arasında kurulduğu ve Kuzey Anadolu&#8217;da bölgesinde hüküm sürdüğü bilinen Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği&#8217;nin, en uzun ömürlü Anadolu beyliklerden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Esas olarak bir deniz beyliği olan Candaroğulları&#8217;nın gemi sanayi, madencilik, bakır işletmeciliği ve top döküm sanayi başta olmak üzere çeşitli alanlarda Osmanlı sanayisi ve devlet teşkilatının güçlenmesinde önemli katkıları olduğunu ifade eden Gök, ansiklopedi ve benzeri birçok tarihi kaynakta bu beyliğin 1460-1461 yıllarında savaş olmadan Osmanlı hakimiyetini kabul ettiği bilgisinin yer aldığını bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Gök, Candaroğulları Kasım Bey&#8217;in bir beratı üzerinde derinlemesine yaptığı inceleme ve tahlillerde Beyliğin 1462 yılı veya daha sonrasında Osmanlı&#8217;ya bağlandığını belirlediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Candaroğlu Kasım Bey&#8217;inAnkaranahiyesi civarında 3 adet vakıf köyün Yunus Çelebi&#8217;ye tekrar verildiğinin tasdikiyle ilgili bu mülkname veya beratı İsmail Hakkı Uzunçarşılı&#8217;nın &#8216;Anadolu Beylikleri&#8217; adlı kitabında yer almaktadır. Ancak burada beratla ilgili diplomatik bir tahlile girilmemiş ve beyliğin ömrü ile ilgili herhangi bir hususa dikkat çekilmemiştir. 3-8 Ekim 2011 tarihleri arasında Kastamonu-Sinop-Çankırı illerinde yapılan Kuzey Anadolu`da Beylikler Dönemi Sempozyumu&#8217;da sunduğum tebliğimde özel bir berat türü olan bu mülknameye ilim aleminin dikkatini çekmeye çalıştım. Bu belgeden hareketle o dönemin kaynaklarına başvurdum. Bu araştırmalarıma göre; Candaroğlu Beyliği&#8217;nin, İsfendiyaroğlu Kasım Bey&#8217;in idaresinde ölüm tarihi olan 1464 yılına kadar devam etmiş olabileceğini farkettim. Kasım Bey&#8217;e ait elimizdeki mülkname ve vakfiyeler de bu düşüncemizi desteklemektedir. Kasım Bey o tarihe kadar halen bey unvanlarını kullanan, berat berat yazdıran ve tuğra çeken bir bey konumundadır. Osmanlı diplomatika kurallarına göre; bağımsız olmayan bir beyin tuğra çekmesi ve berat vermesi söz konusu olamaz. Ayrıca mevcut kaynaklarda, beyliğin kuzey bölümünün merkezi olan Sinop&#8217;un Fatih devrinde, 1461 tarihinde fethedildiği de şüpheli bir bilgi olarak kaydedilmektedir.&#8221;</p>
<p>-&#8221;Ortaya çıkan sonuç tarihçiler için büyük önem taşıyor&#8221;-</p>
<p>Candaroğlu Kasım Bey&#8217;e ait özel bir berat çeşidi olan &#8221;mülkname&#8221;nin Candaroğlu Beyliği&#8217;nin ömrünün bilinenlerin aksine en az 2 yıl veya daha uzun olduğunu ve Kasım Bey&#8217;in özel statüsünü ortaya koyduğunu anlatan Gök, bu sonuçların da tarihçiler ve araştırmacılar için büyük önem taşıdığını bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Gök, Fatih Sultan Mehmet&#8217;in, Candaroğulları&#8217;nın denizcilik ve gemi sanayi, madencilik, bakır işletmeciliği ve top döküm ve sanayi gibi alanlarda Osmanlı sanayisinin güçlenmesine, ayrıca divan teşkilatı, ilm-i inşa veya diplomatika alanında Osmanlı bürokrasisine katkıda bulunabilecekleri düşüncesiyle beyliğin en azından özel bir statüde bir müddet daha devam etmesine izin vermiş olabileceği kanaatini taşıdığını dile getirerek, &#8221;Bu nedenle Kasım Bey idaresindeki Çankırı-Kalecik-Ankara-Tosya Bölümü 1464 yılına kadar devam etmiş olmalıdır. Kasım Bey bu tarihte vefat edince toprakları Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak beyliğine dönüştürülüyor. Bu yüzden Candaroğulları Beyliği&#8217;nin tarih sahnesinden çekilişini ve Osmanlı Devleti&#8217;ne kesin olarak bağlanma tarihini bilinenin aksine, 1460 veya 1461 değil, 1464 yılı olarak kabül etmek gerekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3866-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>205639_candarogullari</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/tarihi-yanlis-duzeltildi/205639_candarogullari</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/tarihi-yanlis-duzeltildi/205639_candarogullari#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/205639_candarogullari.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/tarihi-yanlis-duzeltildi/205639_candarogullari/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bu film birçok hayra vesile olacak&#8217;</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/bu-film-bircok-hayra-vesile-olacak</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/bu-film-bircok-hayra-vesile-olacak#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:48:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3861</guid>
		<description><![CDATA[Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir. Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;
Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3862" title="201881_barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/201881_barla.jpg" alt="201881_barla" width="333" height="248" />Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir. Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;<span id="more-3861"></span></p>
<p>Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. Musa, Rabbini dünya gözüyle görmek istemişti. Hz. İbrahim de Allah-u Teala&#8217;nın ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istemiş ve isteği yerine getirilmişti. Demek velev ki bir peygamber bile olsa insanın çok iyi bilip inandığı şeyleri bile aynel yakin görmesi çok farklı bir olaydı. Çok farklıydı ki Allah (c.c.) en son Hatemü&#8217;l Enbiya olarak gönderdiği peygamberine, inanmayanların gözleriyle bizzat şahit oldukları onlarca mucize nasib ediyordu. Bu harikulade olaylar inananların imanını bir kat daha arttırırken, inanmayanların da küfrünü arttırıyordu. Ancak güneş balçıkla sıvanamıyor, insanın gözlerini kapatmasıyla gece olmuyordu. Allah son peygamberinden asırlar sonra sadık bir kulunu Barla&#8217;ya gönderiyor ve bu sadık kul bütün engelleme girişimlerine rağmen İslam&#8217;ın elmas hakikatlarını bütün dünyaya hatırlatıyor, aklın insanın gözüne indiği bir devirde bu hakikatları hem aklı hem de kalbi tatmin edecek derecede her seviyeden insana izah ediyordu&#8221; sözleriyle yorumlayan Ünal, &#8220;Kulun zulm edip sürgün niyetiyle gönderdiği Barla, İslam ağacının Risale-i Nur meyvesinin inkişafına analık yapıyordu&#8221; cümlesiyle Barla&#8217;nın özelliğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın sadık kulu vakurdu, heybetliydi. İslam&#8217;ın izzetini en güzel şekilde temsil ediyordu. İslam&#8217;a ve Kur&#8217;an&#8217;a en küçük bir zarar gelmemesi adına kendisine gelen hediyelerden bile istiğna ederken, insanlığın imansızlık bataklığından kurtulması adına da olabildiğine gayurdu. Yüreğindeki iman aşkı ve heyecanı gözlerine yansıyıp izleyicide kendisine hayranlık uyandırırken, etrafındaki karıncadan otlara, tavuktan çocuklara kadar bütün varlığa karşı son derece müşfik davranması onun kainat kitabını ne derece iyi okuduğunu izleyiciye gösteriyordu&#8221; diyen Ünal filmin önemini &#8220;Sinema çok güzel bir hizmete nasip oluyordu. Belki onlarcakitapokuyarak anlaşılabilecek derin mevzular 2 saatlik bir sinema vesilesiyle anlaşılıyordu. Sinemada karakterler özellikle baş karakter çok güzel resmedilirken Risale-i Nurlardaki bir çok önemli hakikat de sinemanın içine ustaca serpiştirilmişti&#8221; sözleriyle vurguluyor.</p>
<p>Filmden övgü dolu sözlerle bahseden Ünal, değerlendirmesini şöyle tamamlıyor: &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu adlı sinema filminin bir çok hayra vesile olacağını düşünüyorum. Bu sinema vesilesiyle Allah&#8217;ın Sadık Kulu&#8217;nun hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir. İzlediğimiz sinema izleyicisinde bu merakı rahatlıkla uyandırmaktadır. İlmel yakin bildiğimiz hakikatleri aynel yakin seviyesine çıkarmamıza vesile olan Samanyolu grubunu ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, nice böyle başarılı yapıtlara imza atmalarını temenni ediyorum.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/bu-film-bircok-hayra-vesile-olacak/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bu film birçok hayra vesile olacak&#8217;</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3861-revision-4</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3861-revision-4#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:48:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3861-revision-4</guid>
		<description><![CDATA[Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir.Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;
Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3862" title="201881_barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/201881_barla.jpg" alt="201881_barla" width="333" height="248" />Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir.Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;</p>
<p>Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. Musa, Rabbini dünya gözüyle görmek istemişti. Hz. İbrahim de Allah-u Teala&#8217;nın ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istemiş ve isteği yerine getirilmişti. Demek velev ki bir peygamber bile olsa insanın çok iyi bilip inandığı şeyleri bile aynel yakin görmesi çok farklı bir olaydı. Çok farklıydı ki Allah (c.c.) en son Hatemü&#8217;l Enbiya olarak gönderdiği peygamberine, inanmayanların gözleriyle bizzat şahit oldukları onlarca mucize nasib ediyordu. Bu harikulade olaylar inananların imanını bir kat daha arttırırken, inanmayanların da küfrünü arttırıyordu. Ancak güneş balçıkla sıvanamıyor, insanın gözlerini kapatmasıyla gece olmuyordu. Allah son peygamberinden asırlar sonra sadık bir kulunu Barla&#8217;ya gönderiyor ve bu sadık kul bütün engelleme girişimlerine rağmen İslam&#8217;ın elmas hakikatlarını bütün dünyaya hatırlatıyor, aklın insanın gözüne indiği bir devirde bu hakikatları hem aklı hem de kalbi tatmin edecek derecede her seviyeden insana izah ediyordu&#8221; sözleriyle yorumlayan Ünal, &#8220;Kulun zulm edip sürgün niyetiyle gönderdiği Barla, İslam ağacının Risale-i Nur meyvesinin inkişafına analık yapıyordu&#8221; cümlesiyle Barla&#8217;nın özelliğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın sadık kulu vakurdu, heybetliydi. İslam&#8217;ın izzetini en güzel şekilde temsil ediyordu. İslam&#8217;a ve Kur&#8217;an&#8217;a en küçük bir zarar gelmemesi adına kendisine gelen hediyelerden bile istiğna ederken, insanlığın imansızlık bataklığından kurtulması adına da olabildiğine gayurdu. Yüreğindeki iman aşkı ve heyecanı gözlerine yansıyıp izleyicide kendisine hayranlık uyandırırken, etrafındaki karıncadan otlara, tavuktan çocuklara kadar bütün varlığa karşı son derece müşfik davranması onun kainat kitabını ne derece iyi okuduğunu izleyiciye gösteriyordu&#8221; diyen Ünal filmin önemini &#8220;Sinema çok güzel bir hizmete nasip oluyordu. Belki onlarcakitapokuyarak anlaşılabilecek derin mevzular 2 saatlik bir sinema vesilesiyle anlaşılıyordu. Sinemada karakterler özellikle baş karakter çok güzel resmedilirken Risale-i Nurlardaki bir çok önemli hakikat de sinemanın içine ustaca serpiştirilmişti&#8221; sözleriyle vurguluyor.</p>
<p>Filmden övgü dolu sözlerle bahseden Ünal, değerlendirmesini şöyle tamamlıyor: &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu adlı sinema filminin bir çok hayra vesile olacağını düşünüyorum. Bu sinema vesilesiyle Allah&#8217;ın Sadık Kulu&#8217;nun hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir. İzlediğimiz sinema izleyicisinde bu merakı rahatlıkla uyandırmaktadır. İlmel yakin bildiğimiz hakikatleri aynel yakin seviyesine çıkarmamıza vesile olan Samanyolu grubunu ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, nice böyle başarılı yapıtlara imza atmalarını temenni ediyorum.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3861-revision-4/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bu film birçok hayra vesile olacak&#8217;</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3861-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3861-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:48:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3861-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir.Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;
Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3862" title="201881_barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/201881_barla.jpg" alt="201881_barla" width="333" height="248" />Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir.Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;</p>
<p>Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. Musa, Rabbini dünya gözüyle görmek istemişti. Hz. İbrahim de Allah-u Teala&#8217;nın ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istemiş ve isteği yerine getirilmişti. Demek velev ki bir peygamber bile olsa insanın çok iyi bilip inandığı şeyleri bile aynel yakin görmesi çok farklı bir olaydı. Çok farklıydı ki Allah (c.c.) en son Hatemü&#8217;l Enbiya olarak gönderdiği peygamberine, inanmayanların gözleriyle bizzat şahit oldukları onlarca mucize nasib ediyordu. Bu harikulade olaylar inananların imanını bir kat daha arttırırken, inanmayanların da küfrünü arttırıyordu. Ancak güneş balçıkla sıvanamıyor, insanın gözlerini kapatmasıyla gece olmuyordu. Allah son peygamberinden asırlar sonra sadık bir kulunu Barla&#8217;ya gönderiyor ve bu sadık kul bütün engelleme girişimlerine rağmen İslam&#8217;ın elmas hakikatlarını bütün dünyaya hatırlatıyor, aklın insanın gözüne indiği bir devirde bu hakikatları hem aklı hem de kalbi tatmin edecek derecede her seviyeden insana izah ediyordu&#8221; sözleriyle yorumlayan Ünal, &#8220;Kulun zulm edip sürgün niyetiyle gönderdiği Barla, İslam ağacının Risale-i Nur meyvesinin inkişafına analık yapıyordu&#8221; cümlesiyle Barla&#8217;nın özelliğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın sadık kulu vakurdu, heybetliydi. İslam&#8217;ın izzetini en güzel şekilde temsil ediyordu. İslam&#8217;a ve Kur&#8217;an&#8217;a en küçük bir zarar gelmemesi adına kendisine gelen hediyelerden bile istiğna ederken, insanlığın imansızlık bataklığından kurtulması adına da olabildiğine gayurdu. Yüreğindeki iman aşkı ve heyecanı gözlerine yansıyıp izleyicide kendisine hayranlık uyandırırken, etrafındaki karıncadan otlara, tavuktan çocuklara kadar bütün varlığa karşı son derece müşfik davranması onun kainat kitabını ne derece iyi okuduğunu izleyiciye gösteriyordu&#8221; diyen Ünal filmin önemini &#8220;Sinema çok güzel bir hizmete nasip oluyordu. Belki onlarcakitapokuyarak anlaşılabilecek derin mevzular 2 saatlik bir sinema vesilesiyle anlaşılıyordu. Sinemada karakterler özellikle baş karakter çok güzel resmedilirken Risale-i Nurlardaki bir çok önemli hakikat de sinemanın içine ustaca serpiştirilmişti&#8221; sözleriyle vurguluyor.</p>
<p>Filmden övgü dolu sözlerle bahseden Ünal, değerlendirmesini şöyle tamamlıyor: &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu adlı sinema filminin bir çok hayra vesile olacağını düşünüyorum. Bu sinema vesilesiyle Allah&#8217;ın Sadık Kulu&#8217;nun hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir. İzlediğimiz sinema izleyicisinde bu merakı rahatlıkla uyandırmaktadır. İlmel yakin bildiğimiz hakikatleri aynel yakin seviyesine çıkarmamıza vesile olan Samanyolu grubunu ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, nice böyle başarılı yapıtlara imza atmalarını temenni ediyorum.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3861-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bu film birçok hayra vesile olacak&#8217;</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3861-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3861-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:47:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3861-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir.Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;
Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3862" title="201881_barla" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/201881_barla.jpg" alt="201881_barla" width="333" height="248" />Sadık Kul&#8217;un hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir.Din Sosyolojisi Uzmanı Taha Ünal,BediüzzamanSaid Nursi&#8217;nin çileli Barla günlerini anlatan Allah&#8217;ın Sadık Kulu filmini yorumladı&#8230;</p>
<p>Sadık Kul&#8217;u aynel yakin görmek</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Barla&#8217;ya gidişini, &#8220;Hz. Musa, Rabbini dünya gözüyle görmek istemişti. Hz. İbrahim de Allah-u Teala&#8217;nın ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istemiş ve isteği yerine getirilmişti. Demek velev ki bir peygamber bile olsa insanın çok iyi bilip inandığı şeyleri bile aynel yakin görmesi çok farklı bir olaydı. Çok farklıydı ki Allah (c.c.) en son Hatemü&#8217;l Enbiya olarak gönderdiği peygamberine, inanmayanların gözleriyle bizzat şahit oldukları onlarca mucize nasib ediyordu. Bu harikulade olaylar inananların imanını bir kat daha arttırırken, inanmayanların da küfrünü arttırıyordu. Ancak güneş balçıkla sıvanamıyor, insanın gözlerini kapatmasıyla gece olmuyordu. Allah son peygamberinden asırlar sonra sadık bir kulunu Barla&#8217;ya gönderiyor ve bu sadık kul bütün engelleme girişimlerine rağmen İslam&#8217;ın elmas hakikatlarını bütün dünyaya hatırlatıyor, aklın insanın gözüne indiği bir devirde bu hakikatları hem aklı hem de kalbi tatmin edecek derecede her seviyeden insana izah ediyordu&#8221; sözleriyle yorumlayan Ünal, &#8220;Kulun zulm edip sürgün niyetiyle gönderdiği Barla, İslam ağacının Risale-i Nur meyvesinin inkişafına analık yapıyordu&#8221; cümlesiyle Barla&#8217;nın özelliğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın sadık kulu vakurdu, heybetliydi. İslam&#8217;ın izzetini en güzel şekilde temsil ediyordu. İslam&#8217;a ve Kur&#8217;an&#8217;a en küçük bir zarar gelmemesi adına kendisine gelen hediyelerden bile istiğna ederken, insanlığın imansızlık bataklığından kurtulması adına da olabildiğine gayurdu. Yüreğindeki iman aşkı ve heyecanı gözlerine yansıyıp izleyicide kendisine hayranlık uyandırırken, etrafındaki karıncadan otlara, tavuktan çocuklara kadar bütün varlığa karşı son derece müşfik davranması onun kainat kitabını ne derece iyi okuduğunu izleyiciye gösteriyordu&#8221; diyen Ünal filmin önemini &#8220;Sinema çok güzel bir hizmete nasip oluyordu. Belki onlarcakitapokuyarak anlaşılabilecek derin mevzular 2 saatlik bir sinema vesilesiyle anlaşılıyordu. Sinemada karakterler özellikle baş karakter çok güzel resmedilirken Risale-i Nurlardaki bir çok önemli hakikat de sinemanın içine ustaca serpiştirilmişti&#8221; sözleriyle vurguluyor.</p>
<p>Filmden övgü dolu sözlerle bahseden Ünal, değerlendirmesini şöyle tamamlıyor: &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu adlı sinema filminin bir çok hayra vesile olacağını düşünüyorum. Bu sinema vesilesiyle Allah&#8217;ın Sadık Kulu&#8217;nun hayatı ve eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla irdelenecektir. İzlediğimiz sinema izleyicisinde bu merakı rahatlıkla uyandırmaktadır. İlmel yakin bildiğimiz hakikatleri aynel yakin seviyesine çıkarmamıza vesile olan Samanyolu grubunu ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, nice böyle başarılı yapıtlara imza atmalarını temenni ediyorum.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3861-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>201881_barla</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/bu-film-bircok-hayra-vesile-olacak/201881_barla</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/bu-film-bircok-hayra-vesile-olacak/201881_barla#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/201881_barla.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/bu-film-bircok-hayra-vesile-olacak/201881_barla/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bu film birçok hayra vesile olacak&#8217;</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3861-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3861-revision#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 10:46:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3861-revision</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3861-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İyilikleri yakıp kül eden saplantı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/iyilikleri-yakip-kul-eden-saplanti</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/iyilikleri-yakip-kul-eden-saplanti#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:56:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3857</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir insanda haset marazı mevcutsa, onun için bir sürü çekememezlik sebebi hazır demektir&#8221;
Bir mânâda çekememezlik ve kıskançlık da diyebileceğimiz &#8220;haset&#8221;, herhangi bir insanın şeref, ikbal, başarı, hatta sağlık, afiyet, zenginlik, eda, endam, güzellik, bilgi, zekâ, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3858 alignleft" title="203815_hocaefendi" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/203815_hocaefendi.jpg" alt="203815_hocaefendi" width="333" height="248" />&#8220;Bir insanda haset marazı mevcutsa, onun için bir sürü çekememezlik sebebi hazır demektir&#8221;</p>
<p>Bir mânâda çekememezlik ve kıskançlık da diyebileceğimiz &#8220;haset&#8221;, herhangi bir insanın şeref, ikbal, başarı, hatta sağlık, afiyet, zenginlik, eda, endam, güzellik, bilgi, zekâ, mutluluk&#8230; gibi vasıflar ve mazhariyetler karşısında duyduğu hazımsızlık hissidir ki, buna kestirmeden, bir ferdin kendisinde olmasını istediği değişik vasıf veya mevhibelerin, başkasında bulunması karşısında duyduğu bir iç rahatsızlık da diyebiliriz.</p>
<p>Rahatsızdır böyle biri kendine nispet edilmeyen faziletlerden, meziyetlerden, başarılardan; kederlenir hasım yerine koyduğu insanlara gelen nimetlerden; sevinir onların maruz kaldıkları musibetlerden&#8230; ne &#8220;hüsn-ü aklî&#8221;ye saygı duyar ne de &#8220;hüsn-ü şer&#8217;î&#8221;ye; zira o, altında kalıp ezildiği ifritten egoizması ve dünyalara sığmayan kibriyle bütün fâikiyetlerin, farklılıkların kendine nispet edilmesi kuruntularıyla oturur-kalkar ve geçmiş devirlerdeki ilâhî mevhibeler hakkında bile nasıl olmuş da ona rağmen farklı bir zaman diliminde ortaya çıkmışlar diye düşünerek sürekli iç homurdanmalar yaşar.<span id="more-3857"></span></p>
<p style="text-align: center;">Aslında böyle bir ruh hâleti taşıyan kimsenin cinnetinde şüphe olmamakla beraber şimdiye kadar bir kısım psikanalizcilerle bazı psikologların dışında, açıktan açığa bu delilere &#8220;deli&#8221; diyen de çıkmamıştır. Evet, bir kısım psikanalizciler, haset duygusunu belli aşamalara ayırır ve şöyle bir sıralama ile ele alırlar: Değişik rekabet hisleriyle dışa vuran kıskançlık; hazımsızlığa hazımsızlıkla mukabele şeklinde ortaya çıkan çekememezlik ve gidip hezeyana dönüşen, sonra da bir tufan hâlini alan daha müthiş haset hissi&#8230; Bu sıralama, potansiyel kıskançlık duygusunun değişik terbiye yöntemleriyle kontrol altına alınmaması durumu itibarıyladır. İnsanları, his, şuur ve şuuraltı dünyalarıyla iyi okuyup iyi değerlendirebilen iç derinlikli rehberler ve insan sarrafı terbiyeciler vasıtasıyla, onun zararlı bir şekilde ortaya çıkmasına fırsat verilmeyebilir. Bu his önceden sezilerek, hoşgörü ve başkalarına ait meziyetlere tahammül ufkunu göstermek, kendi meziyet ve mevhibelerine yönlendirmek suretiyle tâdil edilebilir ve böylece kıskançlığın derecesi azaltılarak hasetçinin kendini harap etmesi kısmen de olsa önlenebilir. Üzerinde daha farklı bir üslûpla durma mülâhazası mahfuz bu da bir görüş. Siz isterseniz, yine bir psikanalizci mülâhazasıyla buna, insanın bir kısım iç zaaflarının belli şahıslarda haset dürtülerine dönüşmesi de diyebilirsiniz&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">İster öyle ister böyle, haset marazının &#8216;kem nazar dışında&#8217; kıskanılan kimseye hiçbir zararı yoktur, olamaz da. Şayet bir zarar söz konusu ise, o da hâsidin kendisine râcidir; zira kıskançlık, kıskanılandan daha çok kıskananın işini bitirir; evet böyle biri, her zaman rahatsızlık içindedir çekemediği kimselerde gördüğü güzelliklerden, değişik ilâhî lütuflardan rahatsız olur; olur da oturur-kalkar hasım kabul ettiği şahsın mazhariyetleri karşısında kinle, nefretle homurdanır durur; Hakk&#8217;ın ona teveccühlerini içten içe sorgular&#8230; duaya inanıyorsa, kıskandığı kimseye beddua eder; ihtimal onun için büyüye, kahriyeye başvurur ve kendi hayatını çekilmez bir azaba çevirir.</p>
<p style="text-align: center;">HEVA VE HEVES TUTKUSU</p>
<p style="text-align: center;">Bir insanda haset marazı mevcutsa, onun için bir sürü çekememezlik sebebi hazır demektir: Bazıları için aynı kulvarda koşma; bazılarınca karşı taraf kadar başarılı olamama veya beklediği ölçüde başarılarının karşılığını görememe; kimilerince de bencillik ve kibri zaviyesinden hep hasmına göre kendine biçtiği seviyenin gerisinde kalma&#8230; gibi hususlar birer hazımsızlık sebebidir. Böyle bir hâsid, Hakk&#8217;ın takdirine rıza göstereceğine, kaderî planların kendi heva ve hevesi istikametinde cereyan etmesini arzu edercesine sürekli hezeyan yaşar; açık-kapalı her zaman kaderi tenkit eder; ilâhî icraatı sorgulama küstahlığında bulunur&#8230; kıskançlık hafakanları itibarıyla kendi yaşama atmosferini elektriklendirir ve kendi eliyle gider öldüren bir darlığın kulu-kölesi olur. Rahatsız eder çevresini ve onlar tarafından rahatsızlığa maruz kalır&#8230; böyle bir darlık içinde geçirdiği her dakika, her saat patlamaya hazır bir bomba görüntüsü sergiler ve bu hâliyle en yakınlarını dahi bîzar eder.</p>
<p style="text-align: center;">Hastalık böyle sürüp gittiği takdirde zamanla mahdut kimselere karşı olan bu çekememezlik hissi büyür, genişler; sonra da düşünce ve hissiyat ufkunu tamamen kuşatarak onu bütün iyiliklere, güzelliklere sövüp sayan bir saldırgan hâline getirir. Öyle ki, artık böyle birinin bütün sözleri, beyanları döner-dolaşır, hep gelir hasım/hasımlar konumundaki şahıslara takılır. Bir mü&#8217;min için müzakere ve muhaverelerde &#8220;sohbet-i Cânân&#8221; ne ise, kıskançlık pençesinde kıvranıp duran bahtsız için de bütün negatif mülâhazaların gelip kıskanılan (mahsûd) şahsa dayanması aynıdır. Bazen hasmını hafife alarak, bazen onun hakkında gıybetlere girerek, bazen de iftiralar ile karalayarak hep ona karşı düşmanlık duygularıyla oturur-kalkar.</p>
<p style="text-align: center;">Nefsin azad kabul etmez kölesi böyle bir zavallı, her gün beş defa camiye gitse veya ömrünü zâviye ve halvethanelerde geçirse ya da gidip Haremeyn-i Şerifeyn mücâvir ve misafirliğiyle serfiraz olsa da, içindeki bencillik hissini, kibir duygusunu, görünme zaafını, alkışlanma arzusunu söküp atacağı âna kadar, onun hakikî insan olmayı duyup zevk etmesi çok zordur; zordur, zira o, ruh dünyasındaki bu olumsuz şeylerle Arapların &#8220;dâü&#8217;l-udâl&#8221; dedikleri iflâh etmez bir rahatsızlığın pençesindedir&#8230; ve bu hâliyle bir şey dinleyip bir şey anlaması da mümkün değildir; mümkün değildir çünkü, onun tahayyülleri kirli, tasavvurları basbayağı, fikirleri de sisli-dumanlıdır. Doğru göremez, doğru düşünemez, doğru değerlendiremez; iyiliklere kötülük der, -kendine ait değilse- güzellikleri çirkin görür ve kendisine nispet edilmeyen en önemli insanî değerlerin gerçekleştirilmesine karşı dahi savaş ilan eder. Dahası, gücünü, kendi değerlerini yükseltmeye sarf edeceğine, başkalarının başarılarını karalama, küçük gösterme ve tahrip etme istikametinde kullanır&#8230; böyle davranır ve çok defa hasımlarını yakmak için tutuşturduğu ateşte içten içe cayır cayır yanar da bıkıp usanmaz çekememezlik adına tutuşturduğu fitne ocaklarını körüklemekten.</p>
<p style="text-align: center;">Karşı tarafı küçük düşüreyim diye çırpınır durur, ama küçük düşen de yine kendisi olur; böylece kendi hakkında zamanla bütün kazanma kuşaklarını birer kaybetme arenasına çevirir. Başkalarına zindan projeleri hazırlarken, koskoca dünyayı kendine zindan eder&#8230; mânevî hayatının nurlarını söndürür ve körkütük bir hazımsızlık heykeli hâline gelir; gelir ve pîri sayılan İblis&#8217;i sevindirir.</p>
<p style="text-align: center;">Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kıskanma ve çekememe konusunda oldukça sert ifadeler kullanır ve ümmetinin bu ruhî rahatsızlıktan -bir mânâda &#8220;sedd-i zerâyi&#8221; mülâhazasıyla- uzak durmalarını salıklar. İşte o nurefşan sözlerden mealen birkaçı:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Hasetle iman bir kalbde beraber bulunmaz.&#8221;[1]</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Ateş, odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri öyle yer bitirir.&#8221;[2] &#8220;Benim ümmetime de geçmiş milletlerin hastalıkları bulaşacaktır; o hastalıklar, şımarıklık, küstahlık, servet çokluğuyla övünme, birbirine sırt dönüp uzaklaşma ve çekememezliktir.&#8221;[3] &#8220;Hasede girmedikleri sürece insanlar hep hayırla oturur-kalkarlar.&#8221;[4] Bir başka yerde benzer ruhî rahatsızlıklar üzerinde durur, suizandan uzak durma vurgusunda bulunur ve hasedin tehlikesini hatırlatır.[5] Konuyla alâkalı O&#8217;ndan şerefsudûr olmuş daha bir hayli nurefşan beyan göstermek mümkündür; ama biz onlardan &#8220;cevâmiu&#8217;l-kelim&#8221;den sayılan bir pırlanta daha zikretmekle yetinmek istiyoruz: &#8220;Zinhâr dedikodu ile ömür tüketmeyin; başkalarının kusurlarının takipçisi olmayın; birbirinize karşı çekememezlik ve kıskançlığa girmeyin ve sakın sakın kin gütmeyin.&#8221;[6]</p>
<p style="text-align: center;">Bütün İslâm ahlâkçıları uzun uzadıya haset üzerinde durmuş, herhangi bir insan üzerindeki ilâhî nimetlerin zâil olmasını istemeyi kalbsizlik saymış ve bu İblisçe mülâhazayı ciddî ciddî sorgulamışlardır.</p>
<p style="text-align: center;">İLK GÜNAHIN ARKA PLANI</p>
<p style="text-align: center;">Evet, ötelerde ilk işlenen günahlardandır Hazreti Âdem&#8217;e karşı bu kıskançlık oyunu&#8230; Kabil&#8217;le yeryüzünde bir kere daha yenilenir ve sonra figüranları insanoğlu, şeytan bu çirkin oyunu teksir eder durur. Öyle görünüyor ki, Goethe&#8217;nin ifadesiyle kıyamete kadar da tekerrür edip duracak. İblis, Hazreti Âdem&#8217;i çekememişti, Kabil de Habil&#8217;i. Firavun, Hazreti Musa&#8217;yı, bir kısım densizdiyanetmensupları Hazreti İsa&#8217;yı ve nice kendini bilmezler de İnsanlığın İftihar Tablosu Hazreti Ruh-u Seyyidi&#8217;l-Enâm&#8217;ı&#8230; çekemedi, kendi ufuklarını kararttılar; bugün de çekemiyor ve hayatlarını azaba çeviriyorlar; iyiliklere, güzelliklere çirkin deyip daha bir çirkinleşiyorlar; hayırları baltalıyor, dünyayı şerler arenasına çeviriyorlar.</p>
<p style="text-align: center;">Diğer hastalıklar gibi haset rahatsızlığının da erken teşhisi çok önemlidir. Eğer rahatsızlık dışa vurmadan sezilir; kıskanılan kimse veya bir başkası tarafından kıskanç adam değişik rehabilitelerle kalbî ve ruhî hayata yönlendirilebilirse bu öldürücü duygu belli ölçüde de olsa baskı altına alınmış olur.</p>
<p style="text-align: center;">Haset, bir kötülük saplantısı, bir yıkma ve yok etme hissidir; aklî, mantıkî yollarla bunun kıskanç kimseye hiçbir şey kazandırmadığının anlatılması yararlı olur. Hemen tesir etmese de zamanla bir şey ifade edeceği, hiç olmazsa bu duygunun frenlenmesini sağlayacağı söylenebilir. Ayrıca, kıskanç kimsede başkalarına yararlı olma hissinin uyarılması, yaşama duygusu yerine yaşatma mefkûresinin geliştirilmesi faydalı olabilir. Ve tabiî her şeyden evvel, hayatı Allah rızasına bağlı götürme ve O&#8217;nu hoşnut etme cehdi içinde bulunma istikametindeki rehabilitasyonların onu bir nefis zebunu gibi yaşamaktan, bir beden ve cismaniyet hamalı olmaktan kurtarması -Allah&#8217;ın izniyle- her zaman ihtimal dâhilindedir.</p>
<p style="text-align: center;">Bu arada haset edilen kimselere de, mazhar oldukları nimetleri paylaşma ve herkesi faydalandırma; kıskanma ve çekememe konumunda bulunan kimseleri görme-gözetme ve gönüllerine girme; hazımsız olduklarına ihtimal verdikleri kimseler hakkındaki iyi düşünce ve mülâhazalarını onlara ulaştırma; ellerinden geldiğince Bediüzzaman&#8217;ın ifadesiyle, &#8220;Sebeb-i mesuliyet ve hatar olan metbûiyete, tâbiiyyeti tercih edip, imamet ve öncülük işinde başkalarını rahatsız edecek şekilde önde görünmeme; Allah&#8217;ın ihsan ve lütuflarını herkesin görüp bileceği tarzda kullanarak iştihaları kabartmama&#8230;&#8221; gibi bir hayli iş düşmektedir. Bütün bunlarla çekememezlik marazının önü alınır mı, alınmaz mı, o, Allah&#8217;ın bileceği bir şeydir; ben, bu konuda yapılmasının yararlı olabileceğine inandığım bazı hususları açmaya çalıştım. Hakikati Allah bilir ve Müessir-i Hakikî de yalnız O&#8217;dur.</p>
<p style="text-align: center;">Ayrıca şu hususa işaret etmede de yarar var; hasedin böyle zararlı olanının yanında gıpta mânâsına gelen bir türünü de Sahib-i Şeriat mahzursuz görmüş ve şöyle buyurmuştur: &#8220;İki kimseye hasette (gıpta) zarar yoktur: Kendisine bahşedilen serveti Allah yolunda infak eden imkân sahibi ve Allah&#8217;ın lütfettiği ilmi yaşayıp başkalarına da öğreten kimse.&#8221; [7] Ne var ki, Kur&#8217;ân&#8217;ın has talebelerinin, ismiyle aynı olduğu gibi, algılanmasıyla da mahzurlu, çekememezliğe hem-hudut olan böyle bir ruh hâletinden uzak durmaları daha uygundur. Bundan başka hakta, dinî hayatta ve Allah rızasını kazanmada yarışma duygusu diyebileceğimiz &#8220;tenâfüs&#8221; Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;ce alkışlanmış ve takdir edilmiştir. Rıza ne hoş ufuk, onu &#8220;i&#8217;lâ-yı kelimetullah&#8221; ile yakalama ne kutsal bir vazife ve o hususta rekabetsiz yarışma ne mübeccel bir iştir!</p>
<p style="text-align: center;">M. Fethullah GÜLEN</p>
<p style="text-align: center;">* Bu yazı Sızıntı dergisinin 1 Eylül 2005 tarihli sayısından alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/iyilikleri-yakip-kul-eden-saplanti/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İyilikleri yakıp kül eden saplantı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3857-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3857-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:56:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3857-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir insanda haset marazı mevcutsa, onun için bir sürü çekememezlik sebebi hazır demektir&#8221;
Bir mânâda çekememezlik ve kıskançlık da diyebileceğimiz &#8220;haset&#8221;, herhangi bir insanın şeref, ikbal, başarı, hatta sağlık, afiyet, zenginlik, eda, endam, güzellik, bilgi, zekâ, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3858 alignleft" title="203815_hocaefendi" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/203815_hocaefendi.jpg" alt="203815_hocaefendi" width="333" height="248" />&#8220;Bir insanda haset marazı mevcutsa, onun için bir sürü çekememezlik sebebi hazır demektir&#8221;</p>
<p>Bir mânâda çekememezlik ve kıskançlık da diyebileceğimiz &#8220;haset&#8221;, herhangi bir insanın şeref, ikbal, başarı, hatta sağlık, afiyet, zenginlik, eda, endam, güzellik, bilgi, zekâ, mutluluk&#8230; gibi vasıflar ve mazhariyetler karşısında duyduğu hazımsızlık hissidir ki, buna kestirmeden, bir ferdin kendisinde olmasını istediği değişik vasıf veya mevhibelerin, başkasında bulunması karşısında duyduğu bir iç rahatsızlık da diyebiliriz.</p>
<p>Rahatsızdır böyle biri kendine nispet edilmeyen faziletlerden, meziyetlerden, başarılardan; kederlenir hasım yerine koyduğu insanlara gelen nimetlerden; sevinir onların maruz kaldıkları musibetlerden&#8230; ne &#8220;hüsn-ü aklî&#8221;ye saygı duyar ne de &#8220;hüsn-ü şer&#8217;î&#8221;ye; zira o, altında kalıp ezildiği ifritten egoizması ve dünyalara sığmayan kibriyle bütün fâikiyetlerin, farklılıkların kendine nispet edilmesi kuruntularıyla oturur-kalkar ve geçmiş devirlerdeki ilâhî mevhibeler hakkında bile nasıl olmuş da ona rağmen farklı bir zaman diliminde ortaya çıkmışlar diye düşünerek sürekli iç homurdanmalar yaşar.<span id="more-3869"></span></p>
<p style="text-align: center;">Aslında böyle bir ruh hâleti taşıyan kimsenin cinnetinde şüphe olmamakla beraber şimdiye kadar bir kısım psikanalizcilerle bazı psikologların dışında, açıktan açığa bu delilere &#8220;deli&#8221; diyen de çıkmamıştır. Evet, bir kısım psikanalizciler, haset duygusunu belli aşamalara ayırır ve şöyle bir sıralama ile ele alırlar: Değişik rekabet hisleriyle dışa vuran kıskançlık; hazımsızlığa hazımsızlıkla mukabele şeklinde ortaya çıkan çekememezlik ve gidip hezeyana dönüşen, sonra da bir tufan hâlini alan daha müthiş haset hissi&#8230; Bu sıralama, potansiyel kıskançlık duygusunun değişik terbiye yöntemleriyle kontrol altına alınmaması durumu itibarıyladır. İnsanları, his, şuur ve şuuraltı dünyalarıyla iyi okuyup iyi değerlendirebilen iç derinlikli rehberler ve insan sarrafı terbiyeciler vasıtasıyla, onun zararlı bir şekilde ortaya çıkmasına fırsat verilmeyebilir. Bu his önceden sezilerek, hoşgörü ve başkalarına ait meziyetlere tahammül ufkunu göstermek, kendi meziyet ve mevhibelerine yönlendirmek suretiyle tâdil edilebilir ve böylece kıskançlığın derecesi azaltılarak hasetçinin kendini harap etmesi kısmen de olsa önlenebilir. Üzerinde daha farklı bir üslûpla durma mülâhazası mahfuz bu da bir görüş. Siz isterseniz, yine bir psikanalizci mülâhazasıyla buna, insanın bir kısım iç zaaflarının belli şahıslarda haset dürtülerine dönüşmesi de diyebilirsiniz&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">İster öyle ister böyle, haset marazının &#8216;kem nazar dışında&#8217; kıskanılan kimseye hiçbir zararı yoktur, olamaz da. Şayet bir zarar söz konusu ise, o da hâsidin kendisine râcidir; zira kıskançlık, kıskanılandan daha çok kıskananın işini bitirir; evet böyle biri, her zaman rahatsızlık içindedir çekemediği kimselerde gördüğü güzelliklerden, değişik ilâhî lütuflardan rahatsız olur; olur da oturur-kalkar hasım kabul ettiği şahsın mazhariyetleri karşısında kinle, nefretle homurdanır durur; Hakk&#8217;ın ona teveccühlerini içten içe sorgular&#8230; duaya inanıyorsa, kıskandığı kimseye beddua eder; ihtimal onun için büyüye, kahriyeye başvurur ve kendi hayatını çekilmez bir azaba çevirir.</p>
<p style="text-align: center;">HEVA VE HEVES TUTKUSU</p>
<p style="text-align: center;">Bir insanda haset marazı mevcutsa, onun için bir sürü çekememezlik sebebi hazır demektir: Bazıları için aynı kulvarda koşma; bazılarınca karşı taraf kadar başarılı olamama veya beklediği ölçüde başarılarının karşılığını görememe; kimilerince de bencillik ve kibri zaviyesinden hep hasmına göre kendine biçtiği seviyenin gerisinde kalma&#8230; gibi hususlar birer hazımsızlık sebebidir. Böyle bir hâsid, Hakk&#8217;ın takdirine rıza göstereceğine, kaderî planların kendi heva ve hevesi istikametinde cereyan etmesini arzu edercesine sürekli hezeyan yaşar; açık-kapalı her zaman kaderi tenkit eder; ilâhî icraatı sorgulama küstahlığında bulunur&#8230; kıskançlık hafakanları itibarıyla kendi yaşama atmosferini elektriklendirir ve kendi eliyle gider öldüren bir darlığın kulu-kölesi olur. Rahatsız eder çevresini ve onlar tarafından rahatsızlığa maruz kalır&#8230; böyle bir darlık içinde geçirdiği her dakika, her saat patlamaya hazır bir bomba görüntüsü sergiler ve bu hâliyle en yakınlarını dahi bîzar eder.</p>
<p style="text-align: center;">Hastalık böyle sürüp gittiği takdirde zamanla mahdut kimselere karşı olan bu çekememezlik hissi büyür, genişler; sonra da düşünce ve hissiyat ufkunu tamamen kuşatarak onu bütün iyiliklere, güzelliklere sövüp sayan bir saldırgan hâline getirir. Öyle ki, artık böyle birinin bütün sözleri, beyanları döner-dolaşır, hep gelir hasım/hasımlar konumundaki şahıslara takılır. Bir mü&#8217;min için müzakere ve muhaverelerde &#8220;sohbet-i Cânân&#8221; ne ise, kıskançlık pençesinde kıvranıp duran bahtsız için de bütün negatif mülâhazaların gelip kıskanılan (mahsûd) şahsa dayanması aynıdır. Bazen hasmını hafife alarak, bazen onun hakkında gıybetlere girerek, bazen de iftiralar ile karalayarak hep ona karşı düşmanlık duygularıyla oturur-kalkar.</p>
<p style="text-align: center;">Nefsin azad kabul etmez kölesi böyle bir zavallı, her gün beş defa camiye gitse veya ömrünü zâviye ve halvethanelerde geçirse ya da gidip Haremeyn-i Şerifeyn mücâvir ve misafirliğiyle serfiraz olsa da, içindeki bencillik hissini, kibir duygusunu, görünme zaafını, alkışlanma arzusunu söküp atacağı âna kadar, onun hakikî insan olmayı duyup zevk etmesi çok zordur; zordur, zira o, ruh dünyasındaki bu olumsuz şeylerle Arapların &#8220;dâü&#8217;l-udâl&#8221; dedikleri iflâh etmez bir rahatsızlığın pençesindedir&#8230; ve bu hâliyle bir şey dinleyip bir şey anlaması da mümkün değildir; mümkün değildir çünkü, onun tahayyülleri kirli, tasavvurları basbayağı, fikirleri de sisli-dumanlıdır. Doğru göremez, doğru düşünemez, doğru değerlendiremez; iyiliklere kötülük der, -kendine ait değilse- güzellikleri çirkin görür ve kendisine nispet edilmeyen en önemli insanî değerlerin gerçekleştirilmesine karşı dahi savaş ilan eder. Dahası, gücünü, kendi değerlerini yükseltmeye sarf edeceğine, başkalarının başarılarını karalama, küçük gösterme ve tahrip etme istikametinde kullanır&#8230; böyle davranır ve çok defa hasımlarını yakmak için tutuşturduğu ateşte içten içe cayır cayır yanar da bıkıp usanmaz çekememezlik adına tutuşturduğu fitne ocaklarını körüklemekten.</p>
<p style="text-align: center;">Karşı tarafı küçük düşüreyim diye çırpınır durur, ama küçük düşen de yine kendisi olur; böylece kendi hakkında zamanla bütün kazanma kuşaklarını birer kaybetme arenasına çevirir. Başkalarına zindan projeleri hazırlarken, koskoca dünyayı kendine zindan eder&#8230; mânevî hayatının nurlarını söndürür ve körkütük bir hazımsızlık heykeli hâline gelir; gelir ve pîri sayılan İblis&#8217;i sevindirir.</p>
<p style="text-align: center;">Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kıskanma ve çekememe konusunda oldukça sert ifadeler kullanır ve ümmetinin bu ruhî rahatsızlıktan -bir mânâda &#8220;sedd-i zerâyi&#8221; mülâhazasıyla- uzak durmalarını salıklar. İşte o nurefşan sözlerden mealen birkaçı:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Hasetle iman bir kalbde beraber bulunmaz.&#8221;[1]</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Ateş, odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri öyle yer bitirir.&#8221;[2] &#8220;Benim ümmetime de geçmiş milletlerin hastalıkları bulaşacaktır; o hastalıklar, şımarıklık, küstahlık, servet çokluğuyla övünme, birbirine sırt dönüp uzaklaşma ve çekememezliktir.&#8221;[3] &#8220;Hasede girmedikleri sürece insanlar hep hayırla oturur-kalkarlar.&#8221;[4] Bir başka yerde benzer ruhî rahatsızlıklar üzerinde durur, suizandan uzak durma vurgusunda bulunur ve hasedin tehlikesini hatırlatır.[5] Konuyla alâkalı O&#8217;ndan şerefsudûr olmuş daha bir hayli nurefşan beyan göstermek mümkündür; ama biz onlardan &#8220;cevâmiu&#8217;l-kelim&#8221;den sayılan bir pırlanta daha zikretmekle yetinmek istiyoruz: &#8220;Zinhâr dedikodu ile ömür tüketmeyin; başkalarının kusurlarının takipçisi olmayın; birbirinize karşı çekememezlik ve kıskançlığa girmeyin ve sakın sakın kin gütmeyin.&#8221;[6]</p>
<p style="text-align: center;">Bütün İslâm ahlâkçıları uzun uzadıya haset üzerinde durmuş, herhangi bir insan üzerindeki ilâhî nimetlerin zâil olmasını istemeyi kalbsizlik saymış ve bu İblisçe mülâhazayı ciddî ciddî sorgulamışlardır.</p>
<p style="text-align: center;">İLK GÜNAHIN ARKA PLANI</p>
<p style="text-align: center;">Evet, ötelerde ilk işlenen günahlardandır Hazreti Âdem&#8217;e karşı bu kıskançlık oyunu&#8230; Kabil&#8217;le yeryüzünde bir kere daha yenilenir ve sonra figüranları insanoğlu, şeytan bu çirkin oyunu teksir eder durur. Öyle görünüyor ki, Goethe&#8217;nin ifadesiyle kıyamete kadar da tekerrür edip duracak. İblis, Hazreti Âdem&#8217;i çekememişti, Kabil de Habil&#8217;i. Firavun, Hazreti Musa&#8217;yı, bir kısım densizdiyanetmensupları Hazreti İsa&#8217;yı ve nice kendini bilmezler de İnsanlığın İftihar Tablosu Hazreti Ruh-u Seyyidi&#8217;l-Enâm&#8217;ı&#8230; çekemedi, kendi ufuklarını kararttılar; bugün de çekemiyor ve hayatlarını azaba çeviriyorlar; iyiliklere, güzelliklere çirkin deyip daha bir çirkinleşiyorlar; hayırları baltalıyor, dünyayı şerler arenasına çeviriyorlar.</p>
<p style="text-align: center;">Diğer hastalıklar gibi haset rahatsızlığının da erken teşhisi çok önemlidir. Eğer rahatsızlık dışa vurmadan sezilir; kıskanılan kimse veya bir başkası tarafından kıskanç adam değişik rehabilitelerle kalbî ve ruhî hayata yönlendirilebilirse bu öldürücü duygu belli ölçüde de olsa baskı altına alınmış olur.</p>
<p style="text-align: center;">Haset, bir kötülük saplantısı, bir yıkma ve yok etme hissidir; aklî, mantıkî yollarla bunun kıskanç kimseye hiçbir şey kazandırmadığının anlatılması yararlı olur. Hemen tesir etmese de zamanla bir şey ifade edeceği, hiç olmazsa bu duygunun frenlenmesini sağlayacağı söylenebilir. Ayrıca, kıskanç kimsede başkalarına yararlı olma hissinin uyarılması, yaşama duygusu yerine yaşatma mefkûresinin geliştirilmesi faydalı olabilir. Ve tabiî her şeyden evvel, hayatı Allah rızasına bağlı götürme ve O&#8217;nu hoşnut etme cehdi içinde bulunma istikametindeki rehabilitasyonların onu bir nefis zebunu gibi yaşamaktan, bir beden ve cismaniyet hamalı olmaktan kurtarması -Allah&#8217;ın izniyle- her zaman ihtimal dâhilindedir.</p>
<p style="text-align: center;">Bu arada haset edilen kimselere de, mazhar oldukları nimetleri paylaşma ve herkesi faydalandırma; kıskanma ve çekememe konumunda bulunan kimseleri görme-gözetme ve gönüllerine girme; hazımsız olduklarına ihtimal verdikleri kimseler hakkındaki iyi düşünce ve mülâhazalarını onlara ulaştırma; ellerinden geldiğince Bediüzzaman&#8217;ın ifadesiyle, &#8220;Sebeb-i mesuliyet ve hatar olan metbûiyete, tâbiiyyeti tercih edip, imamet ve öncülük işinde başkalarını rahatsız edecek şekilde önde görünmeme; Allah&#8217;ın ihsan ve lütuflarını herkesin görüp bileceği tarzda kullanarak iştihaları kabartmama&#8230;&#8221; gibi bir hayli iş düşmektedir. Bütün bunlarla çekememezlik marazının önü alınır mı, alınmaz mı, o, Allah&#8217;ın bileceği bir şeydir; ben, bu konuda yapılmasının yararlı olabileceğine inandığım bazı hususları açmaya çalıştım. Hakikati Allah bilir ve Müessir-i Hakikî de yalnız O&#8217;dur.</p>
<p style="text-align: center;">Ayrıca şu hususa işaret etmede de yarar var; hasedin böyle zararlı olanının yanında gıpta mânâsına gelen bir türünü de Sahib-i Şeriat mahzursuz görmüş ve şöyle buyurmuştur: &#8220;İki kimseye hasette (gıpta) zarar yoktur: Kendisine bahşedilen serveti Allah yolunda infak eden imkân sahibi ve Allah&#8217;ın lütfettiği ilmi yaşayıp başkalarına da öğreten kimse.&#8221; [7] Ne var ki, Kur&#8217;ân&#8217;ın has talebelerinin, ismiyle aynı olduğu gibi, algılanmasıyla da mahzurlu, çekememezliğe hem-hudut olan böyle bir ruh hâletinden uzak durmaları daha uygundur. Bundan başka hakta, dinî hayatta ve Allah rızasını kazanmada yarışma duygusu diyebileceğimiz &#8220;tenâfüs&#8221; Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;ce alkışlanmış ve takdir edilmiştir. Rıza ne hoş ufuk, onu &#8220;i&#8217;lâ-yı kelimetullah&#8221; ile yakalama ne kutsal bir vazife ve o hususta rekabetsiz yarışma ne mübeccel bir iştir!</p>
<p style="text-align: center;">M. Fethullah GÜLEN</p>
<p style="text-align: center;">* Bu yazı Sızıntı dergisinin 1 Eylül 2005 tarihli sayısından alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3857-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İyilikleri yakıp kül eden saplantı</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3857-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3857-revision#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:55:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3857-revision</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-3858" title="203815_hocaefendi" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/203815_hocaefendi.jpg" alt="203815_hocaefendi" width="333" height="248" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3857-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>203815_hocaefendi</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/iyilikleri-yakip-kul-eden-saplanti/203815_hocaefendi</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/iyilikleri-yakip-kul-eden-saplanti/203815_hocaefendi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:55:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/203815_hocaefendi.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/iyilikleri-yakip-kul-eden-saplanti/203815_hocaefendi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslam şehirlerini konuşmak için geldiler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/islam-sehirlerini-konusmak-icin-geldiler</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/islam-sehirlerini-konusmak-icin-geldiler#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:53:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3854</guid>
		<description><![CDATA[Kars&#8217;ta Uluslararası Kaşgar&#8217;dan Endülüs&#8217;e Türk İslam Şehirleri Sempozyumları ve Gazi Kars Şehrengizi, 28 ülkeden gelen 65 katılımcı ile başladı.
Üç gün sürecek programın ilk gününde Şehit Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî Kültür Merkezi&#8217;nin açılışı yapıldı. Evliya Camii bitişiğinde bulunan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3855 alignleft" title="204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi.jpg" alt="204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi" width="333" height="248" />Kars&#8217;ta Uluslararası Kaşgar&#8217;dan Endülüs&#8217;e Türk İslam Şehirleri Sempozyumları ve Gazi Kars Şehrengizi, 28 ülkeden gelen 65 katılımcı ile başladı.<span id="more-3854"></span></p>
<p>Üç gün sürecek programın ilk gününde Şehit Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî Kültür Merkezi&#8217;nin açılışı yapıldı. Evliya Camii bitişiğinde bulunan Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî türbesini ziyaret eden konuklar, daha sonra Hasan Harakani Vakfı tarafından kültür merkezine dönüştürülen binanın açılışını gerçekleştirdi.</p>
<p>Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç, törende yaptığı konuşmada &#8220;Şehrengiz bir bölgenin yörenin, şehrin ve ülkenin belli başlı güzelliklerinin ortaya çıkarılması, anlatılması ve tanıtılmasıdır. Horasan&#8217;dan gelip mazlumlara ve mağdurlara katkı sunmak için Kars&#8217;ta savaşırken hayatını burada şehit olarak tamamlamış bir kişiyi anmadan Gazi Kars Şehrengizi&#8217;ne başlayamazdık.&#8221; dedi.</p>
<p>Bistam&#8217;a bağlı Harakan&#8217;da dünyaya gelen Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî Hazretleri, Bâyezid-i Bistâmî&#8217;nin rûhaniyetinden feyz alarak &#8216;üveysî&#8217; olarak yetişti. Hicrî 421-429 tarihleri arasında gerçekleşen Kars muharebelerine dervişleriyle katılan Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî, bu savaşların birinde sağ bacağından ve sol pazusundan yaralanarak Kars sınırında bulunan Yahniler Dağı mevkiinde şehit olmuştur. Şehit düştüğünde 73 yaşında olduğu, tarihlerin de bu sırada 1034 yılının Aralık ayını gösterdiği rivayet edilir. Türbesi ile Kars&#8217;a mührünü vuran Harakanî&#8217;ye göre en iyi şey her zaman kendinde O&#8217;nun (Allah&#8217;ın) yâdı (zikri) olan gönüldür.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.zaman.com">www.zaman.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/islam-sehirlerini-konusmak-icin-geldiler/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslam şehirlerini konuşmak için geldiler</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3854-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3854-revision#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:53:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3854-revision</guid>
		<description><![CDATA[Kars&#8217;ta Uluslararası Kaşgar&#8217;dan Endülüs&#8217;e Türk İslam Şehirleri Sempozyumları ve Gazi Kars Şehrengizi, 28 ülkeden gelen 65 katılımcı ile başladı.
Üç gün sürecek programın ilk gününde Şehit Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî Kültür Merkezi&#8217;nin açılışı yapıldı. Evliya Camii bitişiğinde bulunan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3855 alignleft" title="204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi.jpg" alt="204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi" width="333" height="248" />Kars&#8217;ta Uluslararası Kaşgar&#8217;dan Endülüs&#8217;e Türk İslam Şehirleri Sempozyumları ve Gazi Kars Şehrengizi, 28 ülkeden gelen 65 katılımcı ile başladı.<span id="more-3856"></span></p>
<p>Üç gün sürecek programın ilk gününde Şehit Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî Kültür Merkezi&#8217;nin açılışı yapıldı. Evliya Camii bitişiğinde bulunan Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî türbesini ziyaret eden konuklar, daha sonra Hasan Harakani Vakfı tarafından kültür merkezine dönüştürülen binanın açılışını gerçekleştirdi.</p>
<p>Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç, törende yaptığı konuşmada &#8220;Şehrengiz bir bölgenin yörenin, şehrin ve ülkenin belli başlı güzelliklerinin ortaya çıkarılması, anlatılması ve tanıtılmasıdır. Horasan&#8217;dan gelip mazlumlara ve mağdurlara katkı sunmak için Kars&#8217;ta savaşırken hayatını burada şehit olarak tamamlamış bir kişiyi anmadan Gazi Kars Şehrengizi&#8217;ne başlayamazdık.&#8221; dedi.</p>
<p>Bistam&#8217;a bağlı Harakan&#8217;da dünyaya gelen Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî Hazretleri, Bâyezid-i Bistâmî&#8217;nin rûhaniyetinden feyz alarak &#8216;üveysî&#8217; olarak yetişti. Hicrî 421-429 tarihleri arasında gerçekleşen Kars muharebelerine dervişleriyle katılan Ebu&#8217;l-Hasan Harakanî, bu savaşların birinde sağ bacağından ve sol pazusundan yaralanarak Kars sınırında bulunan Yahniler Dağı mevkiinde şehit olmuştur. Şehit düştüğünde 73 yaşında olduğu, tarihlerin de bu sırada 1034 yılının Aralık ayını gösterdiği rivayet edilir. Türbesi ile Kars&#8217;a mührünü vuran Harakanî&#8217;ye göre en iyi şey her zaman kendinde O&#8217;nun (Allah&#8217;ın) yâdı (zikri) olan gönüldür.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.zaman.com">www.zaman.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3854-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/islam-sehirlerini-konusmak-icin-geldiler/204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/islam-sehirlerini-konusmak-icin-geldiler/204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 10:52:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/11/204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/islam-sehirlerini-konusmak-icin-geldiler/204001_karsta-uluslararasi-kasgardan-enduluse-turk-islam-sehirleri-sempozyumlari-ve-gazi-kars-sehrengizi-28-ulkeden-gelen-65-katilimci-ile-basladi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu film çok farklı!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/bu-film-cok-farkli</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/bu-film-cok-farkli#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3849</guid>
		<description><![CDATA[
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.

Canlı aktörün hareketlerinin bire bir taklit edilmesini sağlayan &#8216;motion capture&#8217; tekniğinin kullanıldığı ilk Türk filmi, gerek konu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3850" title="04" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/04.jpg" alt="04" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-3849"></span></p>
<p style="text-align: center;">Canlı aktörün hareketlerinin bire bir taklit edilmesini sağlayan &#8216;motion capture&#8217; tekniğinin kullanıldığı ilk Türk filmi, gerek konu gerekse teknik başarısıyla adından söz ettireceğe benziyor. Filmin bir başka başarısı da müzikleri. Aria Müzik&#8217;ten Cengiz Onural ve Bora Ebeoğlu&#8217;nun Macar Radyosu Senfoni Orkestrası işbirliğiyle hazırladıkları filmin müzikleri 6 aylık yoğun bir çalışmanın eseri. Onural ve Ebeoğlu, animasyon olmasına rağmen filmin kendilerini çok etkilediğini söylüyor. Onural, &#8220;Çizgilerden oluşan bir karakterin sizi bu kadar duygulandıracağına ihtimal vermezsiniz ta ki izleyene kadar. İzlediğiniz, güldüğünüz ve ağladığınız zaman büyük bir şaşkınlıkla farkına varıyorsunuz ki bir çizgi film sizi çok duygulandırmış.&#8221; diyor.</p>
<p style="text-align: center;">Bora Ebeoğlu, filmin hikâyesini, insanlık tarihinin başından beri zalimler ile zulüm görenler arasındaki mücadelenin bir parçası olarak görüyor. &#8220;Pek çok insan tarihte zulüm görmüş, buna rağmen inandığı şeyleri savunmaya çalışmış. Bu hikâye de onlardan biri.&#8221; diye konuşan Ebeoğlu, bu mücadelenin yeni kuşaklara hatırlatılması gerektiği için filmin gündeme geldiğini söylüyor. Ebeoğlu, &#8220;Üstad&#8217;ın tarihteki kahramanlardan biri olduğunu düşünüyorum.&#8221; ifadesini kullanıyor.</p>
<p style="text-align: center;">Birçok filmde bütçe sıkıntısı yüzünden büyük orkestra ile çalışamadıklarını söyleyen Cengiz Onural, bu fırsatı buldukları için çok mutlu olduklarını ekliyor. Filmin müziklerinin yapımı aşamasında, uluslararası alandaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Türk orkestra şefi Alpaslan Ertüngealp&#8217;in yönettiği Macar Radyo Senfoni Orkestrası eşliğinde çalışılması harika parçalar ortaya çıkarmış. İkili, 6 ay süren çalışmaları boyunca, filmi, sayısını hatırlamadıkları kadar çok izlemiş. İkili, filmdeki her şeyin müzik dilinde bir karşılığı olduğunu belirterek duygulara tekabül edecek şekilde besteleri hazırladıklarını anlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/bu-film-cok-farkli/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu film çok farklı!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3849-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3849-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3849-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.

Canlı aktörün hareketlerinin bire bir taklit edilmesini sağlayan &#8216;motion capture&#8217; tekniğinin kullanıldığı ilk Türk filmi, gerek konu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3850" title="04" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/04.jpg" alt="04" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-3860"></span></p>
<p style="text-align: center;">Canlı aktörün hareketlerinin bire bir taklit edilmesini sağlayan &#8216;motion capture&#8217; tekniğinin kullanıldığı ilk Türk filmi, gerek konu gerekse teknik başarısıyla adından söz ettireceğe benziyor. Filmin bir başka başarısı da müzikleri. Aria Müzik&#8217;ten Cengiz Onural ve Bora Ebeoğlu&#8217;nun Macar Radyosu Senfoni Orkestrası işbirliğiyle hazırladıkları filmin müzikleri 6 aylık yoğun bir çalışmanın eseri. Onural ve Ebeoğlu, animasyon olmasına rağmen filmin kendilerini çok etkilediğini söylüyor. Onural, &#8220;Çizgilerden oluşan bir karakterin sizi bu kadar duygulandıracağına ihtimal vermezsiniz ta ki izleyene kadar. İzlediğiniz, güldüğünüz ve ağladığınız zaman büyük bir şaşkınlıkla farkına varıyorsunuz ki bir çizgi film sizi çok duygulandırmış.&#8221; diyor.</p>
<p style="text-align: center;">Bora Ebeoğlu, filmin hikâyesini, insanlık tarihinin başından beri zalimler ile zulüm görenler arasındaki mücadelenin bir parçası olarak görüyor. &#8220;Pek çok insan tarihte zulüm görmüş, buna rağmen inandığı şeyleri savunmaya çalışmış. Bu hikâye de onlardan biri.&#8221; diye konuşan Ebeoğlu, bu mücadelenin yeni kuşaklara hatırlatılması gerektiği için filmin gündeme geldiğini söylüyor. Ebeoğlu, &#8220;Üstad&#8217;ın tarihteki kahramanlardan biri olduğunu düşünüyorum.&#8221; ifadesini kullanıyor.</p>
<p style="text-align: center;">Birçok filmde bütçe sıkıntısı yüzünden büyük orkestra ile çalışamadıklarını söyleyen Cengiz Onural, bu fırsatı buldukları için çok mutlu olduklarını ekliyor. Filmin müziklerinin yapımı aşamasında, uluslararası alandaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Türk orkestra şefi Alpaslan Ertüngealp&#8217;in yönettiği Macar Radyo Senfoni Orkestrası eşliğinde çalışılması harika parçalar ortaya çıkarmış. İkili, 6 ay süren çalışmaları boyunca, filmi, sayısını hatırlamadıkları kadar çok izlemiş. İkili, filmdeki her şeyin müzik dilinde bir karşılığı olduğunu belirterek duygulara tekabül edecek şekilde besteleri hazırladıklarını anlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3849-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu film çok farklı!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3849-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3849-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:54:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3849-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[
Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.

Canlı aktörün hareketlerinin bire bir taklit edilmesini sağlayan &#8216;motion capture&#8217; tekniğinin kullanıldığı ilk Türk filmi, gerek konu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3850" title="04" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/04.jpg" alt="04" width="333" height="248" /></p>
<p style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-3852"></span></p>
<p style="text-align: center;">Canlı aktörün hareketlerinin bire bir taklit edilmesini sağlayan &#8216;motion capture&#8217; tekniğinin kullanıldığı ilk Türk filmi, gerek konu gerekse teknik başarısıyla adından söz ettireceğe benziyor. Filmin bir başka başarısı da müzikleri. Aria Müzik&#8217;ten Cengiz Onural ve Bora Ebeoğlu&#8217;nun Macar Radyosu Senfoni Orkestrası işbirliğiyle hazırladıkları filmin müzikleri 6 aylık yoğun bir çalışmanın eseri. Onural ve Ebeoğlu, animasyon olmasına rağmen filmin kendilerini çok etkilediğini söylüyor. Onural, &#8220;Çizgilerden oluşan bir karakterin sizi bu kadar duygulandıracağına ihtimal vermezsiniz ta ki izleyene kadar. İzlediğiniz, güldüğünüz ve ağladığınız zaman büyük bir şaşkınlıkla farkına varıyorsunuz ki bir çizgi film sizi çok duygulandırmış.&#8221; diyor.</p>
<p style="text-align: center;">Bora Ebeoğlu, filmin hikâyesini, insanlık tarihinin başından beri zalimler ile zulüm görenler arasındaki mücadelenin bir parçası olarak görüyor. &#8220;Pek çok insan tarihte zulüm görmüş, buna rağmen inandığı şeyleri savunmaya çalışmış. Bu hikâye de onlardan biri.&#8221; diye konuşan Ebeoğlu, bu mücadelenin yeni kuşaklara hatırlatılması gerektiği için filmin gündeme geldiğini söylüyor. Ebeoğlu, &#8220;Üstad&#8217;ın tarihteki kahramanlardan biri olduğunu düşünüyorum.&#8221; ifadesini kullanıyor.</p>
<p style="text-align: center;">Birçok filmde bütçe sıkıntısı yüzünden büyük orkestra ile çalışamadıklarını söyleyen Cengiz Onural, bu fırsatı buldukları için çok mutlu olduklarını ekliyor. Filmin müziklerinin yapımı aşamasında, uluslararası alandaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Türk orkestra şefi Alpaslan Ertüngealp&#8217;in yönettiği Macar Radyo Senfoni Orkestrası eşliğinde çalışılması harika parçalar ortaya çıkarmış. İkili, 6 ay süren çalışmaları boyunca, filmi, sayısını hatırlamadıkları kadar çok izlemiş. İkili, filmdeki her şeyin müzik dilinde bir karşılığı olduğunu belirterek duygulara tekabül edecek şekilde besteleri hazırladıklarını anlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3849-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>04</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/bu-film-cok-farkli/attachment/04</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/bu-film-cok-farkli/attachment/04#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:53:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/04.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/bu-film-cok-farkli/attachment/04/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu film çok farklı!</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3849-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3849-revision#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:53:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3849-revision</guid>
		<description><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.

 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin 1927-34 yılları arasında Barla&#8217;da yaşadıklarını anlatan animasyon filmi, &#8220;Allah&#8217;ın Sadık Kulu: Barla&#8221; 4 Kasım&#8217;da gösterime giriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-3851"></span></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3849-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müze gibi kütüphane</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3840-autosave</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3840-autosave#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:52:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3840-autosave</guid>
		<description><![CDATA[
İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.


İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3841" title="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg" alt="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" width="550" height="452" /></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.<br />
<span id="more-3848"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/g_9134_kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim.html"><img class="aligncenter size-full wp-image-3845" title="fotogaleri" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fotogaleri.jpg" alt="fotogaleri" width="494" height="139" /></a></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Selanik&#8217;teki 3. Genel Kurul kararıyla 1912&#8242;de kurulan kütüphanenin 100. yılını kutlamaya hazırlandığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Bakanlar Kurulukararıyla 1934&#8242;te kütüphanenin adına &#8221;milli&#8221; kelimesinin eklendiğini ifade eden Puğ, kütüphanede 300 yıllık altın varaklı el yazması Kur&#8217;an-ı Kerim, Enveri&#8217;nin Düsturname ve 600 yıl önce yazılmış eserlerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserler koleksiyonunda 72 adet çok değerli Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in de yer aldığı kütüphanede 4 bin el yazması eser bulunduğunu ifade eden Puğ, Yunan Filozofu Aristotales&#8217;in 1532 tarihli Gutenberg baskısı ile Katip Çelebi&#8217;nin ilk nüsha olan İbrahim Müteferrika baskısını da koruduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Fransa&#8217;dan heyet ağırlıyorlar</p>
<p style="text-align: center;">Kurucuları arasında Celal Bayar, Celal Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi isimlerin yer aldığı kütüphanenin Giritli Refet Efendi&#8217;nin bağışladığı 10 bin kitapla kurulduğunu ifade eden Ulvi Puğ, kütüphanenin ilk oluşturulduğu dönemde Fransızca&#8217;nın da yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenleİzmirMilli Kütüphanesi&#8217;nin önemli yabancı kaynağa sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: center;">Alphonse de Lamartine ve Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarının kütüphane kaynakları arasında yer aldığını bildiren Puğ, özellikle Hugo&#8217;nun eserlerini görmek isteyen çok sayıda Fransız heyeti her yıl kütüphanede ağırladıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Ulvi Puğ, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 3 defa kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">750 bin kitap var</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane&#8217;de 750 bin kitap olduğunu, her yıl 15 bin araştırmacının kitaplardan faydalandığını ifade eden Puğ, kitapları yangın gibi tehlikelerden uzak tutmak amacıyla elektrik sistemini yenilediklerini ve gelecek nesillere sağlıklı ortamda ulaşmasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Dünyadaki değişime entegre olabilmek amacıyla dünyanın herhangi bir yerinden araştırmacılarıninternetüzerinden İzmir Milli Kütüphanesi&#8217;ni görebileceği sistemi oluşturduklarını bildiren Puğ, orijinal el yazması eserler için katalog hazırladıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Kütüphanenin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamaya hazırlandıklarını bildiren Puğ, kitap ve çocuğu buluşturmak için oyun alanlarının yer aldığı yeni bir kütüphane kurmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3840-autosave/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müze gibi kütüphane</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:51:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3840</guid>
		<description><![CDATA[
İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.


İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3841" title="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg" alt="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" width="550" height="452" /></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.<br />
<span id="more-3840"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/g_9134_kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim.html"><img class="aligncenter size-full wp-image-3845" title="fotogaleri" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fotogaleri.jpg" alt="fotogaleri" width="494" height="139" /></a></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Selanik&#8217;teki 3. Genel Kurul kararıyla 1912&#8242;de kurulan kütüphanenin 100. yılını kutlamaya hazırlandığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Bakanlar Kurulukararıyla 1934&#8242;te kütüphanenin adına &#8221;milli&#8221; kelimesinin eklendiğini ifade eden Puğ, kütüphanede 300 yıllık altın varaklı el yazması Kur&#8217;an-ı Kerim, Enveri&#8217;nin Düsturname ve 600 yıl önce yazılmış eserlerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserler koleksiyonunda 72 adet çok değerli Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in de yer aldığı kütüphanede 4 bin el yazması eser bulunduğunu ifade eden Puğ, Yunan Filozofu Aristotales&#8217;in 1532 tarihli Gutenberg baskısı ile Katip Çelebi&#8217;nin ilk nüsha olan İbrahim Müteferrika baskısını da koruduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Fransa&#8217;dan heyet ağırlıyorlar</p>
<p style="text-align: center;">Kurucuları arasında Celal Bayar, Celal Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi isimlerin yer aldığı kütüphanenin Giritli Refet Efendi&#8217;nin bağışladığı 10 bin kitapla kurulduğunu ifade eden Ulvi Puğ, kütüphanenin ilk oluşturulduğu dönemde Fransızca&#8217;nın da yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenleİzmirMilli Kütüphanesi&#8217;nin önemli yabancı kaynağa sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: center;">Alphonse de Lamartine ve Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarının kütüphane kaynakları arasında yer aldığını bildiren Puğ, özellikle Hugo&#8217;nun eserlerini görmek isteyen çok sayıda Fransız heyeti her yıl kütüphanede ağırladıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Ulvi Puğ, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 3 defa kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">750 bin kitap var</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane&#8217;de 750 bin kitap olduğunu, her yıl 15 bin araştırmacının kitaplardan faydalandığını ifade eden Puğ, kitapları yangın gibi tehlikelerden uzak tutmak amacıyla elektrik sistemini yenilediklerini ve gelecek nesillere sağlıklı ortamda ulaşmasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Dünyadaki değişime entegre olabilmek amacıyla dünyanın herhangi bir yerinden araştırmacılarıninternetüzerinden İzmir Milli Kütüphanesi&#8217;ni görebileceği sistemi oluşturduklarını bildiren Puğ, orijinal el yazması eserler için katalog hazırladıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Kütüphanenin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamaya hazırlandıklarını bildiren Puğ, kitap ve çocuğu buluşturmak için oyun alanlarının yer aldığı yeni bir kütüphane kurmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müze gibi kütüphane</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3840-revision-4</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3840-revision-4#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:50:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3840-revision-4</guid>
		<description><![CDATA[
İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.


İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3841" title="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg" alt="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" width="550" height="452" /></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.<br />
<span id="more-3847"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/g_9134_kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim.html"><img class="aligncenter size-full wp-image-3845" title="fotogaleri" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fotogaleri.jpg" alt="fotogaleri" width="494" height="139" /></a></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Selanik&#8217;teki 3. Genel Kurul kararıyla 1912&#8242;de kurulan kütüphanenin 100. yılını kutlamaya hazırlandığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Bakanlar Kurulukararıyla 1934&#8242;te kütüphanenin adına &#8221;milli&#8221; kelimesinin eklendiğini ifade eden Puğ, kütüphanede 300 yıllık altın varaklı el yazması Kur&#8217;an-ı Kerim, Enveri&#8217;nin Düsturname ve 600 yıl önce yazılmış eserlerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserler koleksiyonunda 72 adet çok değerli Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in de yer aldığı kütüphanede 4 bin el yazması eser bulunduğunu ifade eden Puğ, Yunan Filozofu Aristotales&#8217;in 1532 tarihli Gutenberg baskısı ile Katip Çelebi&#8217;nin ilk nüsha olan İbrahim Müteferrika baskısını da koruduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Fransa&#8217;dan heyet ağırlıyorlar</p>
<p style="text-align: center;">Kurucuları arasında Celal Bayar, Celal Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi isimlerin yer aldığı kütüphanenin Giritli Refet Efendi&#8217;nin bağışladığı 10 bin kitapla kurulduğunu ifade eden Ulvi Puğ, kütüphanenin ilk oluşturulduğu dönemde Fransızca&#8217;nın da yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenleİzmirMilli Kütüphanesi&#8217;nin önemli yabancı kaynağa sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: center;">Alphonse de Lamartine ve Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarının kütüphane kaynakları arasında yer aldığını bildiren Puğ, özellikle Hugo&#8217;nun eserlerini görmek isteyen çok sayıda Fransız heyeti her yıl kütüphanede ağırladıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Ulvi Puğ, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 3 defa kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">750 bin kitap var</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane&#8217;de 750 bin kitap olduğunu, her yıl 15 bin araştırmacının kitaplardan faydalandığını ifade eden Puğ, kitapları yangın gibi tehlikelerden uzak tutmak amacıyla elektrik sistemini yenilediklerini ve gelecek nesillere sağlıklı ortamda ulaşmasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Dünyadaki değişime entegre olabilmek amacıyla dünyanın herhangi bir yerinden araştırmacılarıninternetüzerinden İzmir Milli Kütüphanesi&#8217;ni görebileceği sistemi oluşturduklarını bildiren Puğ, orijinal el yazması eserler için katalog hazırladıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Kütüphanenin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamaya hazırlandıklarını bildiren Puğ, kitap ve çocuğu buluşturmak için oyun alanlarının yer aldığı yeni bir kütüphane kurmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3840-revision-4/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>fotogaleri</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/fotogaleri</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/fotogaleri#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:49:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fotogaleri.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/fotogaleri/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR&#8217;AN-I KERIM</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/asirlik-kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/asirlik-kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/3.jpg</guid>
		<description><![CDATA[
IZMIR MILLI KUTUPHANE 300 YILLIK ALTIN VARAKLI KUR&#8217;AN-I KERIM&#8217;I, ARISTOTALES&#8217;IN 1532 YILINA AIT GUTENBERG BASKISINI, DUNYA KLASIK EDEBIYATININ EN ONEMLI ISIMLERINDEN VICTOR HUGO&#8217;NUN ESERLERININ ILK BASIMLARINI BUNYESINDE BARINDIRIYOR. (ANADOLU AJANSI - ALI BALIKCI) (20111023)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="attachment"><a href='http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/3.jpg' title='ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR&#039;AN-I KERIM'><img src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/3-209x300.jpg" width="209" height="300" class="attachment-medium" alt="" /></a></p>
<p>IZMIR MILLI KUTUPHANE 300 YILLIK ALTIN VARAKLI KUR&#8217;AN-I KERIM&#8217;I, ARISTOTALES&#8217;IN 1532 YILINA AIT GUTENBERG BASKISINI, DUNYA KLASIK EDEBIYATININ EN ONEMLI ISIMLERINDEN VICTOR HUGO&#8217;NUN ESERLERININ ILK BASIMLARINI BUNYESINDE BARINDIRIYOR. (ANADOLU AJANSI - ALI BALIKCI) (20111023)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/asirlik-kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müze gibi kütüphane</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3840-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3840-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:47:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3840-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.

http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/g_9134_kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim.html
İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3841" title="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg" alt="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" width="550" height="452" /></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.<br />
<span id="more-3846"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/g_9134_kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim.html">http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/g_9134_kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim.html</a></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Selanik&#8217;teki 3. Genel Kurul kararıyla 1912&#8242;de kurulan kütüphanenin 100. yılını kutlamaya hazırlandığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Bakanlar Kurulukararıyla 1934&#8242;te kütüphanenin adına &#8221;milli&#8221; kelimesinin eklendiğini ifade eden Puğ, kütüphanede 300 yıllık altın varaklı el yazması Kur&#8217;an-ı Kerim, Enveri&#8217;nin Düsturname ve 600 yıl önce yazılmış eserlerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserler koleksiyonunda 72 adet çok değerli Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in de yer aldığı kütüphanede 4 bin el yazması eser bulunduğunu ifade eden Puğ, Yunan Filozofu Aristotales&#8217;in 1532 tarihli Gutenberg baskısı ile Katip Çelebi&#8217;nin ilk nüsha olan İbrahim Müteferrika baskısını da koruduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Fransa&#8217;dan heyet ağırlıyorlar</p>
<p style="text-align: center;">Kurucuları arasında Celal Bayar, Celal Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi isimlerin yer aldığı kütüphanenin Giritli Refet Efendi&#8217;nin bağışladığı 10 bin kitapla kurulduğunu ifade eden Ulvi Puğ, kütüphanenin ilk oluşturulduğu dönemde Fransızca&#8217;nın da yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenleİzmirMilli Kütüphanesi&#8217;nin önemli yabancı kaynağa sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: center;">Alphonse de Lamartine ve Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarının kütüphane kaynakları arasında yer aldığını bildiren Puğ, özellikle Hugo&#8217;nun eserlerini görmek isteyen çok sayıda Fransız heyeti her yıl kütüphanede ağırladıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Ulvi Puğ, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 3 defa kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">750 bin kitap var</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane&#8217;de 750 bin kitap olduğunu, her yıl 15 bin araştırmacının kitaplardan faydalandığını ifade eden Puğ, kitapları yangın gibi tehlikelerden uzak tutmak amacıyla elektrik sistemini yenilediklerini ve gelecek nesillere sağlıklı ortamda ulaşmasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Dünyadaki değişime entegre olabilmek amacıyla dünyanın herhangi bir yerinden araştırmacılarıninternetüzerinden İzmir Milli Kütüphanesi&#8217;ni görebileceği sistemi oluşturduklarını bildiren Puğ, orijinal el yazması eserler için katalog hazırladıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Kütüphanenin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamaya hazırlandıklarını bildiren Puğ, kitap ve çocuğu buluşturmak için oyun alanlarının yer aldığı yeni bir kütüphane kurmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3840-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müze gibi kütüphane</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3840-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3840-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3840-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[
İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.

İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3841" title="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg" alt="ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR'AN-I KERIM" width="550" height="452" /></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.<br />
<span id="more-3843"></span></p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Selanik&#8217;teki 3. Genel Kurul kararıyla 1912&#8242;de kurulan kütüphanenin 100. yılını kutlamaya hazırlandığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Bakanlar Kurulukararıyla 1934&#8242;te kütüphanenin adına &#8221;milli&#8221; kelimesinin eklendiğini ifade eden Puğ, kütüphanede 300 yıllık altın varaklı el yazması Kur&#8217;an-ı Kerim, Enveri&#8217;nin Düsturname ve 600 yıl önce yazılmış eserlerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserler koleksiyonunda 72 adet çok değerli Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in de yer aldığı kütüphanede 4 bin el yazması eser bulunduğunu ifade eden Puğ, Yunan Filozofu Aristotales&#8217;in 1532 tarihli Gutenberg baskısı ile Katip Çelebi&#8217;nin ilk nüsha olan İbrahim Müteferrika baskısını da koruduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Fransa&#8217;dan heyet ağırlıyorlar</p>
<p style="text-align: center;">Kurucuları arasında Celal Bayar, Celal Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi isimlerin yer aldığı kütüphanenin Giritli Refet Efendi&#8217;nin bağışladığı 10 bin kitapla kurulduğunu ifade eden Ulvi Puğ, kütüphanenin ilk oluşturulduğu dönemde Fransızca&#8217;nın da yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenleİzmirMilli Kütüphanesi&#8217;nin önemli yabancı kaynağa sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: center;">Alphonse de Lamartine ve Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarının kütüphane kaynakları arasında yer aldığını bildiren Puğ, özellikle Hugo&#8217;nun eserlerini görmek isteyen çok sayıda Fransız heyeti her yıl kütüphanede ağırladıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Ulvi Puğ, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 3 defa kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">750 bin kitap var</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane&#8217;de 750 bin kitap olduğunu, her yıl 15 bin araştırmacının kitaplardan faydalandığını ifade eden Puğ, kitapları yangın gibi tehlikelerden uzak tutmak amacıyla elektrik sistemini yenilediklerini ve gelecek nesillere sağlıklı ortamda ulaşmasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Dünyadaki değişime entegre olabilmek amacıyla dünyanın herhangi bir yerinden araştırmacılarıninternetüzerinden İzmir Milli Kütüphanesi&#8217;ni görebileceği sistemi oluşturduklarını bildiren Puğ, orijinal el yazması eserler için katalog hazırladıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Kütüphanenin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamaya hazırlandıklarını bildiren Puğ, kitap ve çocuğu buluşturmak için oyun alanlarının yer aldığı yeni bir kütüphane kurmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3840-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR&#8217;AN-I KERIM</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/asirlik-kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/asirlik-kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg</guid>
		<description><![CDATA[
IZMIR MILLI KUTUPHANE 300 YILLIK ALTIN VARAKLI KUR&#8217;AN-I KERIM&#8217;I, ARISTOTALES&#8217;IN 1532 YILINA AIT GUTENBERG BASKISINI, DUNYA KLASIK EDEBIYATININ EN ONEMLI ISIMLERINDEN VICTOR HUGO&#8217;NUN ESERLERININ ILK BASIMLARINI BUNYESINDE BARINDIRIYOR. (ANADOLU AJANSI - ALI BALIKCI) (20111023)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="attachment"><a href='http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1.jpg' title='ASIRLIK KUTUPHANEDE 300 YILLIK KUR&#039;AN-I KERIM'><img src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/1-300x246.jpg" width="300" height="246" class="attachment-medium" alt="" /></a></p>
<p>IZMIR MILLI KUTUPHANE 300 YILLIK ALTIN VARAKLI KUR&#8217;AN-I KERIM&#8217;I, ARISTOTALES&#8217;IN 1532 YILINA AIT GUTENBERG BASKISINI, DUNYA KLASIK EDEBIYATININ EN ONEMLI ISIMLERINDEN VICTOR HUGO&#8217;NUN ESERLERININ ILK BASIMLARINI BUNYESINDE BARINDIRIYOR. (ANADOLU AJANSI - ALI BALIKCI) (20111023)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/muze-gibi-kutuphane/asirlik-kutuphanede-300-yillik-kuran-i-kerim/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müze gibi kütüphane</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3840-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3840-revision#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 08:45:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3840-revision</guid>
		<description><![CDATA[İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.
İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane 300 yıllık altın varaklı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, Aristotales&#8217;in 1532 yılına ait Gutenberg baskısını, dünya klasik edebiyatının en önemli isimlerinden Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarını bünyesinde barındırıyor.</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane Derneği ve Vakfı Başkanı Ulvi Puğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Selanik&#8217;teki 3. Genel Kurul kararıyla 1912&#8242;de kurulan kütüphanenin 100. yılını kutlamaya hazırlandığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Bakanlar Kurulukararıyla 1934&#8242;te kütüphanenin adına &#8221;milli&#8221; kelimesinin eklendiğini ifade eden Puğ, kütüphanede 300 yıllık altın varaklı el yazması Kur&#8217;an-ı Kerim, Enveri&#8217;nin Düsturname ve 600 yıl önce yazılmış eserlerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserler koleksiyonunda 72 adet çok değerli Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in de yer aldığı kütüphanede 4 bin el yazması eser bulunduğunu ifade eden Puğ, Yunan Filozofu Aristotales&#8217;in 1532 tarihli Gutenberg baskısı ile Katip Çelebi&#8217;nin ilk nüsha olan İbrahim Müteferrika baskısını da koruduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Fransa&#8217;dan heyet ağırlıyorlar</p>
<p style="text-align: center;">Kurucuları arasında Celal Bayar, Celal Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi isimlerin yer aldığı kütüphanenin Giritli Refet Efendi&#8217;nin bağışladığı 10 bin kitapla kurulduğunu ifade eden Ulvi Puğ, kütüphanenin ilk oluşturulduğu dönemde Fransızca&#8217;nın da yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenleİzmirMilli Kütüphanesi&#8217;nin önemli yabancı kaynağa sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p style="text-align: center;">Alphonse de Lamartine ve Victor Hugo&#8217;nun eserlerinin ilk basımlarının kütüphane kaynakları arasında yer aldığını bildiren Puğ, özellikle Hugo&#8217;nun eserlerini görmek isteyen çok sayıda Fransız heyeti her yıl kütüphanede ağırladıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Ulvi Puğ, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 3 defa kütüphaneyi ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">750 bin kitap var</p>
<p style="text-align: center;">İzmir Milli Kütüphane&#8217;de 750 bin kitap olduğunu, her yıl 15 bin araştırmacının kitaplardan faydalandığını ifade eden Puğ, kitapları yangın gibi tehlikelerden uzak tutmak amacıyla elektrik sistemini yenilediklerini ve gelecek nesillere sağlıklı ortamda ulaşmasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">Dünyadaki değişime entegre olabilmek amacıyla dünyanın herhangi bir yerinden araştırmacılarıninternetüzerinden İzmir Milli Kütüphanesi&#8217;ni görebileceği sistemi oluşturduklarını bildiren Puğ, orijinal el yazması eserler için katalog hazırladıklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: center;">Kütüphanenin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamaya hazırlandıklarını bildiren Puğ, kitap ve çocuğu buluşturmak için oyun alanlarının yer aldığı yeni bir kütüphane kurmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.samanyoluhaber.com">www.samanyoluhaber.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3840-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM&#8217;de güzel şeyler oluyor</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3835-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3835-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:51:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3835-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3838" title="fkmde-guzel-seyler-oluyor" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fkmde-guzel-seyler-oluyor.jpg" alt="fkmde-guzel-seyler-oluyor" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri genel müdür Ahmet Servet Aktosun ile konuştuk.<span id="more-3853"></span></p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi ya da kısa adıyla FKM, İstanbullu kültür-sanat dostlarının yıllardır müdavimi olduğu bir mekan. Çemberlitaş&#8217;ta bulunan FKM, sergilediği oyunlar ve gerçekleştirdiği etkinliklerle adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle bünyesinde bulunan tiyatrosuyla sadece İstanbullulara değil, Anadolu&#8217;nun hemen her köşesindeki kültür sanat takipçilerine adını duyurmayı başarmış bir kurum. &#8216;Kendi kültür dünyamız&#8217; sloganıyla yola çıkan kurum, çeşitli alanlarda yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle de, bir okul olmuş durumda.</p>
<p style="text-align: center;">Sahip olduğu bin ve yüz kişilik iki salonuyla ihtiyaç duyulan sanatsal ve kültürel etkinliklere dayelik yapmaya çalışıyor, bu istikamette adımlar atıyor. Son yıllarda ortaya koyduğu çalışmalarla, sanatın evrensel niteliklerini, kültürümüzün ana unsurlarıyla buluşturarak iyi bir imaj oluşturdu. FKM bir yandan da kendisini sürekli yenilemeye çalışıyor. Yaklaşık 3 yıldır kurumun yöneticiliğini yapan Ahmet Servet Aktosun ile bir araya gelerek bu kültür kurumundaki yeni çalışmaları konuştuk.</p>
<p style="text-align: center;">Bir derdimiz var</p>
<p style="text-align: center;">Ahmet Servet Aktosun, FKM&#8217;nin kurulmasındaki ana gayenin; her türlü kültürel deformasyonun yaşandığı bir zeminde toplumumuzun kendi dinamikleriyle olan bağlarını güçlendirip, özünden uzaklaşmadan hayatiyetini sürdürmesi olduğunu söylüyor. Aktosun, Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin toplumumuzun hassasiyetlerini, milli ve manevi değerlerini gözeten ve ilkesel davranmayı bir vecibe olarak kabul eden bir misyon üstlendiğine dikkat çekiyor. FKM daha çok bünyesinde yer alan tiyatro ile biliniyor. Bunun sebebi tiyatrosuyla ülke çapında gösteri yapıyor olması.</p>
<p style="text-align: center;">Hz. Ömer&#8217;in Gözyaşları, Tuna Boyu, Hacata, Hırsız, O&#8217;nu Beklerken, Hepimiz Oradaydık, Yolun Açık Olsun ve Kapılar gibi oyunları sahneledi ve sahnelemeye devam ediyor. Aktosun, bütün oyunlarda &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217;ı ifade etmeye çalıştıklarını anlatıyor: &#8220;Bir derdimiz var ve bu derdimizi insanımıza iletmek arzusu içerisindeyiz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Fuaye alanı, sergi mekanı oluyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM sadece tiyatroyla ilgilenen kurum değil, müzikle ilgili çalışmalar da yapıyor. Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları var mesela. Yeni yapılan stüdyosu ile sanatçıların albüm kayıtlarını da yapabileceği bir mekan. Sanat mekanlarının yetersizliğinin tartışıldığı İstanbul&#8217;da merkezi konumu ve kapasitesi ile birçok kültürel aktiviteye de ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında uluslararası nitelikte etkinlikler de yer alıyor. Örneğin yakın geçmişte Sızıntı-Yeni Ümit ve Hira dergileri FKM&#8217;de ortaklaşa Uluslararası Kur&#8217;an ve Bilimsel Hakikatler Sempozyumu&#8217;nu gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin yeni dönemde hayata geçirmeyi düşündüğü birçok yeni proje var. Bunlardan birisi fuaye alanının kaliteli bir sergi alanına dönüştürülmesi. Çünkü FKM&#8217;nin İstanbul&#8217;da eşine az rastlanan büyüklükte bir fuayesi var. Ahmet Servet Aktosun bu alanın sergi salonu olarak kullanılabilmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını ve bu sezon yetişmezse önümüzdeki sezon mekanda farklı sergilere ev sahipliği yapacaklarının müjdesini veriyor. Tiyatro olarak kasım ayında çıkarmayı planladığı yeni bir oyun var FKM&#8217;nin. Ayrıca çıkacak olan yeni bir Çanakkale oyunu da var. Tiyatro ekipleri yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Diğer yandan FKM Çocuk Tiyatrosu sezon hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: center;">FKM konserleri geliyor</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğü ses getirecek bir projesi daha var: FKM Konserleri. Ahmet Servet Aktosun bu konserlerin gayesinin kaliteli müzikle Anadolu insanını buluşturmak olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: &#8220;Sponsor arayışı içerisindeyiz, eğer müspet bir sonuç alabilirsek en kısa sürede gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Biz burada elimizden geldiğince &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217; adına ne yapabileceğimizin endişesi içerisinde hareket ediyoruz, kaliteden ödün vermemeye çalışıyor ve Anadolu insanlarının desteğini bekliyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">FKM okulu büyüyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM olarak geleceğin kültür ve sanat dünyasında milletimizin kendilerinden istifade edeceği altyapısı sağlam, kendi değerlerine yabancı olmayan, ufukları geniş ve sağlam karakterli kültür ve sanat insanları yetiştirme adına kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bunu gerçekleştirme adına çeşitli eğitim programları icra ediyoruz. Bunlar; tiyatro okulu, diksiyon okulu, hitabet okulu, seslendirme okulu, radyo televizyon spikerliği okulu, müzik okulu, şan eğitimi okulu. Oldukça kaliteli bir işinin ehli olan bir eğitim kadromuz var. En iyi şekilde bu işi yapmaya gayret ediyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Yeni oyun: Kapılar</p>
<p style="text-align: center;">Henüz sahnede arz-ı endam etmeye başlayan yeni oyunun adı Kapılar. Bu oyun 1970&#8242;li yıllarda kenar bir mahallede geçiyor. İçki ve kumar alışkanlığı olan karakterin mahalleye taşınan Kasap Fatih&#8217;le tanışmasıyla yaşadığı dönüşüm ses, görüntü ve ışık efektleriyle zenginleştirilmiş bir şekilde verilmeye çalışılıyor. Çok olumlu tepkiler aldı seyirciden oyun. İnşallah çok sayıda insan seyreder ve istifade eder. 18 Kasım&#8217;da oyunumuzun galasını yapacağız, fakat o tarihe kadar da oyun FKM&#8217;de seyircisiyle buluşmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">ALİ PEKTAŞ - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3835-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM&#8217;de güzel şeyler oluyor</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3835-autosave</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3835-autosave#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3835-autosave</guid>
		<description><![CDATA[
Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3838" title="fkmde-guzel-seyler-oluyor" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fkmde-guzel-seyler-oluyor.jpg" alt="fkmde-guzel-seyler-oluyor" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri genel müdür Ahmet Servet Aktosun ile konuştuk.<span id="more-3837"></span></p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi ya da kısa adıyla FKM, İstanbullu kültür-sanat dostlarının yıllardır müdavimi olduğu bir mekan. Çemberlitaş&#8217;ta bulunan FKM, sergilediği oyunlar ve gerçekleştirdiği etkinliklerle adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle bünyesinde bulunan tiyatrosuyla sadece İstanbullulara değil, Anadolu&#8217;nun hemen her köşesindeki kültür sanat takipçilerine adını duyurmayı başarmış bir kurum. &#8216;Kendi kültür dünyamız&#8217; sloganıyla yola çıkan kurum, çeşitli alanlarda yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle de, bir okul olmuş durumda.</p>
<p style="text-align: center;">Sahip olduğu bin ve yüz kişilik iki salonuyla ihtiyaç duyulan sanatsal ve kültürel etkinliklere dayelik yapmaya çalışıyor, bu istikamette adımlar atıyor. Son yıllarda ortaya koyduğu çalışmalarla, sanatın evrensel niteliklerini, kültürümüzün ana unsurlarıyla buluşturarak iyi bir imaj oluşturdu. FKM bir yandan da kendisini sürekli yenilemeye çalışıyor. Yaklaşık 3 yıldır kurumun yöneticiliğini yapan Ahmet Servet Aktosun ile bir araya gelerek bu kültür kurumundaki yeni çalışmaları konuştuk.</p>
<p style="text-align: center;">Bir derdimiz var</p>
<p style="text-align: center;">Ahmet Servet Aktosun, FKM&#8217;nin kurulmasındaki ana gayenin; her türlü kültürel deformasyonun yaşandığı bir zeminde toplumumuzun kendi dinamikleriyle olan bağlarını güçlendirip, özünden uzaklaşmadan hayatiyetini sürdürmesi olduğunu söylüyor. Aktosun, Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin toplumumuzun hassasiyetlerini, milli ve manevi değerlerini gözeten ve ilkesel davranmayı bir vecibe olarak kabul eden bir misyon üstlendiğine dikkat çekiyor. FKM daha çok bünyesinde yer alan tiyatro ile biliniyor. Bunun sebebi tiyatrosuyla ülke çapında gösteri yapıyor olması.</p>
<p style="text-align: center;">Hz. Ömer&#8217;in Gözyaşları, Tuna Boyu, Hacata, Hırsız, O&#8217;nu Beklerken, Hepimiz Oradaydık, Yolun Açık Olsun ve Kapılar gibi oyunları sahneledi ve sahnelemeye devam ediyor. Aktosun, bütün oyunlarda &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217;ı ifade etmeye çalıştıklarını anlatıyor: &#8220;Bir derdimiz var ve bu derdimizi insanımıza iletmek arzusu içerisindeyiz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Fuaye alanı, sergi mekanı oluyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM sadece tiyatroyla ilgilenen kurum değil, müzikle ilgili çalışmalar da yapıyor. Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları var mesela. Yeni yapılan stüdyosu ile sanatçıların albüm kayıtlarını da yapabileceği bir mekan. Sanat mekanlarının yetersizliğinin tartışıldığı İstanbul&#8217;da merkezi konumu ve kapasitesi ile birçok kültürel aktiviteye de ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında uluslararası nitelikte etkinlikler de yer alıyor. Örneğin yakın geçmişte Sızıntı-Yeni Ümit ve Hira dergileri FKM&#8217;de ortaklaşa Uluslararası Kur&#8217;an ve Bilimsel Hakikatler Sempozyumu&#8217;nu gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin yeni dönemde hayata geçirmeyi düşündüğü birçok yeni proje var. Bunlardan birisi fuaye alanının kaliteli bir sergi alanına dönüştürülmesi. Çünkü FKM&#8217;nin İstanbul&#8217;da eşine az rastlanan büyüklükte bir fuayesi var. Ahmet Servet Aktosun bu alanın sergi salonu olarak kullanılabilmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını ve bu sezon yetişmezse önümüzdeki sezon mekanda farklı sergilere ev sahipliği yapacaklarının müjdesini veriyor. Tiyatro olarak kasım ayında çıkarmayı planladığı yeni bir oyun var FKM&#8217;nin. Ayrıca çıkacak olan yeni bir Çanakkale oyunu da var. Tiyatro ekipleri yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Diğer yandan FKM Çocuk Tiyatrosu sezon hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: center;">FKM konserleri geliyor</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğü ses getirecek bir projesi daha var: FKM Konserleri. Ahmet Servet Aktosun bu konserlerin gayesinin kaliteli müzikle Anadolu insanını buluşturmak olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: &#8220;Sponsor arayışı içerisindeyiz, eğer müspet bir sonuç alabilirsek en kısa sürede gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Biz burada elimizden geldiğince &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217; adına ne yapabileceğimizin endişesi içerisinde hareket ediyoruz, kaliteden ödün vermemeye çalışıyor ve Anadolu insanlarının desteğini bekliyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">FKM okulu büyüyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM olarak geleceğin kültür ve sanat dünyasında milletimizin kendilerinden istifade edeceği altyapısı sağlam, kendi değerlerine yabancı olmayan, ufukları geniş ve sağlam karakterli kültür ve sanat insanları yetiştirme adına kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bunu gerçekleştirme adına çeşitli eğitim programları icra ediyoruz. Bunlar; tiyatro okulu, diksiyon okulu, hitabet okulu, seslendirme okulu, radyo televizyon spikerliği okulu, müzik okulu, şan eğitimi okulu. Oldukça kaliteli bir işinin ehli olan bir eğitim kadromuz var. En iyi şekilde bu işi yapmaya gayret ediyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Yeni oyun: Kapılar</p>
<p style="text-align: center;">Henüz sahnede arz-ı endam etmeye başlayan yeni oyunun adı Kapılar. Bu oyun 1970&#8242;li yıllarda kenar bir mahallede geçiyor. İçki ve kumar alışkanlığı olan karakterin mahalleye taşınan Kasap Fatih&#8217;le tanışmasıyla yaşadığı dönüşüm ses, görüntü ve ışık efektleriyle zenginleştirilmiş bir şekilde verilmeye çalışılıyor. Çok olumlu tepkiler aldı seyirciden oyun. İnşallah çok sayıda insan seyreder ve istifade eder. 18 Kasım&#8217;da oyunumuzun galasını yapacağız, fakat o tarihe kadar da oyun FKM&#8217;de seyircisiyle buluşmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">ALİ PEKTAŞ - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3835-autosave/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>fkmde-guzel-seyler-oluyor</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/fkmde-guzel-seyler-oluyor/fkmde-guzel-seyler-oluyor</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/fkmde-guzel-seyler-oluyor/fkmde-guzel-seyler-oluyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:51:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fkmde-guzel-seyler-oluyor.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/fkmde-guzel-seyler-oluyor/fkmde-guzel-seyler-oluyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM&#8217;de güzel şeyler oluyor</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/fkmde-guzel-seyler-oluyor</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/fkmde-guzel-seyler-oluyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3835</guid>
		<description><![CDATA[
Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3838" title="fkmde-guzel-seyler-oluyor" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/fkmde-guzel-seyler-oluyor.jpg" alt="fkmde-guzel-seyler-oluyor" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri genel müdür Ahmet Servet Aktosun ile konuştuk.<span id="more-3835"></span></p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi ya da kısa adıyla FKM, İstanbullu kültür-sanat dostlarının yıllardır müdavimi olduğu bir mekan. Çemberlitaş&#8217;ta bulunan FKM, sergilediği oyunlar ve gerçekleştirdiği etkinliklerle adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle bünyesinde bulunan tiyatrosuyla sadece İstanbullulara değil, Anadolu&#8217;nun hemen her köşesindeki kültür sanat takipçilerine adını duyurmayı başarmış bir kurum. &#8216;Kendi kültür dünyamız&#8217; sloganıyla yola çıkan kurum, çeşitli alanlarda yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle de, bir okul olmuş durumda.</p>
<p style="text-align: center;">Sahip olduğu bin ve yüz kişilik iki salonuyla ihtiyaç duyulan sanatsal ve kültürel etkinliklere dayelik yapmaya çalışıyor, bu istikamette adımlar atıyor. Son yıllarda ortaya koyduğu çalışmalarla, sanatın evrensel niteliklerini, kültürümüzün ana unsurlarıyla buluşturarak iyi bir imaj oluşturdu. FKM bir yandan da kendisini sürekli yenilemeye çalışıyor. Yaklaşık 3 yıldır kurumun yöneticiliğini yapan Ahmet Servet Aktosun ile bir araya gelerek bu kültür kurumundaki yeni çalışmaları konuştuk.</p>
<p style="text-align: center;">Bir derdimiz var</p>
<p style="text-align: center;">Ahmet Servet Aktosun, FKM&#8217;nin kurulmasındaki ana gayenin; her türlü kültürel deformasyonun yaşandığı bir zeminde toplumumuzun kendi dinamikleriyle olan bağlarını güçlendirip, özünden uzaklaşmadan hayatiyetini sürdürmesi olduğunu söylüyor. Aktosun, Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin toplumumuzun hassasiyetlerini, milli ve manevi değerlerini gözeten ve ilkesel davranmayı bir vecibe olarak kabul eden bir misyon üstlendiğine dikkat çekiyor. FKM daha çok bünyesinde yer alan tiyatro ile biliniyor. Bunun sebebi tiyatrosuyla ülke çapında gösteri yapıyor olması.</p>
<p style="text-align: center;">Hz. Ömer&#8217;in Gözyaşları, Tuna Boyu, Hacata, Hırsız, O&#8217;nu Beklerken, Hepimiz Oradaydık, Yolun Açık Olsun ve Kapılar gibi oyunları sahneledi ve sahnelemeye devam ediyor. Aktosun, bütün oyunlarda &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217;ı ifade etmeye çalıştıklarını anlatıyor: &#8220;Bir derdimiz var ve bu derdimizi insanımıza iletmek arzusu içerisindeyiz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Fuaye alanı, sergi mekanı oluyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM sadece tiyatroyla ilgilenen kurum değil, müzikle ilgili çalışmalar da yapıyor. Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları var mesela. Yeni yapılan stüdyosu ile sanatçıların albüm kayıtlarını da yapabileceği bir mekan. Sanat mekanlarının yetersizliğinin tartışıldığı İstanbul&#8217;da merkezi konumu ve kapasitesi ile birçok kültürel aktiviteye de ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında uluslararası nitelikte etkinlikler de yer alıyor. Örneğin yakın geçmişte Sızıntı-Yeni Ümit ve Hira dergileri FKM&#8217;de ortaklaşa Uluslararası Kur&#8217;an ve Bilimsel Hakikatler Sempozyumu&#8217;nu gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin yeni dönemde hayata geçirmeyi düşündüğü birçok yeni proje var. Bunlardan birisi fuaye alanının kaliteli bir sergi alanına dönüştürülmesi. Çünkü FKM&#8217;nin İstanbul&#8217;da eşine az rastlanan büyüklükte bir fuayesi var. Ahmet Servet Aktosun bu alanın sergi salonu olarak kullanılabilmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını ve bu sezon yetişmezse önümüzdeki sezon mekanda farklı sergilere ev sahipliği yapacaklarının müjdesini veriyor. Tiyatro olarak kasım ayında çıkarmayı planladığı yeni bir oyun var FKM&#8217;nin. Ayrıca çıkacak olan yeni bir Çanakkale oyunu da var. Tiyatro ekipleri yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Diğer yandan FKM Çocuk Tiyatrosu sezon hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: center;">FKM konserleri geliyor</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğü ses getirecek bir projesi daha var: FKM Konserleri. Ahmet Servet Aktosun bu konserlerin gayesinin kaliteli müzikle Anadolu insanını buluşturmak olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: &#8220;Sponsor arayışı içerisindeyiz, eğer müspet bir sonuç alabilirsek en kısa sürede gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Biz burada elimizden geldiğince &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217; adına ne yapabileceğimizin endişesi içerisinde hareket ediyoruz, kaliteden ödün vermemeye çalışıyor ve Anadolu insanlarının desteğini bekliyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">FKM okulu büyüyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM olarak geleceğin kültür ve sanat dünyasında milletimizin kendilerinden istifade edeceği altyapısı sağlam, kendi değerlerine yabancı olmayan, ufukları geniş ve sağlam karakterli kültür ve sanat insanları yetiştirme adına kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bunu gerçekleştirme adına çeşitli eğitim programları icra ediyoruz. Bunlar; tiyatro okulu, diksiyon okulu, hitabet okulu, seslendirme okulu, radyo televizyon spikerliği okulu, müzik okulu, şan eğitimi okulu. Oldukça kaliteli bir işinin ehli olan bir eğitim kadromuz var. En iyi şekilde bu işi yapmaya gayret ediyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Yeni oyun: Kapılar</p>
<p style="text-align: center;">Henüz sahnede arz-ı endam etmeye başlayan yeni oyunun adı Kapılar. Bu oyun 1970&#8242;li yıllarda kenar bir mahallede geçiyor. İçki ve kumar alışkanlığı olan karakterin mahalleye taşınan Kasap Fatih&#8217;le tanışmasıyla yaşadığı dönüşüm ses, görüntü ve ışık efektleriyle zenginleştirilmiş bir şekilde verilmeye çalışılıyor. Çok olumlu tepkiler aldı seyirciden oyun. İnşallah çok sayıda insan seyreder ve istifade eder. 18 Kasım&#8217;da oyunumuzun galasını yapacağız, fakat o tarihe kadar da oyun FKM&#8217;de seyircisiyle buluşmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">ALİ PEKTAŞ - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/fkmde-guzel-seyler-oluyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM&#8217;de güzel şeyler oluyor</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3835-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3835-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3835-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri genel müdür Ahmet Servet Aktosun ile konuştuk.<span id="more-3839"></span></p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi ya da kısa adıyla FKM, İstanbullu kültür-sanat dostlarının yıllardır müdavimi olduğu bir mekan. Çemberlitaş&#8217;ta bulunan FKM, sergilediği oyunlar ve gerçekleştirdiği etkinliklerle adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle bünyesinde bulunan tiyatrosuyla sadece İstanbullulara değil, Anadolu&#8217;nun hemen her köşesindeki kültür sanat takipçilerine adını duyurmayı başarmış bir kurum. &#8216;Kendi kültür dünyamız&#8217; sloganıyla yola çıkan kurum, çeşitli alanlarda yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle de, bir okul olmuş durumda.</p>
<p style="text-align: center;">Sahip olduğu bin ve yüz kişilik iki salonuyla ihtiyaç duyulan sanatsal ve kültürel etkinliklere dayelik yapmaya çalışıyor, bu istikamette adımlar atıyor. Son yıllarda ortaya koyduğu çalışmalarla, sanatın evrensel niteliklerini, kültürümüzün ana unsurlarıyla buluşturarak iyi bir imaj oluşturdu. FKM bir yandan da kendisini sürekli yenilemeye çalışıyor. Yaklaşık 3 yıldır kurumun yöneticiliğini yapan Ahmet Servet Aktosun ile bir araya gelerek bu kültür kurumundaki yeni çalışmaları konuştuk.</p>
<p style="text-align: center;">Bir derdimiz var</p>
<p style="text-align: center;">Ahmet Servet Aktosun, FKM&#8217;nin kurulmasındaki ana gayenin; her türlü kültürel deformasyonun yaşandığı bir zeminde toplumumuzun kendi dinamikleriyle olan bağlarını güçlendirip, özünden uzaklaşmadan hayatiyetini sürdürmesi olduğunu söylüyor. Aktosun, Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin toplumumuzun hassasiyetlerini, milli ve manevi değerlerini gözeten ve ilkesel davranmayı bir vecibe olarak kabul eden bir misyon üstlendiğine dikkat çekiyor. FKM daha çok bünyesinde yer alan tiyatro ile biliniyor. Bunun sebebi tiyatrosuyla ülke çapında gösteri yapıyor olması.</p>
<p style="text-align: center;">Hz. Ömer&#8217;in Gözyaşları, Tuna Boyu, Hacata, Hırsız, O&#8217;nu Beklerken, Hepimiz Oradaydık, Yolun Açık Olsun ve Kapılar gibi oyunları sahneledi ve sahnelemeye devam ediyor. Aktosun, bütün oyunlarda &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217;ı ifade etmeye çalıştıklarını anlatıyor: &#8220;Bir derdimiz var ve bu derdimizi insanımıza iletmek arzusu içerisindeyiz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Fuaye alanı, sergi mekanı oluyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM sadece tiyatroyla ilgilenen kurum değil, müzikle ilgili çalışmalar da yapıyor. Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları var mesela. Yeni yapılan stüdyosu ile sanatçıların albüm kayıtlarını da yapabileceği bir mekan. Sanat mekanlarının yetersizliğinin tartışıldığı İstanbul&#8217;da merkezi konumu ve kapasitesi ile birçok kültürel aktiviteye de ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında uluslararası nitelikte etkinlikler de yer alıyor. Örneğin yakın geçmişte Sızıntı-Yeni Ümit ve Hira dergileri FKM&#8217;de ortaklaşa Uluslararası Kur&#8217;an ve Bilimsel Hakikatler Sempozyumu&#8217;nu gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin yeni dönemde hayata geçirmeyi düşündüğü birçok yeni proje var. Bunlardan birisi fuaye alanının kaliteli bir sergi alanına dönüştürülmesi. Çünkü FKM&#8217;nin İstanbul&#8217;da eşine az rastlanan büyüklükte bir fuayesi var. Ahmet Servet Aktosun bu alanın sergi salonu olarak kullanılabilmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını ve bu sezon yetişmezse önümüzdeki sezon mekanda farklı sergilere ev sahipliği yapacaklarının müjdesini veriyor. Tiyatro olarak kasım ayında çıkarmayı planladığı yeni bir oyun var FKM&#8217;nin. Ayrıca çıkacak olan yeni bir Çanakkale oyunu da var. Tiyatro ekipleri yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Diğer yandan FKM Çocuk Tiyatrosu sezon hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: center;">FKM konserleri geliyor</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğü ses getirecek bir projesi daha var: FKM Konserleri. Ahmet Servet Aktosun bu konserlerin gayesinin kaliteli müzikle Anadolu insanını buluşturmak olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: &#8220;Sponsor arayışı içerisindeyiz, eğer müspet bir sonuç alabilirsek en kısa sürede gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Biz burada elimizden geldiğince &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217; adına ne yapabileceğimizin endişesi içerisinde hareket ediyoruz, kaliteden ödün vermemeye çalışıyor ve Anadolu insanlarının desteğini bekliyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">FKM okulu büyüyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM olarak geleceğin kültür ve sanat dünyasında milletimizin kendilerinden istifade edeceği altyapısı sağlam, kendi değerlerine yabancı olmayan, ufukları geniş ve sağlam karakterli kültür ve sanat insanları yetiştirme adına kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bunu gerçekleştirme adına çeşitli eğitim programları icra ediyoruz. Bunlar; tiyatro okulu, diksiyon okulu, hitabet okulu, seslendirme okulu, radyo televizyon spikerliği okulu, müzik okulu, şan eğitimi okulu. Oldukça kaliteli bir işinin ehli olan bir eğitim kadromuz var. En iyi şekilde bu işi yapmaya gayret ediyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Yeni oyun: Kapılar</p>
<p style="text-align: center;">Henüz sahnede arz-ı endam etmeye başlayan yeni oyunun adı Kapılar. Bu oyun 1970&#8242;li yıllarda kenar bir mahallede geçiyor. İçki ve kumar alışkanlığı olan karakterin mahalleye taşınan Kasap Fatih&#8217;le tanışmasıyla yaşadığı dönüşüm ses, görüntü ve ışık efektleriyle zenginleştirilmiş bir şekilde verilmeye çalışılıyor. Çok olumlu tepkiler aldı seyirciden oyun. İnşallah çok sayıda insan seyreder ve istifade eder. 18 Kasım&#8217;da oyunumuzun galasını yapacağız, fakat o tarihe kadar da oyun FKM&#8217;de seyircisiyle buluşmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">ALİ PEKTAŞ - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3835-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>FKM&#8217;de güzel şeyler oluyor</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3835-revision</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3835-revision#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:49:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3835-revision</guid>
		<description><![CDATA[Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Kültür ve sanat dostlarının daha çok tiyatrosuyla tanıdığı Fırat Kültür Merkezi (FKM), bünyesinde oluşturduğu okullarla eğitim faaliyetleri de yürütüyor. Bugüne kadar birçok kültür etkinliğini gerçekleştiren FKM, yakın dönemde yine adından sıkça bahsettireceğe benziyor. Yeni projeleri genel müdür Ahmet Servet Aktosun ile konuştuk.<span id="more-3836"></span></p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi ya da kısa adıyla FKM, İstanbullu kültür-sanat dostlarının yıllardır müdavimi olduğu bir mekan. Çemberlitaş&#8217;ta bulunan FKM, sergilediği oyunlar ve gerçekleştirdiği etkinliklerle adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle bünyesinde bulunan tiyatrosuyla sadece İstanbullulara değil, Anadolu&#8217;nun hemen her köşesindeki kültür sanat takipçilerine adını duyurmayı başarmış bir kurum. &#8216;Kendi kültür dünyamız&#8217; sloganıyla yola çıkan kurum, çeşitli alanlarda yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle de, bir okul olmuş durumda.</p>
<p style="text-align: center;">Sahip olduğu bin ve yüz kişilik iki salonuyla ihtiyaç duyulan sanatsal ve kültürel etkinliklere dayelik yapmaya çalışıyor, bu istikamette adımlar atıyor. Son yıllarda ortaya koyduğu çalışmalarla, sanatın evrensel niteliklerini, kültürümüzün ana unsurlarıyla buluşturarak iyi bir imaj oluşturdu. FKM bir yandan da kendisini sürekli yenilemeye çalışıyor. Yaklaşık 3 yıldır kurumun yöneticiliğini yapan Ahmet Servet Aktosun ile bir araya gelerek bu kültür kurumundaki yeni çalışmaları konuştuk.</p>
<p style="text-align: center;">Bir derdimiz var</p>
<p style="text-align: center;">Ahmet Servet Aktosun, FKM&#8217;nin kurulmasındaki ana gayenin; her türlü kültürel deformasyonun yaşandığı bir zeminde toplumumuzun kendi dinamikleriyle olan bağlarını güçlendirip, özünden uzaklaşmadan hayatiyetini sürdürmesi olduğunu söylüyor. Aktosun, Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin toplumumuzun hassasiyetlerini, milli ve manevi değerlerini gözeten ve ilkesel davranmayı bir vecibe olarak kabul eden bir misyon üstlendiğine dikkat çekiyor. FKM daha çok bünyesinde yer alan tiyatro ile biliniyor. Bunun sebebi tiyatrosuyla ülke çapında gösteri yapıyor olması.</p>
<p style="text-align: center;">Hz. Ömer&#8217;in Gözyaşları, Tuna Boyu, Hacata, Hırsız, O&#8217;nu Beklerken, Hepimiz Oradaydık, Yolun Açık Olsun ve Kapılar gibi oyunları sahneledi ve sahnelemeye devam ediyor. Aktosun, bütün oyunlarda &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217;ı ifade etmeye çalıştıklarını anlatıyor: &#8220;Bir derdimiz var ve bu derdimizi insanımıza iletmek arzusu içerisindeyiz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Fuaye alanı, sergi mekanı oluyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM sadece tiyatroyla ilgilenen kurum değil, müzikle ilgili çalışmalar da yapıyor. Türk halk müziği ve Türk sanat müziği koroları var mesela. Yeni yapılan stüdyosu ile sanatçıların albüm kayıtlarını da yapabileceği bir mekan. Sanat mekanlarının yetersizliğinin tartışıldığı İstanbul&#8217;da merkezi konumu ve kapasitesi ile birçok kültürel aktiviteye de ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında uluslararası nitelikte etkinlikler de yer alıyor. Örneğin yakın geçmişte Sızıntı-Yeni Ümit ve Hira dergileri FKM&#8217;de ortaklaşa Uluslararası Kur&#8217;an ve Bilimsel Hakikatler Sempozyumu&#8217;nu gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin yeni dönemde hayata geçirmeyi düşündüğü birçok yeni proje var. Bunlardan birisi fuaye alanının kaliteli bir sergi alanına dönüştürülmesi. Çünkü FKM&#8217;nin İstanbul&#8217;da eşine az rastlanan büyüklükte bir fuayesi var. Ahmet Servet Aktosun bu alanın sergi salonu olarak kullanılabilmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını ve bu sezon yetişmezse önümüzdeki sezon mekanda farklı sergilere ev sahipliği yapacaklarının müjdesini veriyor. Tiyatro olarak kasım ayında çıkarmayı planladığı yeni bir oyun var FKM&#8217;nin. Ayrıca çıkacak olan yeni bir Çanakkale oyunu da var. Tiyatro ekipleri yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Diğer yandan FKM Çocuk Tiyatrosu sezon hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: center;">FKM konserleri geliyor</p>
<p style="text-align: center;">Fırat Kültür Merkezi&#8217;nin önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğü ses getirecek bir projesi daha var: FKM Konserleri. Ahmet Servet Aktosun bu konserlerin gayesinin kaliteli müzikle Anadolu insanını buluşturmak olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: &#8220;Sponsor arayışı içerisindeyiz, eğer müspet bir sonuç alabilirsek en kısa sürede gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Biz burada elimizden geldiğince &#8216;kendi kültür dünyamız&#8217; adına ne yapabileceğimizin endişesi içerisinde hareket ediyoruz, kaliteden ödün vermemeye çalışıyor ve Anadolu insanlarının desteğini bekliyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">FKM okulu büyüyor</p>
<p style="text-align: center;">FKM olarak geleceğin kültür ve sanat dünyasında milletimizin kendilerinden istifade edeceği altyapısı sağlam, kendi değerlerine yabancı olmayan, ufukları geniş ve sağlam karakterli kültür ve sanat insanları yetiştirme adına kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bunu gerçekleştirme adına çeşitli eğitim programları icra ediyoruz. Bunlar; tiyatro okulu, diksiyon okulu, hitabet okulu, seslendirme okulu, radyo televizyon spikerliği okulu, müzik okulu, şan eğitimi okulu. Oldukça kaliteli bir işinin ehli olan bir eğitim kadromuz var. En iyi şekilde bu işi yapmaya gayret ediyoruz.</p>
<p style="text-align: center;">Yeni oyun: Kapılar</p>
<p style="text-align: center;">Henüz sahnede arz-ı endam etmeye başlayan yeni oyunun adı Kapılar. Bu oyun 1970&#8242;li yıllarda kenar bir mahallede geçiyor. İçki ve kumar alışkanlığı olan karakterin mahalleye taşınan Kasap Fatih&#8217;le tanışmasıyla yaşadığı dönüşüm ses, görüntü ve ışık efektleriyle zenginleştirilmiş bir şekilde verilmeye çalışılıyor. Çok olumlu tepkiler aldı seyirciden oyun. İnşallah çok sayıda insan seyreder ve istifade eder. 18 Kasım&#8217;da oyunumuzun galasını yapacağız, fakat o tarihe kadar da oyun FKM&#8217;de seyircisiyle buluşmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">ALİ PEKTAŞ - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3835-revision/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Şekspir&#8217;i kim?</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/turkcenin-sekspiri-kim</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/turkcenin-sekspiri-kim#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:48:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/?p=3829</guid>
		<description><![CDATA[
Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdim, bazı dizeler gönlümü titretti ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3830" title="turkcenin-sekspiri-kim" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/turkcenin-sekspiri-kim.jpg" alt="turkcenin-sekspiri-kim" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdim, bazı dizeler gönlümü titretti ve taktığım gözlük bizim Yunus ile Shakespeare&#8217;i bana kardeş gösterdi.<span id="more-3829"></span></p>
<p style="text-align: center;">Kevin Spacey, Shakespeare&#8217;in &#8220;Üçüncü Richard&#8221; adlı oyununun beş özel temsili için İstanbul&#8217;a geldiğinde ben Elliot Engel&#8217;in &#8220;Oscar Nasıl Wilde Oldu?&#8221; adlı kitabını okuyordum. İngilizce yazan edebiyatçıların özel hayatlarına dair ilginç anekdotların verildiği kitapta İngilizcede kullanılan birçok sözcük, deyim ve anlatım tarzının Shakespeare&#8217;den geldiğini anlatıyordu.</p>
<p style="text-align: center;">Engel&#8217;in verdiği listede &#8220;fair play&#8221; gibi Türkçede de yaygın olarak kullanılan deyimi görünce çok şaşırdım. Çevirmen Zeynep Avcı, Oxford İngilizce Sözlüğü&#8217;ne göre Shakespeare&#8217;in İngilizceye yaklaşık 3 bin yeni sözcük armağan ettiğini, kimi eleştirmenlere göre bu sayının 10 ila 20 bini aştığını ileri sürdüğünü kaydetmişti. Bu rakam beni büyüledi. Shakespeare&#8217;in eserlerini dilimize kazandıran çevirmen Bülent Bozkurt&#8217;a sordum.</p>
<p style="text-align: center;">Bozkurt, Leslie Dunton-Downer and Alan Riding Essential Shakespeare Handbook kitabını kaynak göstererek Shakespeare&#8217;in İngilizceye yaptığı katkıyı &#8220;1500 kelime civarında&#8221; olarak belirtti. Ünlü yazarın, oyun ve şiirlerinde kullandığı birbirinden farklı kelime sayısı ise yaklaşık 20 bin idi ve bu rakama Shakespeare&#8217;e özgü deyim, deyiş ve ibareler dahil değildi.</p>
<p style="text-align: center;">Hangi yazarımız olmasaydı Türkçe olmazdı?</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Demek ki&#8221; dedim kendi kendime &#8220;Shakespeare olmasaydı İngilizce de olmayacaktı!&#8221; Bu hayretle sormaya devam ettim: Acaba hangi yazarımız olmasaydı Türkçe olmazdı? Kullandığı kelimelerin zenginliği açısından Türk diline en büyük katkıyı kim yaptı? Shakespeare ile bu açıdan yarışacak bir dil ustamız oldu mu bizim? Kuşkusuz bir yazarı sadece icat ettiği ve kullandığı kelime sayısıyla değerlendirmek yanlış olurdu. Yine de merak ediyordum, biz dilimizi en çok kime borçluyduk?</p>
<p style="text-align: center;">Millî Eğitim Dergisi&#8217;nin 2000 yılında yayımlanan nüshasında Mesiha Tosunoğ-lu&#8217;nun bir makalesi var. Burada Peyami Safa&#8217;nın 6 bin 400, Ahmet Midhat Efendi&#8217;nin 13 bin kelimeyle yazdığı belirtiliyor. Edebiyat eleştirmeni Mehmet Fuat, Ahmet Haşim&#8217;in şiirlerinde bin 446, Firdevsi&#8217;nin 8 bin 300, Fuzuli&#8217;nin 4 bin, Orhan Veli&#8217;nin 3 bin 945 sözcük kullandığını kaydediyor. Günümüzde çok satan yazarların kelime dağarcığına dair bir rakama ulaşamadım.</p>
<p style="text-align: center;">TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Türk edebiyatının Anadolu&#8217;da kurulması, gelişmesi ve yaygınlaşmasını sağlayan kişi olarak Yunus Emre&#8217;yi işaret etti. Edebiyat öğrenimi görmüş bir İngiliz&#8217;in bile Şekspir&#8217;in eserlerinin özgün baskılarını Shakespeare Glossary adlı özel sözlüğe bakmadan kavrayamadığını söyleyen Akalın, Yunus&#8217;un şiirlerini büyük ölçüde bugün de anlayabildiğimizi ve özlü söyleyişler açısından günümüze kalan Yunusça söyleyişlerin hiç de az olmadığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">TDK Başkanı&#8217;na göre Shakespeare&#8217;in kullandığı yirmi bin sözcük, Yunus Emre&#8217;nin söz varlığı ile kıyaslanmamalı çünkü Yunus yalnızca şiir vadisinde eserler ortaya koydu. Şiirler âdeta damıtılmış sözler olduğundan sınırlı sayıda söz varlığına sahip. Shakespeare&#8217;in söz varlığının önemli bir bölümünü ise tiyatroları oluşturuyor. Ne yazık ki Türkçede bu ölçüde söz varlığına sahip olan bir yazar yok!</p>
<p style="text-align: center;">Akalın&#8217;ın Ahmet Haşim&#8217;in söz varlığı için verdiği rakam bin 793, Yahya Kemal için ise 3 bin 307. Romancı Peyami Safa, on bir romanında 6 bin 143 farklı sözcük kullanmış. Bu yönüyle edebiyatımızda en fazla söz varlığına sahip kişi olarak biliniyor. Atatürk&#8217;ün Nutuk&#8217;unun özgün metninde 6 bin 791 söz varlığı bulunduğuna da işaret eden Akalın, &#8220;Ali Püsküllüoğlu Yaşar Kemal Sözlüğü&#8217;nü hazırladı ama amaç söz varlığını ortaya koymak değil yazarın eserlerindeki Çukurova ağızlarına ait yerel söz varlığını bir araya getirmekti. Yirmi iki eserin taranmasıyla elde edilen söz varlığında 635 sözcük bulunuyor.&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: center;">Türkçemizi var eden Yunus</p>
<p style="text-align: center;">Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Bölümü Başkanı Prof. Abdullah Uçman, hiçbir yazarımızın Shakespeare gibi bir dâhiyle karşılaştırılamayacağı görüşünde:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Yeryüzündeki başka diller gibi Türk dili de zaman içerisinde çeşitli ihtiyaçlar ve ilişkiler etrafında gelişmiştir. Bilindiği gibi Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımından meydana gelen Osmanlı Türkçesi, Türk dilinin en zengin olduğu dönemdir. Türk dilinde sadeleşme sürecinin başladığı Millî Edebiyat ve Cumhuriyet devirlerinden sonra yetişen Ömer Seyfeddin, Yakup Kadri, Refik Hâlid, Reşat Nuri, Halide Edib, Mehmed Âkif, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Kemal Tahir, Tarık Buğra gibi yazarların eserleriyle hiç şüphesiz Türk dili zenginleşmiştir ama bu yönleriyle bizim yazarlarımızın hiçbirini Shakespeare gibi bir dâhi ile mukayese etmek mümkün değildir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Selim İleri, kullandıkları kelimelerin çokluğu ve zenginliği açısından geçmişte Yunus Emre&#8217;ye, Karacaoğlan&#8217;a, daha yakın dönemde Refik Halit Karay&#8217;a, Nazım Hikmet&#8217;e, Safiye Erol&#8217;a, Behçet Necatigil&#8217;e, Oktay Rıfat&#8217;a, Yaşar Kemal&#8217;e çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyor. Üslup açısından ise Abdülhak Şinasi Hisar&#8217;ı, Falih Rıfkı Atay&#8217;ı, Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ı, Sâmiha Ayverdi&#8217;yi, Attila İlhan&#8217;ı anıyor.</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Türkçemizi var eden Yunus&#8217;tur.&#8221; diyenlerden biri de Hilmi Yavuz:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Cemal Süreya, bir şiirinde Yunus&#8217;un dilini &#8216;Türkçe&#8217;nin süt dişleri&#8217; benzetmesiyle dile getirmişti. Bu harikulade metafor, Türk dili&#8217;nin Yunus Emre&#8217;yle en halis, en arınmış ve en mükemmel bir başlangıçla, yani, Yunus&#8217;un Türkçesi ile vücuda geldiğini ima ediyor. Yunus&#8217;un şiir dili, bir başlangıç olduğu kadar, varılması amaçlanan bir gaye&#8217;dir de&#8230; Türk dili kadar Türk şiirinin dili, Yunus Emre&#8217;nin hazırladığı, bezediği ve yücelttiği bir yapıdır. Şunu söylemek istiyorum: Yunus&#8217;u bilmeden, onu okumadan şair olunamaz!&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Türkçenin Cibril&#8217;i</p>
<p style="text-align: center;">Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Mustafa Tatçı da Türkçemizi neden Yunus Emre&#8217;ye borçlu olduğumuzun sebeplerini şöyle açıklıyor:</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus halkı &#8216;hakk&#8217;a Türkçe davet etti: Yûnus, hakikati Arapça yahut Farsça söyleyen önceki gelenlerin sonuncusu, sonraki gelenlerin de ilkidir.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus bizim aşk ve manâ dilimizin kurucusudur: Biz Yûnus&#8217;la dilimizi öğrendik. O bize, sevmeyi, sevgi yoluyla Hakk&#8217;a ulaşacağımızı kendi dilimizle öğretti. Anadili Türkçeyi Hakk&#8217;ın ve hakikatin dili hâline getirdi. Sonra döndü, gönlüyle birlikte vahiy onun kalemiyle gökten yere Türkçe indi; Türkçenin Cibrîl&#8217;i oldu.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus bize sevmeyi öğretti: O sadece dil öğretmekle kalmadı, sevgiyi de öğretti. Biz, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın sevilince bilineceğini &#8220;Ol dost ile benim işim ölüp dahı bitmeyiser/ Bu niçe ola kim bite çün gönülde dost sevile&#8221; diyen aşk müderrisi Yûnus&#8217;tan öğrendik.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus tasavvuf dilini kurdu: Türkçenin inceliklerini yakalayan Yûnus, anadilinde tasavvuf ve ıstılah dilinin kurucusudur. Eğer bugün edebî bir Türkçeden söz ediyorsak, bunu Yûnus&#8217;a borçluyuz. Onun asıl farkı, Türkçeye getirdiği değişik ses ve kelimelere yüklediği orijinal manâlardadır. Dili, üslûbu ve mücerred unsurları anlatırken kullandığı müşahhas kavramlarla kendinden sonra gelişen halk ve dîvân şiirini gerek şekliyle ve gerekse muhtevasıyla hazırlayan kişi olmuştur.</p>
<p style="text-align: center;">Beşir Ayvazoğlu, edebiyatçıların kullandıkları kelime sayısı ile değerlendirilemeyeceğine inanıyor:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Üç beş kitabı bulunan bir şairin eserlerindeki kelime sayısıyla onlarca roman yazmış bir yazarın kullandığı kelime sayısı birbirinden elbette farklı olacaktır. Şairin kullandığı kelimelerin az olması, onun kelime hazinesinin de fakir olduğu anlamına gelmez. Mesela Ahmet Haşim dar bir kelime kadrosuyla harika bir şiir dünyası yaratmıştı. Mehmed Âkif, Tanzimat sonrası şairler arasındaki en çok kelime kullanan şairlerdendir. Türkçenin gerçek kudretini anlayabilmek için Evliya Çelebi, Naima, Ahmed Cevdet Paşa gibi yazarların eserlerini bu gözle incelemek gerektiği kanaatindeyim. Yunus Emre&#8217;nin de, Türkçenin ihmal edildiği çağda yaşamış olmasına rağmen çok zengin bir kelime hazinesine sahip olduğu bilinmektedir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">Aşkın olandan ilham alan şair</p>
<p style="text-align: center;">İngiliz edebiyat araştırmacısı ve şair Martin Lings, Shakespeare&#8217;in oyunlarındaki Sufi düşüncenin sembol ve yansımalarını Türkçeye &#8220;Shakes-peare&#8217;in Kutsal Sanatı&#8221; adıyla çevrilen kitabında anlatır ve onu adeta gerçeğin ardındaki hakikati arayan bir insan olarak resmeder. Müslüman olarak Ebubekir Siraceddin adını alan Lings, Shakespeare&#8217;in &#8220;aşkın olandan ilham alabilen&#8221; bir şair olduğunu söyler. Vardığı sonuçları tartışmayı uzmanlarına bırakalım, Yunus Emre ile Shakespeare arasında rastladığım benzer temalardan bir örnek vermek isterim. Yunus&#8217;un</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Sana ibret gerek ise, gel göresin bu sinleri/ Ger taş isen eriyesin, bakıp görücek bunları&#8221;<br />
dizeleriyle başlayan uzun şiirinde mezarlıkları enfes bir şekilde resmeder. Şöyle der bir yerinde:<br />
Bunlar bir vakt beyler idi, kapıcılar korlar idi / Gel imdi gör, bilmeyesin, bey hangidir ya kulları<br />
Ne kapı vardır giresi, ne yemek varır yiyesi/ Ne ışık vardır göresi, dün olmuştur gündüzleri</p>
<p style="text-align: center;">Şimdi Hamlet&#8217;in mezarlık sahnesine bakalım. Yeni kazılmış bir mezar başında Hamlet ile Horatio şöyle konuşurlar:</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Bir zamanlar onun da dili vardı, şarkı söylerdi. Şimdi şu herife bak; ilk katil Kabil&#8217;in kafatasıymış gibi, nasıl da fırlatıyor onu. Şimdi bir eşeğin elinde. Ama, zamanında Tanrı&#8217;yı bile aldatmaya kalkan, hilebazın biriydi belki de. Olamaz mı?</p>
<p style="text-align: center;">HORATİO: Olabilir lordum.</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Bir saraylıydı belki de. &#8220;Günaydın aziz lordum, nasılsınız aziz lordum?&#8221; diyordu. Falanca beyin atını isterken, ona övgüler yağdıran filanca bey. Değil mi?</p>
<p style="text-align: center;">HORATİO: Evet lordum.</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Evet ya, şimdi de nimet oldu toprak kutlarına. Çenesi düşmüş, başı da mezarcının küreğiyle, oradan oraya fırlatılıyor. Talihin çarkı muazzam bir örnek sunuyor. Ama onu fark edecek göz yok ki bizde! Bu kemikler kuka oynamak için mi beslenip büyütüldü? Düşündükçe kemiklerim sızlıyor.</p>
<p style="text-align: center;">I. SOYTARI: (Şarkı söyler.)</p>
<p style="text-align: center;">Bir kazma ve bir kürek, bir de kefen olmalı sarınacak. Özel olarak kazılmış bir de çukurun varsa, bundan uygun yer olur mu, senin gibi konuğa?</p>
<p style="text-align: center;">(Başka bir kafatası fırlatır.)</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: İşte bir tane daha. Belki bir avukatın kafatasıdır bu da. O kelime oyunları nerede şimdi? İnce ayrıntılar, davalar, tapu senetleri, hileler&#8230; Bu kaba herifin, pis küreğiyle kafasına, vurmasına nasıl razı oluyor da, şiddet kullanmaktan kovuşturma açmıyor? Hımm. Bu adam arsa alım satımcısıydı zamanında. Hani nerede ipotekler, sözleşmeler, cezalar, kefiller? Nerede hani hacizler? Toz toprakla dolmuş o kurnaz kafası. Bunu mu kazandı para cezalarından? Hacizlerden gelen kazancı bu mu? O çifter çifter kefilleri, neye kefillik edecekler şimdi? Eni boyu bir çift senet kadar olmayan şu yere mi? Bıraktığı mallarının tapuları bile, ancak sığar buraya. Kısmete bak, sahibine de o kadar yer düşüyor.</p>
<p style="text-align: center;">Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdiğimde, &#8220;Kendini feda et ki sürsün varlığın&#8221;, &#8220;Senin yapacağın doğurmak seni, başka bir senden&#8221;, &#8220;aslanın pençesini körelt/ ve oburca yedir toprağa kendi tatlı yavrusunu&#8221; gibi bazı dizeler gönlümü titretti ve taktığım gözlük bizim Yunus ile Shakespeare&#8217;i bana kardeş gösterdi.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">NURİYE AKMAN - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/turkcenin-sekspiri-kim/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Şekspir&#8217;i kim?</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3829-revision-3</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3829-revision-3#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3829-revision-3</guid>
		<description><![CDATA[
Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdim, bazı dizeler gönlümü titretti ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3830" title="turkcenin-sekspiri-kim" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/turkcenin-sekspiri-kim.jpg" alt="turkcenin-sekspiri-kim" width="567" height="315" /></p>
<p style="text-align: center;">Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdim, bazı dizeler gönlümü titretti ve taktığım gözlük bizim Yunus ile Shakespeare&#8217;i bana kardeş gösterdi.<span id="more-3833"></span></p>
<p style="text-align: center;">Kevin Spacey, Shakespeare&#8217;in &#8220;Üçüncü Richard&#8221; adlı oyununun beş özel temsili için İstanbul&#8217;a geldiğinde ben Elliot Engel&#8217;in &#8220;Oscar Nasıl Wilde Oldu?&#8221; adlı kitabını okuyordum. İngilizce yazan edebiyatçıların özel hayatlarına dair ilginç anekdotların verildiği kitapta İngilizcede kullanılan birçok sözcük, deyim ve anlatım tarzının Shakespeare&#8217;den geldiğini anlatıyordu.</p>
<p style="text-align: center;">Engel&#8217;in verdiği listede &#8220;fair play&#8221; gibi Türkçede de yaygın olarak kullanılan deyimi görünce çok şaşırdım. Çevirmen Zeynep Avcı, Oxford İngilizce Sözlüğü&#8217;ne göre Shakespeare&#8217;in İngilizceye yaklaşık 3 bin yeni sözcük armağan ettiğini, kimi eleştirmenlere göre bu sayının 10 ila 20 bini aştığını ileri sürdüğünü kaydetmişti. Bu rakam beni büyüledi. Shakespeare&#8217;in eserlerini dilimize kazandıran çevirmen Bülent Bozkurt&#8217;a sordum.</p>
<p style="text-align: center;">Bozkurt, Leslie Dunton-Downer and Alan Riding Essential Shakespeare Handbook kitabını kaynak göstererek Shakespeare&#8217;in İngilizceye yaptığı katkıyı &#8220;1500 kelime civarında&#8221; olarak belirtti. Ünlü yazarın, oyun ve şiirlerinde kullandığı birbirinden farklı kelime sayısı ise yaklaşık 20 bin idi ve bu rakama Shakespeare&#8217;e özgü deyim, deyiş ve ibareler dahil değildi.</p>
<p style="text-align: center;">Hangi yazarımız olmasaydı Türkçe olmazdı?</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Demek ki&#8221; dedim kendi kendime &#8220;Shakespeare olmasaydı İngilizce de olmayacaktı!&#8221; Bu hayretle sormaya devam ettim: Acaba hangi yazarımız olmasaydı Türkçe olmazdı? Kullandığı kelimelerin zenginliği açısından Türk diline en büyük katkıyı kim yaptı? Shakespeare ile bu açıdan yarışacak bir dil ustamız oldu mu bizim? Kuşkusuz bir yazarı sadece icat ettiği ve kullandığı kelime sayısıyla değerlendirmek yanlış olurdu. Yine de merak ediyordum, biz dilimizi en çok kime borçluyduk?</p>
<p style="text-align: center;">Millî Eğitim Dergisi&#8217;nin 2000 yılında yayımlanan nüshasında Mesiha Tosunoğ-lu&#8217;nun bir makalesi var. Burada Peyami Safa&#8217;nın 6 bin 400, Ahmet Midhat Efendi&#8217;nin 13 bin kelimeyle yazdığı belirtiliyor. Edebiyat eleştirmeni Mehmet Fuat, Ahmet Haşim&#8217;in şiirlerinde bin 446, Firdevsi&#8217;nin 8 bin 300, Fuzuli&#8217;nin 4 bin, Orhan Veli&#8217;nin 3 bin 945 sözcük kullandığını kaydediyor. Günümüzde çok satan yazarların kelime dağarcığına dair bir rakama ulaşamadım.</p>
<p style="text-align: center;">TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Türk edebiyatının Anadolu&#8217;da kurulması, gelişmesi ve yaygınlaşmasını sağlayan kişi olarak Yunus Emre&#8217;yi işaret etti. Edebiyat öğrenimi görmüş bir İngiliz&#8217;in bile Şekspir&#8217;in eserlerinin özgün baskılarını Shakespeare Glossary adlı özel sözlüğe bakmadan kavrayamadığını söyleyen Akalın, Yunus&#8217;un şiirlerini büyük ölçüde bugün de anlayabildiğimizi ve özlü söyleyişler açısından günümüze kalan Yunusça söyleyişlerin hiç de az olmadığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">TDK Başkanı&#8217;na göre Shakespeare&#8217;in kullandığı yirmi bin sözcük, Yunus Emre&#8217;nin söz varlığı ile kıyaslanmamalı çünkü Yunus yalnızca şiir vadisinde eserler ortaya koydu. Şiirler âdeta damıtılmış sözler olduğundan sınırlı sayıda söz varlığına sahip. Shakespeare&#8217;in söz varlığının önemli bir bölümünü ise tiyatroları oluşturuyor. Ne yazık ki Türkçede bu ölçüde söz varlığına sahip olan bir yazar yok!</p>
<p style="text-align: center;">Akalın&#8217;ın Ahmet Haşim&#8217;in söz varlığı için verdiği rakam bin 793, Yahya Kemal için ise 3 bin 307. Romancı Peyami Safa, on bir romanında 6 bin 143 farklı sözcük kullanmış. Bu yönüyle edebiyatımızda en fazla söz varlığına sahip kişi olarak biliniyor. Atatürk&#8217;ün Nutuk&#8217;unun özgün metninde 6 bin 791 söz varlığı bulunduğuna da işaret eden Akalın, &#8220;Ali Püsküllüoğlu Yaşar Kemal Sözlüğü&#8217;nü hazırladı ama amaç söz varlığını ortaya koymak değil yazarın eserlerindeki Çukurova ağızlarına ait yerel söz varlığını bir araya getirmekti. Yirmi iki eserin taranmasıyla elde edilen söz varlığında 635 sözcük bulunuyor.&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: center;">Türkçemizi var eden Yunus</p>
<p style="text-align: center;">Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Bölümü Başkanı Prof. Abdullah Uçman, hiçbir yazarımızın Shakespeare gibi bir dâhiyle karşılaştırılamayacağı görüşünde:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Yeryüzündeki başka diller gibi Türk dili de zaman içerisinde çeşitli ihtiyaçlar ve ilişkiler etrafında gelişmiştir. Bilindiği gibi Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımından meydana gelen Osmanlı Türkçesi, Türk dilinin en zengin olduğu dönemdir. Türk dilinde sadeleşme sürecinin başladığı Millî Edebiyat ve Cumhuriyet devirlerinden sonra yetişen Ömer Seyfeddin, Yakup Kadri, Refik Hâlid, Reşat Nuri, Halide Edib, Mehmed Âkif, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Kemal Tahir, Tarık Buğra gibi yazarların eserleriyle hiç şüphesiz Türk dili zenginleşmiştir ama bu yönleriyle bizim yazarlarımızın hiçbirini Shakespeare gibi bir dâhi ile mukayese etmek mümkün değildir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Selim İleri, kullandıkları kelimelerin çokluğu ve zenginliği açısından geçmişte Yunus Emre&#8217;ye, Karacaoğlan&#8217;a, daha yakın dönemde Refik Halit Karay&#8217;a, Nazım Hikmet&#8217;e, Safiye Erol&#8217;a, Behçet Necatigil&#8217;e, Oktay Rıfat&#8217;a, Yaşar Kemal&#8217;e çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyor. Üslup açısından ise Abdülhak Şinasi Hisar&#8217;ı, Falih Rıfkı Atay&#8217;ı, Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ı, Sâmiha Ayverdi&#8217;yi, Attila İlhan&#8217;ı anıyor.</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Türkçemizi var eden Yunus&#8217;tur.&#8221; diyenlerden biri de Hilmi Yavuz:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Cemal Süreya, bir şiirinde Yunus&#8217;un dilini &#8216;Türkçe&#8217;nin süt dişleri&#8217; benzetmesiyle dile getirmişti. Bu harikulade metafor, Türk dili&#8217;nin Yunus Emre&#8217;yle en halis, en arınmış ve en mükemmel bir başlangıçla, yani, Yunus&#8217;un Türkçesi ile vücuda geldiğini ima ediyor. Yunus&#8217;un şiir dili, bir başlangıç olduğu kadar, varılması amaçlanan bir gaye&#8217;dir de&#8230; Türk dili kadar Türk şiirinin dili, Yunus Emre&#8217;nin hazırladığı, bezediği ve yücelttiği bir yapıdır. Şunu söylemek istiyorum: Yunus&#8217;u bilmeden, onu okumadan şair olunamaz!&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Türkçenin Cibril&#8217;i</p>
<p style="text-align: center;">Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Mustafa Tatçı da Türkçemizi neden Yunus Emre&#8217;ye borçlu olduğumuzun sebeplerini şöyle açıklıyor:</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus halkı &#8216;hakk&#8217;a Türkçe davet etti: Yûnus, hakikati Arapça yahut Farsça söyleyen önceki gelenlerin sonuncusu, sonraki gelenlerin de ilkidir.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus bizim aşk ve manâ dilimizin kurucusudur: Biz Yûnus&#8217;la dilimizi öğrendik. O bize, sevmeyi, sevgi yoluyla Hakk&#8217;a ulaşacağımızı kendi dilimizle öğretti. Anadili Türkçeyi Hakk&#8217;ın ve hakikatin dili hâline getirdi. Sonra döndü, gönlüyle birlikte vahiy onun kalemiyle gökten yere Türkçe indi; Türkçenin Cibrîl&#8217;i oldu.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus bize sevmeyi öğretti: O sadece dil öğretmekle kalmadı, sevgiyi de öğretti. Biz, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın sevilince bilineceğini &#8220;Ol dost ile benim işim ölüp dahı bitmeyiser/ Bu niçe ola kim bite çün gönülde dost sevile&#8221; diyen aşk müderrisi Yûnus&#8217;tan öğrendik.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus tasavvuf dilini kurdu: Türkçenin inceliklerini yakalayan Yûnus, anadilinde tasavvuf ve ıstılah dilinin kurucusudur. Eğer bugün edebî bir Türkçeden söz ediyorsak, bunu Yûnus&#8217;a borçluyuz. Onun asıl farkı, Türkçeye getirdiği değişik ses ve kelimelere yüklediği orijinal manâlardadır. Dili, üslûbu ve mücerred unsurları anlatırken kullandığı müşahhas kavramlarla kendinden sonra gelişen halk ve dîvân şiirini gerek şekliyle ve gerekse muhtevasıyla hazırlayan kişi olmuştur.</p>
<p style="text-align: center;">Beşir Ayvazoğlu, edebiyatçıların kullandıkları kelime sayısı ile değerlendirilemeyeceğine inanıyor:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Üç beş kitabı bulunan bir şairin eserlerindeki kelime sayısıyla onlarca roman yazmış bir yazarın kullandığı kelime sayısı birbirinden elbette farklı olacaktır. Şairin kullandığı kelimelerin az olması, onun kelime hazinesinin de fakir olduğu anlamına gelmez. Mesela Ahmet Haşim dar bir kelime kadrosuyla harika bir şiir dünyası yaratmıştı. Mehmed Âkif, Tanzimat sonrası şairler arasındaki en çok kelime kullanan şairlerdendir. Türkçenin gerçek kudretini anlayabilmek için Evliya Çelebi, Naima, Ahmed Cevdet Paşa gibi yazarların eserlerini bu gözle incelemek gerektiği kanaatindeyim. Yunus Emre&#8217;nin de, Türkçenin ihmal edildiği çağda yaşamış olmasına rağmen çok zengin bir kelime hazinesine sahip olduğu bilinmektedir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">Aşkın olandan ilham alan şair</p>
<p style="text-align: center;">İngiliz edebiyat araştırmacısı ve şair Martin Lings, Shakespeare&#8217;in oyunlarındaki Sufi düşüncenin sembol ve yansımalarını Türkçeye &#8220;Shakes-peare&#8217;in Kutsal Sanatı&#8221; adıyla çevrilen kitabında anlatır ve onu adeta gerçeğin ardındaki hakikati arayan bir insan olarak resmeder. Müslüman olarak Ebubekir Siraceddin adını alan Lings, Shakespeare&#8217;in &#8220;aşkın olandan ilham alabilen&#8221; bir şair olduğunu söyler. Vardığı sonuçları tartışmayı uzmanlarına bırakalım, Yunus Emre ile Shakespeare arasında rastladığım benzer temalardan bir örnek vermek isterim. Yunus&#8217;un</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Sana ibret gerek ise, gel göresin bu sinleri/ Ger taş isen eriyesin, bakıp görücek bunları&#8221;<br />
dizeleriyle başlayan uzun şiirinde mezarlıkları enfes bir şekilde resmeder. Şöyle der bir yerinde:<br />
Bunlar bir vakt beyler idi, kapıcılar korlar idi / Gel imdi gör, bilmeyesin, bey hangidir ya kulları<br />
Ne kapı vardır giresi, ne yemek varır yiyesi/ Ne ışık vardır göresi, dün olmuştur gündüzleri</p>
<p style="text-align: center;">Şimdi Hamlet&#8217;in mezarlık sahnesine bakalım. Yeni kazılmış bir mezar başında Hamlet ile Horatio şöyle konuşurlar:</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Bir zamanlar onun da dili vardı, şarkı söylerdi. Şimdi şu herife bak; ilk katil Kabil&#8217;in kafatasıymış gibi, nasıl da fırlatıyor onu. Şimdi bir eşeğin elinde. Ama, zamanında Tanrı&#8217;yı bile aldatmaya kalkan, hilebazın biriydi belki de. Olamaz mı?</p>
<p style="text-align: center;">HORATİO: Olabilir lordum.</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Bir saraylıydı belki de. &#8220;Günaydın aziz lordum, nasılsınız aziz lordum?&#8221; diyordu. Falanca beyin atını isterken, ona övgüler yağdıran filanca bey. Değil mi?</p>
<p style="text-align: center;">HORATİO: Evet lordum.</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Evet ya, şimdi de nimet oldu toprak kutlarına. Çenesi düşmüş, başı da mezarcının küreğiyle, oradan oraya fırlatılıyor. Talihin çarkı muazzam bir örnek sunuyor. Ama onu fark edecek göz yok ki bizde! Bu kemikler kuka oynamak için mi beslenip büyütüldü? Düşündükçe kemiklerim sızlıyor.</p>
<p style="text-align: center;">I. SOYTARI: (Şarkı söyler.)</p>
<p style="text-align: center;">Bir kazma ve bir kürek, bir de kefen olmalı sarınacak. Özel olarak kazılmış bir de çukurun varsa, bundan uygun yer olur mu, senin gibi konuğa?</p>
<p style="text-align: center;">(Başka bir kafatası fırlatır.)</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: İşte bir tane daha. Belki bir avukatın kafatasıdır bu da. O kelime oyunları nerede şimdi? İnce ayrıntılar, davalar, tapu senetleri, hileler&#8230; Bu kaba herifin, pis küreğiyle kafasına, vurmasına nasıl razı oluyor da, şiddet kullanmaktan kovuşturma açmıyor? Hımm. Bu adam arsa alım satımcısıydı zamanında. Hani nerede ipotekler, sözleşmeler, cezalar, kefiller? Nerede hani hacizler? Toz toprakla dolmuş o kurnaz kafası. Bunu mu kazandı para cezalarından? Hacizlerden gelen kazancı bu mu? O çifter çifter kefilleri, neye kefillik edecekler şimdi? Eni boyu bir çift senet kadar olmayan şu yere mi? Bıraktığı mallarının tapuları bile, ancak sığar buraya. Kısmete bak, sahibine de o kadar yer düşüyor.</p>
<p style="text-align: center;">Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdiğimde, &#8220;Kendini feda et ki sürsün varlığın&#8221;, &#8220;Senin yapacağın doğurmak seni, başka bir senden&#8221;, &#8220;aslanın pençesini körelt/ ve oburca yedir toprağa kendi tatlı yavrusunu&#8221; gibi bazı dizeler gönlümü titretti ve taktığım gözlük bizim Yunus ile Shakespeare&#8217;i bana kardeş gösterdi.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">NURİYE AKMAN - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3829-revision-3/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Şekspir&#8217;i kim?</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/3829-revision-2</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/3829-revision-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:47:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/3829-revision-2</guid>
		<description><![CDATA[
Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdim, bazı dizeler gönlümü titretti ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3830" title="turkcenin-sekspiri-kim" src="http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/turkcenin-sekspiri-kim.jpg" alt="turkcenin-sekspiri-kim" width="630" height="350" /></p>
<p style="text-align: center;">Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdim, bazı dizeler gönlümü titretti ve taktığım gözlük bizim Yunus ile Shakespeare&#8217;i bana kardeş gösterdi.<span id="more-3832"></span></p>
<p style="text-align: center;">Kevin Spacey, Shakespeare&#8217;in &#8220;Üçüncü Richard&#8221; adlı oyununun beş özel temsili için İstanbul&#8217;a geldiğinde ben Elliot Engel&#8217;in &#8220;Oscar Nasıl Wilde Oldu?&#8221; adlı kitabını okuyordum. İngilizce yazan edebiyatçıların özel hayatlarına dair ilginç anekdotların verildiği kitapta İngilizcede kullanılan birçok sözcük, deyim ve anlatım tarzının Shakespeare&#8217;den geldiğini anlatıyordu.</p>
<p style="text-align: center;">Engel&#8217;in verdiği listede &#8220;fair play&#8221; gibi Türkçede de yaygın olarak kullanılan deyimi görünce çok şaşırdım. Çevirmen Zeynep Avcı, Oxford İngilizce Sözlüğü&#8217;ne göre Shakespeare&#8217;in İngilizceye yaklaşık 3 bin yeni sözcük armağan ettiğini, kimi eleştirmenlere göre bu sayının 10 ila 20 bini aştığını ileri sürdüğünü kaydetmişti. Bu rakam beni büyüledi. Shakespeare&#8217;in eserlerini dilimize kazandıran çevirmen Bülent Bozkurt&#8217;a sordum.</p>
<p style="text-align: center;">Bozkurt, Leslie Dunton-Downer and Alan Riding Essential Shakespeare Handbook kitabını kaynak göstererek Shakespeare&#8217;in İngilizceye yaptığı katkıyı &#8220;1500 kelime civarında&#8221; olarak belirtti. Ünlü yazarın, oyun ve şiirlerinde kullandığı birbirinden farklı kelime sayısı ise yaklaşık 20 bin idi ve bu rakama Shakespeare&#8217;e özgü deyim, deyiş ve ibareler dahil değildi.</p>
<p style="text-align: center;">Hangi yazarımız olmasaydı Türkçe olmazdı?</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Demek ki&#8221; dedim kendi kendime &#8220;Shakespeare olmasaydı İngilizce de olmayacaktı!&#8221; Bu hayretle sormaya devam ettim: Acaba hangi yazarımız olmasaydı Türkçe olmazdı? Kullandığı kelimelerin zenginliği açısından Türk diline en büyük katkıyı kim yaptı? Shakespeare ile bu açıdan yarışacak bir dil ustamız oldu mu bizim? Kuşkusuz bir yazarı sadece icat ettiği ve kullandığı kelime sayısıyla değerlendirmek yanlış olurdu. Yine de merak ediyordum, biz dilimizi en çok kime borçluyduk?</p>
<p style="text-align: center;">Millî Eğitim Dergisi&#8217;nin 2000 yılında yayımlanan nüshasında Mesiha Tosunoğ-lu&#8217;nun bir makalesi var. Burada Peyami Safa&#8217;nın 6 bin 400, Ahmet Midhat Efendi&#8217;nin 13 bin kelimeyle yazdığı belirtiliyor. Edebiyat eleştirmeni Mehmet Fuat, Ahmet Haşim&#8217;in şiirlerinde bin 446, Firdevsi&#8217;nin 8 bin 300, Fuzuli&#8217;nin 4 bin, Orhan Veli&#8217;nin 3 bin 945 sözcük kullandığını kaydediyor. Günümüzde çok satan yazarların kelime dağarcığına dair bir rakama ulaşamadım.</p>
<p style="text-align: center;">TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Türk edebiyatının Anadolu&#8217;da kurulması, gelişmesi ve yaygınlaşmasını sağlayan kişi olarak Yunus Emre&#8217;yi işaret etti. Edebiyat öğrenimi görmüş bir İngiliz&#8217;in bile Şekspir&#8217;in eserlerinin özgün baskılarını Shakespeare Glossary adlı özel sözlüğe bakmadan kavrayamadığını söyleyen Akalın, Yunus&#8217;un şiirlerini büyük ölçüde bugün de anlayabildiğimizi ve özlü söyleyişler açısından günümüze kalan Yunusça söyleyişlerin hiç de az olmadığını belirtti.</p>
<p style="text-align: center;">TDK Başkanı&#8217;na göre Shakespeare&#8217;in kullandığı yirmi bin sözcük, Yunus Emre&#8217;nin söz varlığı ile kıyaslanmamalı çünkü Yunus yalnızca şiir vadisinde eserler ortaya koydu. Şiirler âdeta damıtılmış sözler olduğundan sınırlı sayıda söz varlığına sahip. Shakespeare&#8217;in söz varlığının önemli bir bölümünü ise tiyatroları oluşturuyor. Ne yazık ki Türkçede bu ölçüde söz varlığına sahip olan bir yazar yok!</p>
<p style="text-align: center;">Akalın&#8217;ın Ahmet Haşim&#8217;in söz varlığı için verdiği rakam bin 793, Yahya Kemal için ise 3 bin 307. Romancı Peyami Safa, on bir romanında 6 bin 143 farklı sözcük kullanmış. Bu yönüyle edebiyatımızda en fazla söz varlığına sahip kişi olarak biliniyor. Atatürk&#8217;ün Nutuk&#8217;unun özgün metninde 6 bin 791 söz varlığı bulunduğuna da işaret eden Akalın, &#8220;Ali Püsküllüoğlu Yaşar Kemal Sözlüğü&#8217;nü hazırladı ama amaç söz varlığını ortaya koymak değil yazarın eserlerindeki Çukurova ağızlarına ait yerel söz varlığını bir araya getirmekti. Yirmi iki eserin taranmasıyla elde edilen söz varlığında 635 sözcük bulunuyor.&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: center;">Türkçemizi var eden Yunus</p>
<p style="text-align: center;">Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Bölümü Başkanı Prof. Abdullah Uçman, hiçbir yazarımızın Shakespeare gibi bir dâhiyle karşılaştırılamayacağı görüşünde:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Yeryüzündeki başka diller gibi Türk dili de zaman içerisinde çeşitli ihtiyaçlar ve ilişkiler etrafında gelişmiştir. Bilindiği gibi Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımından meydana gelen Osmanlı Türkçesi, Türk dilinin en zengin olduğu dönemdir. Türk dilinde sadeleşme sürecinin başladığı Millî Edebiyat ve Cumhuriyet devirlerinden sonra yetişen Ömer Seyfeddin, Yakup Kadri, Refik Hâlid, Reşat Nuri, Halide Edib, Mehmed Âkif, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Kemal Tahir, Tarık Buğra gibi yazarların eserleriyle hiç şüphesiz Türk dili zenginleşmiştir ama bu yönleriyle bizim yazarlarımızın hiçbirini Shakespeare gibi bir dâhi ile mukayese etmek mümkün değildir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Selim İleri, kullandıkları kelimelerin çokluğu ve zenginliği açısından geçmişte Yunus Emre&#8217;ye, Karacaoğlan&#8217;a, daha yakın dönemde Refik Halit Karay&#8217;a, Nazım Hikmet&#8217;e, Safiye Erol&#8217;a, Behçet Necatigil&#8217;e, Oktay Rıfat&#8217;a, Yaşar Kemal&#8217;e çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyor. Üslup açısından ise Abdülhak Şinasi Hisar&#8217;ı, Falih Rıfkı Atay&#8217;ı, Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ı, Sâmiha Ayverdi&#8217;yi, Attila İlhan&#8217;ı anıyor.</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Türkçemizi var eden Yunus&#8217;tur.&#8221; diyenlerden biri de Hilmi Yavuz:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Cemal Süreya, bir şiirinde Yunus&#8217;un dilini &#8216;Türkçe&#8217;nin süt dişleri&#8217; benzetmesiyle dile getirmişti. Bu harikulade metafor, Türk dili&#8217;nin Yunus Emre&#8217;yle en halis, en arınmış ve en mükemmel bir başlangıçla, yani, Yunus&#8217;un Türkçesi ile vücuda geldiğini ima ediyor. Yunus&#8217;un şiir dili, bir başlangıç olduğu kadar, varılması amaçlanan bir gaye&#8217;dir de&#8230; Türk dili kadar Türk şiirinin dili, Yunus Emre&#8217;nin hazırladığı, bezediği ve yücelttiği bir yapıdır. Şunu söylemek istiyorum: Yunus&#8217;u bilmeden, onu okumadan şair olunamaz!&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">Türkçenin Cibril&#8217;i</p>
<p style="text-align: center;">Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Mustafa Tatçı da Türkçemizi neden Yunus Emre&#8217;ye borçlu olduğumuzun sebeplerini şöyle açıklıyor:</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus halkı &#8216;hakk&#8217;a Türkçe davet etti: Yûnus, hakikati Arapça yahut Farsça söyleyen önceki gelenlerin sonuncusu, sonraki gelenlerin de ilkidir.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus bizim aşk ve manâ dilimizin kurucusudur: Biz Yûnus&#8217;la dilimizi öğrendik. O bize, sevmeyi, sevgi yoluyla Hakk&#8217;a ulaşacağımızı kendi dilimizle öğretti. Anadili Türkçeyi Hakk&#8217;ın ve hakikatin dili hâline getirdi. Sonra döndü, gönlüyle birlikte vahiy onun kalemiyle gökten yere Türkçe indi; Türkçenin Cibrîl&#8217;i oldu.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus bize sevmeyi öğretti: O sadece dil öğretmekle kalmadı, sevgiyi de öğretti. Biz, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın sevilince bilineceğini &#8220;Ol dost ile benim işim ölüp dahı bitmeyiser/ Bu niçe ola kim bite çün gönülde dost sevile&#8221; diyen aşk müderrisi Yûnus&#8217;tan öğrendik.</p>
<p style="text-align: center;">*Yûnus tasavvuf dilini kurdu: Türkçenin inceliklerini yakalayan Yûnus, anadilinde tasavvuf ve ıstılah dilinin kurucusudur. Eğer bugün edebî bir Türkçeden söz ediyorsak, bunu Yûnus&#8217;a borçluyuz. Onun asıl farkı, Türkçeye getirdiği değişik ses ve kelimelere yüklediği orijinal manâlardadır. Dili, üslûbu ve mücerred unsurları anlatırken kullandığı müşahhas kavramlarla kendinden sonra gelişen halk ve dîvân şiirini gerek şekliyle ve gerekse muhtevasıyla hazırlayan kişi olmuştur.</p>
<p style="text-align: center;">Beşir Ayvazoğlu, edebiyatçıların kullandıkları kelime sayısı ile değerlendirilemeyeceğine inanıyor:</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Üç beş kitabı bulunan bir şairin eserlerindeki kelime sayısıyla onlarca roman yazmış bir yazarın kullandığı kelime sayısı birbirinden elbette farklı olacaktır. Şairin kullandığı kelimelerin az olması, onun kelime hazinesinin de fakir olduğu anlamına gelmez. Mesela Ahmet Haşim dar bir kelime kadrosuyla harika bir şiir dünyası yaratmıştı. Mehmed Âkif, Tanzimat sonrası şairler arasındaki en çok kelime kullanan şairlerdendir. Türkçenin gerçek kudretini anlayabilmek için Evliya Çelebi, Naima, Ahmed Cevdet Paşa gibi yazarların eserlerini bu gözle incelemek gerektiği kanaatindeyim. Yunus Emre&#8217;nin de, Türkçenin ihmal edildiği çağda yaşamış olmasına rağmen çok zengin bir kelime hazinesine sahip olduğu bilinmektedir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: center;">Aşkın olandan ilham alan şair</p>
<p style="text-align: center;">İngiliz edebiyat araştırmacısı ve şair Martin Lings, Shakespeare&#8217;in oyunlarındaki Sufi düşüncenin sembol ve yansımalarını Türkçeye &#8220;Shakes-peare&#8217;in Kutsal Sanatı&#8221; adıyla çevrilen kitabında anlatır ve onu adeta gerçeğin ardındaki hakikati arayan bir insan olarak resmeder. Müslüman olarak Ebubekir Siraceddin adını alan Lings, Shakespeare&#8217;in &#8220;aşkın olandan ilham alabilen&#8221; bir şair olduğunu söyler. Vardığı sonuçları tartışmayı uzmanlarına bırakalım, Yunus Emre ile Shakespeare arasında rastladığım benzer temalardan bir örnek vermek isterim. Yunus&#8217;un</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Sana ibret gerek ise, gel göresin bu sinleri/ Ger taş isen eriyesin, bakıp görücek bunları&#8221;<br />
dizeleriyle başlayan uzun şiirinde mezarlıkları enfes bir şekilde resmeder. Şöyle der bir yerinde:<br />
Bunlar bir vakt beyler idi, kapıcılar korlar idi / Gel imdi gör, bilmeyesin, bey hangidir ya kulları<br />
Ne kapı vardır giresi, ne yemek varır yiyesi/ Ne ışık vardır göresi, dün olmuştur gündüzleri</p>
<p style="text-align: center;">Şimdi Hamlet&#8217;in mezarlık sahnesine bakalım. Yeni kazılmış bir mezar başında Hamlet ile Horatio şöyle konuşurlar:</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Bir zamanlar onun da dili vardı, şarkı söylerdi. Şimdi şu herife bak; ilk katil Kabil&#8217;in kafatasıymış gibi, nasıl da fırlatıyor onu. Şimdi bir eşeğin elinde. Ama, zamanında Tanrı&#8217;yı bile aldatmaya kalkan, hilebazın biriydi belki de. Olamaz mı?</p>
<p style="text-align: center;">HORATİO: Olabilir lordum.</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Bir saraylıydı belki de. &#8220;Günaydın aziz lordum, nasılsınız aziz lordum?&#8221; diyordu. Falanca beyin atını isterken, ona övgüler yağdıran filanca bey. Değil mi?</p>
<p style="text-align: center;">HORATİO: Evet lordum.</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: Evet ya, şimdi de nimet oldu toprak kutlarına. Çenesi düşmüş, başı da mezarcının küreğiyle, oradan oraya fırlatılıyor. Talihin çarkı muazzam bir örnek sunuyor. Ama onu fark edecek göz yok ki bizde! Bu kemikler kuka oynamak için mi beslenip büyütüldü? Düşündükçe kemiklerim sızlıyor.</p>
<p style="text-align: center;">I. SOYTARI: (Şarkı söyler.)</p>
<p style="text-align: center;">Bir kazma ve bir kürek, bir de kefen olmalı sarınacak. Özel olarak kazılmış bir de çukurun varsa, bundan uygun yer olur mu, senin gibi konuğa?</p>
<p style="text-align: center;">(Başka bir kafatası fırlatır.)</p>
<p style="text-align: center;">HAMLET: İşte bir tane daha. Belki bir avukatın kafatasıdır bu da. O kelime oyunları nerede şimdi? İnce ayrıntılar, davalar, tapu senetleri, hileler&#8230; Bu kaba herifin, pis küreğiyle kafasına, vurmasına nasıl razı oluyor da, şiddet kullanmaktan kovuşturma açmıyor? Hımm. Bu adam arsa alım satımcısıydı zamanında. Hani nerede ipotekler, sözleşmeler, cezalar, kefiller? Nerede hani hacizler? Toz toprakla dolmuş o kurnaz kafası. Bunu mu kazandı para cezalarından? Hacizlerden gelen kazancı bu mu? O çifter çifter kefilleri, neye kefillik edecekler şimdi? Eni boyu bir çift senet kadar olmayan şu yere mi? Bıraktığı mallarının tapuları bile, ancak sığar buraya. Kısmete bak, sahibine de o kadar yer düşüyor.</p>
<p style="text-align: center;">Büyük yazarların benzer evrensel temaları işlemesinden daha doğal ne olabilir? Şurası muhakkak ki insan hangi gözlüğü takmışsa, dünyayı öyle görüyor; görmek istediği gibi&#8230; Shakespeare&#8217;in sonelerini bir kez daha gözden geçirdiğimde, &#8220;Kendini feda et ki sürsün varlığın&#8221;, &#8220;Senin yapacağın doğurmak seni, başka bir senden&#8221;, &#8220;aslanın pençesini körelt/ ve oburca yedir toprağa kendi tatlı yavrusunu&#8221; gibi bazı dizeler gönlümü titretti ve taktığım gözlük bizim Yunus ile Shakespeare&#8217;i bana kardeş gösterdi.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;">NURİYE AKMAN - ZAMAN PAZAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/3829-revision-2/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>turkcenin-sekspiri-kim</title>
		<link>http://www.fkmonline.net/turkcenin-sekspiri-kim/turkcenin-sekspiri-kim</link>
		<comments>http://www.fkmonline.net/turkcenin-sekspiri-kim/turkcenin-sekspiri-kim#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 11:47:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fkmonline.net/wp-content/uploads/2011/10/turkcenin-sekspiri-kim.jpg</guid>
		<description><![CDATA[

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fkmonline.net/turkcenin-sekspiri-kim/turkcenin-sekspiri-kim/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

